Ana SayfaEkolojiDoğaŞirinler, Şirine ve Belki de Şirin Baba Üzerine

Şirinler, Şirine ve Belki de Şirin Baba Üzerine

-

Uslu bir çocuk muyuz? Aramızdaki Fenando Vera’lara selam olsun. Kozmik gezginler yuvalarına döndüler. Kuşlar da yuvaya döndü sanırım. Bu selam da Nilüfer’e gelsin. Nilüfer nerede acaba? En son estetikle görmüştüm onu. Bizi öptüğü yerde bekliyorduk kendisini. Zamanında, kalbimizi teslim ettiğimiz hanımefendiyi beklemek aynı rahmetli Chris Cornel’in “like a stone“ şarkısı gibi bizim için.

Mr. Robot – Fenando Vera

Tabii, Chris abimizinde bekleyemediğini insanlık ailesi olarak anladık. Fişi çekti, ne oldu? Bir şey olmadı dostum. Kozmik gezgin yuvaya döndü, fırçayı yedi ve sonra eğer sırada yer varsa tekrar doğacak. Bu sırayı da şu görselle açıklayalım ki ortak bir paydamız olsun. İşimiz gücümüz matematik dostlar.

Yukarı paragrafta belirtilen “şu görsel”

Şuraya da bir “tabii” koyalım, Niçe de demiş ki beklemek ahlaksızlaştırır. Doğru, eğer gezegen seviyesindeyseniz günlük ahlakınız bozulur. Bekledikçe sabrınız gider ve ahlaksızca işler yapabilirsiniz. Günlük ahlak genelde personaların işidir, benliksel işlerdir. VoV, ancak aktif sabır dediğimiz kanala geçerseniz oradaki sabır istediğinizin ne olduğunu size anlatır. Muzun kabuklarını soyar, istediğinizi sandığınız şey ile ihtiyacınız olan şey arasındaki farkı size gösterir. Değişik ve güzel bir şeydir “aktif sabır”

Bekleme kavramı peşimi bırakmadı. Son bir defa değinelim ve çağrışımlarla çalışan – ki buna biraz şaşırıyorum sanırım izin verdim – zihnime alan açayım. Bir yavru kurt daha geldi. Bekle dedi gitti ile başlayan ve doğrulanamayan mantığı da konuşsak mı birazcık? Kimse beklememiş gelen de olmamış ancak üçüncü bir doğrulayıcı olması konudaki açmazı çözmüş. Konunun Meksika açmazına gelmesini hiç istemezdik değil mi? Şimdi ruhunda açmazları olan ve bu sözler duygusal bir değer olarak almak isteyen varlığa ne diyeceğiz biz? Varsın alsın, evin içinde şarkılar söylesin. Biz de söylüyoruz ne var?

Bir şey yok bro.

Zihnin samskaralarından geçtiğimize göre şirinlere gelelim. Haçen doğadaydık. Ben doğaya kurban olurum, ancak onun benim kurbanlığıma ihtiyacı yok. Onun yarım kalan işlerini bitirmemize ihtiyacı var. Nerede yarım kalmış işleri? Otobüs duraklarındaki iş ilanlarında dostlar. Doğa sigorta yapıyor, yemek veriyor ve barınak veriyor. Mayış konusunu da size bırakıyor, esnek çalışma saatleri var.

Mekanın sahibi ve mekanın gerçek sahibi arasında rap atışlarına kulaklarınızı tıkamak isteyebilirsiniz. Normal bir müzik gelişim şekli olarak görülen “diss atma” oldukça cinsiyetçi ve öfke dolu olabiliyor. Bu değer farkına ihtiyacımız var mı acaba? Dinlerken sevgi nerede babacım diye geçirdim. Buca’nın sokaklarında takılmış abilerimiz ağırbaşlılığını göremiyoruz. Heheh bu kısmı oldukça komiktir. Bergama’da büyüdüm, orada da abilerimiz vardır. Gece bir yerde içersin, geçerken “ Afiyet olsun gençler. Her şey yolunda mı? “Sağ ol abi, buyur gel bir kapak verelim“ “Bizim yerimiz ayrı biraderim, ayık olun.” Gibi değişik diyaloglarla oluşan sevgili bilinçaltımıza Freud’u çağırıyorum.

