Kaliforniya’da yaşayan Patrick Schmidt hayatında radikal bir değişiklik yapmayı kafaya koyduğu anda 1990 yıllarından kalma bir okul servisi satın aldı ve onu yeni, taşınabilir bir eve dönüştürmeye karar verdi. Skoliolove lakaplı Schmidt, bu yıl Mart ayında 4 bin 500 dolara bu okul servisini satın aldı. Sonraki 3 ayını, bu otobüsü, “tekerleklerin üzerindeki hayallerinin evi”ne dönüştürmeye harcadı. Ve babası, ona yardım etmek için yanı başındaydı.

Daha önceden bir kilise tarafından kullanılan “Big Blue” ismini otobüsüne verdi ve onu Kaliforniya’dan ailesinin yanına, Vegas’a götürdü.

Bu baba ve oğul, Home Depot ve Amazon siteleri başta olmak üzere, birçok yerden kaynak temin ederek, tüm işleri kendileri yaptılar.


Otobüsün, konforlu bir eve dönüşümü, yaklaşık 9 bin dolara mâl oldu. Patrick’in esas amacı, bu karavanla Amerika’yı başından sonuna kadar gezmekti ve amacına ulaştı da. Otobüsün dönüşümü nihayet Ağustos’da tamamlandığında, Schmidt ve arkadaşı “Big Blue”, Amerika karayolları üzerinde bulunan 30 eyalette, çoktan yaklaşık 16,000 km yapmışlardı. Seyahatinin ilk durağı Vegas, ikinci durağı Kaliforniya ve üçüncü durağı Seatle’dı. Bir süre Batı Sahili’nde gezdi, ardından Forth Collins’e, Colorado’ya oradan da Buffalo/New York’a geçti.

Patrick verdiği röportajda, “Bu süreçte yiyebileceğimiz yemeğe, içebileceğimiz bir şeye ya da ihtiyacımız olan herhangi bir şeye sahip olduğumuzdan emin olmak için annem hep yanımızdaydı. Ailemi çok seviyorum.” diye belirtti.

Schmidt, kendi internet sitesine, “Gezip görmem gereken 50 eyaletin sonuncusu Rhode Island’dı ve bunu orada kutladım. Son birkaç yıldır 50 eyaletini gezip görmek benim için çok büyük bir rüyaydı. Fakat sonunda başardım! Bu rüyayı gerçekleştirdikten sonra sırada Arkansas vardı. Arkansas’a gittim ve şuan Ocala/Florida’da ağaçlarla çevrili bir yolun kenarında tekerlekli evimde yaşıyorum.” diye yazmış.


Bu taşınabilir ev; tamamen güneş enerjisi, dönüştürücüler, enversörler ve bataryalar ile çalışıyor. Schmidt’in anlattığına göre, şuanda daha sağlıklı ve sorumluluk sahibi bir yaşam tarzı var.

“Çok daha az et ürünleri tükettim. Market alışverişlerinde verilen plastik poşetleri kullanmayı bıraktım. Yerleşik düzenli evimdeyken tükettiğim miktardan daha az su ve elektrik kullandım. Karavanımda televizyonum yok, doğayı izlemeyi tercih ettim. Karavanımda pişirdiğim sağlıklı yemekleri yedim. Çamaşırlarımın çoğunu kendim yıkadım. Daha çok müzik dinledim ve hayatımda daha önce hiç yazmadığım kadar yazı yazdım. Santa Barbara tepelerindeki şarap tadımlarına katıldım, Rocky Dağları’na tırmandım, Boston’da arkadaşlarımla bir araya geldim, ev yapımı leziz pizza yedim ve yerli bira içtim, Niagara Şelalesi’nde en yakın arkadaşımla birlikteyken Tom Petty’e rastladık.

İşte bu benim yaşamak istediğim hayat tarzı. Karavanımda yaşamak ve başımın çaresine bakmak istiyorum. Bu seyahatim bitti, şimdi tekerlekleri dönmeden evimde yaşayacağım. Siz de kutu gibi küçük bir alanda yaşarken toplumda nasıl çalışacağınızı ve nasıl para kazanacağınızı düşünün.” diyerek internet sitesindeki yazısını sonlandırıyor Schmidt. 

Kabul edelim hepimiz bulutların üstünde yaşayan Schmidt’i biraz kıskandık. Skooliolove’a şapkalarımızı çıkartıp tebriklerimizi sunalım. Umarız ki o ve arkadaşı “Big Blue” daha heyecanlı yolculuklar ve egzotik maceralar yaşarlar. Biz de kafamızı bu yazıdan kaldırıp kutu gibi küçük bir alanda yaşarken toplumda nasıl çalışıp nasıl para kazanacağımızı düşünelim. Umarız bir gün biz de, popüler kültürün bileklerimize bağladığı zincirleri kırabiliriz…

Kaynak: thevintagenews