Tarih öncesi dönemlerde çoğalma ve üretkenlik insanların hayatta kalma güdülerinden en esaslı olanlarıydı. Kadınları doğurganlıklarından dolayı bereket getiren olarak düşündüler ve dinsel inanışlarını da kadına atfettiler. Böylece, üretkenliğin temsili olan kadın vücudunu en yüksek mertebeye çıkarıp, fenomenlerin sorumlusu ve koruyucusu olarak Ana Tanrıça’ya tapınmaya başladılar. Onlara göre bu haşmetli kadının kudreti sorgulanamaz derecede büyük ve hayatiydi. Ana Tanrıça bu süre boyunca yaratıcı güçlerin tanrıçası, sanatın velisi, öğretmen, yazar ve aileyi koruyan anne imajından dolayı da insanları yöneten güç oldu.

Daha sonraları, üretkenlik ve çoğalmada erkekler kendi rollerinin de bilincine vardıklarında Ana Tanrıça yerini birçok tanrı ve tanrıçaya bıraktı. Bunlardan biri bugün hayranlıkla bahsedeceğim Artemis idi. Artemis Ana Tanrıça’ya en çok benzeyen tanrıçadır. Öyle ki, sanki terk-i diyar eyleyip de Artemis’in kılığına büründükten sonra şanını devam ettirmek ister gibidir.

Artemis daha doğarken, ondan bir gün sonra doğacak olan ikiz kardeşi Apollon’un doğumuna yardım etmiştir. Annesinin çektiği doğum sancısına şahit olan Artemis, bakire kalmaya karar vermiştir. Doğduğu anda ebelik görevini üstlenir ve bir tanrıça olarak yüce görevlerinden birisi de kadınların doğumuna eşlik etmek ve sancılarını hafifletmektir.

Bir gün babası Zeus’un kucağında otururken Zeus, ondan altı tane dilek dilemesini istemiştir. O da; her zaman bakire kalmayı, kendisini Apollon’dan ayıran birçok isminin olmasını, Işık Taşıyıcısı olmayı, avlanabilmesi için bir yay, ok ve diz hizasında bir tunik istemiştir. Ona adanan bir şehir istememiştir çünkü dağlara hükmetmek istemiştir.

Ormanların, dağların, türlü türlü hayvanların tanrıçasıdır Artemis. Avlanmanın hayati öneminden dolayı avla da ilişkilendirilmiş ve onun avcılara yardım ettiğine inanılmıştır. Onun, faniler ve tanrılar arasında iyi bilinen avcılık şanı, çoğu zaman kıskanılmış ve meydan okunmuştur. Lakin, bu çatık kaşlı tanrıçaya meydan okuyanların akıbeti pek de iyi değildir.

Efes’te Amazonlar, “Efes’in Tanrıçası” olarak adlandırdıkları, tabiatı dölleyen, göğsünde sayısız memesiyle çocukların annesi ve koruyucusu olan bir tanrıçaya tapmışlardır. Daha sonraları MÖ 8. yüzyılda Yunanca konuşan Avrupalıların anakara Yunanistan’a gelip yerleşmeye başlamasıyla, Efes’in Tanrıçası’nı kendi Artemisleri ile ilişkilendirmeye başlamışlardır. Sonra Artemis’e ibadet muazzam bir şekilde büyümüş ve bu koruyucu adına Dünyanın Yedi Harikası arasına giren Efes’teki Artemis Tapınağı inşa edilmiştir.

ArtemisArtemis’e antik Yunan’da başlıca tanrıça olarak tapınılmıştır. O; ormanlarda, dağlarda, el değmemiş kırlarda dolaşan hayvanların koruyucusu olarak kabul edilmiştir.

Bu ibadetler arasında en ünlü olan festival Brauron‘da gerçekleşirmiş. Bu kültte Artemis yavrularını koruyan bir dişi ayı olarak bulunurmuş. Genç Atinalı kızlar ergenliğe eriştiklerinde, “avktoi” diye adlandırılan yavru ayılar olarak Artemis’e kurban edilirlermiş. Kurban edilecek kızlar ayı derisi giyip ayı dansları yaparken, kızlara anneliğin gizemleri olan özveri, yenilenme (menstrual döngü) ve ölümü göstermek için keçiler kesilip kanları akıtılırmış.

ARTEMİS’E RİTÜEL

Bu ritüelin amacı Artemis’i aramaktır.

Önerilen Eşyalar

Gümüş/beyaz Tanrıça mumu, gümüş/beyaz sunak bezi, gümüş/beyaz ritüel giysisi, beyaz sunak mumu.
Semboller: Ay, anne, hayvanlar, gümüş eşyalar

Ritüelden Önce

Artemis’in ismini Tanrıça mumuna yont, duş al ya da ellerini yıka ve eşyaları bir araya getir

Ritüel

Gümüş,koruyucu ve kutsal bir meydanı gözlerinin önüne getirerek bir yuvarlark oluşturlar.
4 sunak mumunu yakarlar.
Sessizce oturup hazır olduklarında Artemis’i ve onların hayaındaki anlamını düşünürler. Onu hissetmeye, görmeye, tadını ve kokusunu almaya çalışırlar. Hzır olduklarında Tanrıça mumunu yakarlar.

Artemis İlahisi

Sana adadığım bu mum
Yolu aydınlatsın ki görebileyim
Aradığım varlığını
Hepimizi besleyen Anne
Artemis’e selam olsun!

Bu ritüeli gerçekleştirenler, ritüel sonrasında Artemis’in kesinlikle geleceğine ve dualarının kabul göreceklerine inanır bu yüzden ilahiden sonra herkes dileklerini söylemeye başlarmış.

Bana göre Artemis, Anadolu kadının kaçınılmaz simgesidir. Uzun süreler Anadolu kadınına ilham olmuş, şimdi de bizlere kadının geri plana itilmiş ve dinlerin gelmesiyle günah sayılmış çoğu özelliğini hatırlatır.

Umarım bana olduğu kadar size de ilham vermiştir.

Pek sevgili okuruma not: Bu yazıyı 5harfliler.com’un ‘fıtrat’ a pek ters kadınları tarafından oluşturulmuş, yeni keşfettiğim tadından yenmez playlistleri dinlemenizi önererek bitirmek istedim. Buyrunuz bu da linki: https://soundcloud.com/5harfliler

Başlık Görseli: Arna Baartz