Oral ve anal dönem sorunları hala peşimizi bırakmadı. Ne çocuklukmuş arkadaşım! Şirinler gibi minnoş takılamadık bir türlü. Vah vah, eh ruh böyle bir coğrafyada doğmayı seçti diye ne yapacağız yani? En azından çocukken bizi taciz edenler beyaz ırktandı. Bulunduğumuz alanda zencilerin olduğunu düşünün? Travma hiç çıkmaz. Olsun, regresyon var, bir şeyler var. Bizim işimiz şirinlerle.

Dostlar, topluluk oluşturmanın ve bir şekilde yaşamın illüzyonlarını görelim mi? Bana yardım edin, ben size yardım edeyim. Alalım verelim, güveni inşa edelim. Şirineler kendilerini rahat, doğal ve baskı olmadan ifade etsin. Dişi enerjiye alan açalım, iradeyle yaşadığımız sorunları şirin babalardan çıkarmayalım. Bir şey dışsallaştığında yani sorun dışarıdaysa kurtarıcı da dışarıdadır. Bir şey içerideyse kurtarıcı da içeridedir. Nedir arkadaşım bu içerisi dışarısı! Bu arkadaşım her şey. Psikolojin bozulunca sağlığın bozulmuyor mu? Al sana içerisi dışarısı. Birisi kötü söz söylediğinde üzülüp miden ağrımıyor mu? Olayların sadece sonuçlarına, fizik bedendeki sonuçlarına bakmayalım. Köprüler kuralım bağlar kuralım.

Uslu bir çocuk olursak şirinleri görebiliriz. Nerede mi yaşıyorlar? Temiz olan her yerde.

SON YAZILAR

Cephede enerji hasadı: Mimariyi canlı bir organizmaya dönüştürme manifestosu

Modern mimaride akıllı bina kavramı dijitalleşme ile anılırken, Hamburg’daki BIQ House bu zekayı biyolojiden alıyor. Dünyanın ilk biyoreaktif cepheli yapısı, cam panellerin içinde yaşayan mikro-alglerle hem enerji üretiyor hem de binaya dinamik bir gölge sağlıyor. Statik beton bloklardan, yaşayan organizmalara geçişin hikayesi.

Doğa kendi evini inşa ediyor: Karbon negatif bir yapı bloğu olarak “Kenevir Betonu”

İngiltere'deki Flat House, kenevir tarlasından doğan duvarlarıyla mimaride devrim yaratıyor. Karbon negatif, prefabrik ve nefes alan kenevir betonu (hempcrete) teknolojisini inceledik.

Bir sandalyeyi yetiştirmek: Nucleo’nun Terra projesi üzerinden ekolojik tasarımın yeni dili

Endüstriyel üretimin hakim olduğu bir çağda, tasarımın doğayla ilişkisi çoğu zaman "malzeme seçimi" düzeyinde kalır. Oysa bazı projeler, bu ilişkinin yalnızca yüzeysel bir tercih değil,...

Doğadan mimariye: Cam, deri ve çeliğin ötesinde ahşap atıklardan yeni nesil kompozitler

Günümüzde karşı karşıya olduğumuz çevresel zorluklar, yenilikçi çözümler ve sürdürülebilir malzemeleri her zamankinden daha önemli hale getirdi. Doğal kaynaklarımız hızla tükenirken, iklim değişikliğinin yıkıcı etkileri...
Avni Onur Sevinç
Avni Onur Sevinçhttps://www.avnionursevinc.com/
Gelişimimize uygun ekolojiyi inşa etmek için çalışan bir Doğa. Doğa, aynı zamanda arkadaşlarını da arar. Bu temiz ekolojide olmak ister misin?

ÇOK OKUNANLAR

95,278BeğenenlerBeğen
17,593TakipçilerTakip Et
22,156TakipçilerTakip Et
243AboneAbone Ol