Ana SayfaKültür & SanatYok Daha Ne Sansür'ler

Yok Daha Ne Sansür’ler

-

Cibali Karakolu oyununda hayat kadını rolünün sansürlendiği haberleri sıcaklığını korurken; “hep hükümet mi soysun” lafına ikinci sansür geldi.

Yıllarca Nejat Uygur‘un muhteşem performansıyla akıllara kazınan Cibali Karakolu adlı oyununa Türkiye’ye has sansürler gelmeye devam ediyor.

Tiyatrocu Nedim Saban, bu sezon sahnelenmeye başlanan ‘Cibali Karakolu’ isimli oyunda fahişe karakterini canlandıran Betül Kızılok Bavli’nin tümden sansürlenerek oyundan çıkarıldığını söyledi. Saban, sosyal medya hesabından; “Ve… tiyatroda o..pu rolü oynamak yasak! Şehir Tiyatrosu, Cibali Karakolunda bu rolü oynayan oyuncunun sahnelerini kaldırıp, oyuncuyu atmış” diye yazdı.

Bu iddia üzerine açıklama yapan İstanbul Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Erhan Yazıcıoğlu, oyundan sansürün olmadığını, oyunun çok uzun olması sebebiyle içinde hayat kadını sahnesinin de bulunduğu bazı sahnelerin kaldırıldığını belirtti. Bu iddiaları ortaya atanları da eleştiren Yazıcıoğlu, kimseden talimat almadığını ifade etti.

Aynı oyunda ikinci sansür iddiasını da Ahmet Hakan Hürriyet’teki köşesinde yazdı. Hakan, dev oyuncu Zihni Göktay’ın ağzından sansür olayını şöyle anlattı: “Oyunda emniyet amiri Cafer sevgilisine ‘Gel beni soy’ diyor. Kadın reddedince de ‘illa hükümet mi soyacak?’ diye espri yapıyor. Seyircimizin biri hükümeti rencide ettiğini düşündüğü bu sözü Beyaz Masa’ya şikayet etmiş. Bu 1951 yılında yazılmış bir piyes. Cafer o günkü hükümeti kastediyor.Ama sunu anlatamazsınız. Kaldırdılar o sözü oyundan.”

Oyunun Konusu

İstanbul Şehir Tiyatroları‘nda sergilenen ve yönetmenliğini Nedret Denizhan’ın yaptığı oyunda, HİR Cibali Karakolu hali hazırda varlığını koruyan pek çok gerçeğe ışık tutarak geçmişten günümüzü yansıtan eleştirel bir ayna tutuyor. Öğrenilmiş kadın erkek ilişkileri başta olmak üzere, paranın ilişkilerdeki etkisi, çeşitli kurumlardaki eksikliklerin neden olduğu yetersizlik, toplumsal ve politik yaşama dair eleştirilerle biçimlenen oyun, güldürmek kadar yeniden cevaplanması gereken pek çok soruyu da beraberinde getiriyor.

SON YAZILAR

Modern çağın jeolojik heykelleri: Dünyanın 70 çölünden doğan bir mimari arşiv

Apple Park’ın zeytin ağaçları arasında, dünyanın yetmiş farklı çölünden toplanan kumlarla üretilmiş dört yüzü aşkın cam sütun yükseliyor. Katie Paterson ve Zeller & Moye tasarımı "Mirage", malzemeyi jeolojik bir hafıza kartına dönüştürürken, sınırları eriten küresel bir iş birliğini simgeliyor.

Sanatçıların Komedisi: İki Delilik / Pierrot & Harlequin

Çoğumuzun genelde soytarı olarak nitelendirdiğimiz tiplemelerin özellikle 18. ve 19. yüzyıldaki eserlerde, sıkça karşımıza çıkmasının anlamını ve nedenini hiç merak etmiş miydiniz? Bu, zamanın bir...

Kabul görmek lütuf değil haktır: Lilith’in kızı Âdem

2020'de ilk kitabı Sancı'yı okurla buluşturan Mine Soycan, 2025'te kanayan yaralarımızdan birine dokundu ve bu dokunuştan kabul görmenin bir lütuf değil apaçık, dümdüz bir hak...

Bir sandalyeyi yetiştirmek: Nucleo’nun Terra projesi üzerinden ekolojik tasarımın yeni dili

Endüstriyel üretimin hakim olduğu bir çağda, tasarımın doğayla ilişkisi çoğu zaman "malzeme seçimi" düzeyinde kalır. Oysa bazı projeler, bu ilişkinin yalnızca yüzeysel bir tercih değil,...
Damla Ertürk
Damla Ertürk
Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde Radyo Tv ve Sinema okuyor. Boş zamanlarını bisiklet sürerek ya da senaryo ve denemeler yazarak geçirmeyi seviyor. Sosyal sorumluluk projeleri, siyaset ve spor alanlarında çalışma yürütüyor.

ÇOK OKUNANLAR

95,278BeğenenlerBeğen
17,593TakipçilerTakip Et
22,156TakipçilerTakip Et
243AboneAbone Ol