Okuma süresi: 2 dakika

Kadın; güçsüz ve narin görünmesi sebebiyle mi olsa gerek bilmiyorum, dünya çapında ezilmeye çalışılıyor hem de erkekler tarafından. Tabii Türkiye de dünya sıralamasında oldukça önemli bir yere sahip kadın hakları ve uygulama konusunda. Öyle bir ayrım, ego ve şiddet var ki… Çoğumuz mağdur, çoğumuz sessiz. Bu ayrımı kılık kıyafetten gezilebilecek yerlere, görüşülen arkadaştan aile içinde nasıl davranılacağına, düşüncelerden ifadelere, oturup kalkmaktan, siyasi tercihlere kadar geniş bir yelpazede psikolojik ve/veya fiziksel şiddete maruz kalan kadınlar bugün Türkiye’nin çeşitli kentlerinde eylem yaptı.

Ankara Konur sokakta kadınların yoğun katılımı ile gerçekleşen oturma eyleminde tencere tavalar, pet şişeler içindeki bozuk paralar ve zılgıtlarla kadınlar ses çıkardı. Savaşa, ölümlere ve engellere karşı ses çıkaracaklarını belirten kadınların eylemi yaklaşık bir saat sürdü.

(Fotoğraf: Kartal Timsah)
(Fotoğraf: Kartal Timsah)

Kadınların aile içinde yaşadığı mağduriyet, kol kırılır yen içinde kalır klişesi ile bastırılmaya çalışılıyorken, artık saklanacak, bastırılacak gibi değil. Bir ülkenin başbakanı, cumhurbaşkanı ve başbakan yardımcısı gibi önemli mevkilerde bulunan erkek yöneticiler dahi baskı ve zulme ortak, cinayetlere yandaş, engellerin bizzat öznesi konumunda.

Devlet katından kadının hayata erişiminin engellenmeye çalışılmasının son örneği Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç oldu. Arınç meclisteki konuşması sırasında milletvekili Nursel Aydoğan’a yönelik, “Hanımefendi sus! Bir kadın olarak sus, sus!” dedi. Gelen tepkiler üzerine sözlerinin gerekçesini açıklayan Arınç daha da garip bir cümle kurdu: “Cav cav cav konuşan bir kadına da ‘Artık sus hanımefendi’ demeyi neredeyse bana bir suç olarak gördüler. Arkadaşlar kusura bakmasınlar. Burada PKK’nın bizzat üstlendiği cinayetleri lanetleyemeyenlerle paylaşacak hiçbir ortak değerimiz yoktur.”

Bu konuşmalar geçmişte de sık sık gündeme geldi. Bu mevcut hükümetin artık alışıldık acak asla benimsenmeyecek tavırları. Ancak konuşmalar yalnızca ifade özgürlüğünde kalmıyor. Herkesin iyi veya kötü bir düşüncesi var. Düşünceyi sesli, yazılı ve görsel olarak yaymak anayasal bir hak. Bu yayma esnasında bazı kadınların yaşama hakları başta olmak üzere hakları gasp ediliyor ve iade edilmiyorsa burada bir sıkıntı var demektir.

Aysun Altay 22 yaşında. Şu an hayatta değil. Abisinin tecavüz ettiği Aysun “Hayattan ve yaşadıklarımdan bıktım” yazarak kendini kalbinden vurdu. Kadınlar son kurbanını yine bir aile içi baskı ve bir erkeğe verdi. Medya olayı iğrenç başlıklarla duyurdu. “Utanca dayanamadı, utanca yenildi” başlıklarını atanlar da yine pek tabii erkek iktidarlarına sırtını dayayanlar.

Aysun Altay

Sırtlarını dayayabildikleri tek şey savaşmak, çatışmak, dövmek, küfür etmek ve terbiyesizlik. Lafların yetişmediği yerlerde hemen kaba kuvvete, kadınları etkileyememe ego baskısı ile de taciz ve tecavüze yelteniyorlar. Çok üzülerek söylemek zorundayım ki toplumun büyük kısmı bu doğrultuda. Erkeklerin büyük bir çoğunluğu kadınları bir şekilde baskılamakta ve baskıya bir tepki gördüğü anda da şiddete ve küfüre başvurmakta. Ne yazık ki bu eğitimsizliğin de tek çözümü kadınların elinden geçiyor.

Kadınlar susmayı bırakıp hep bir ağızdan haykırmayı seçtikleri gün tüm egemen güçler zayıflayacak ve barış ile özgürlük kazanacak.

Başlık Görseli: © Antaale/Deviantart