2015 Eylül’ünde LGBTİ+ aktivisti Boysan Yakar’ın aramızdan ayrılışının ardından “Boysan’ınEvi,’’ sivil toplum kuruluşlarının eğitim, konferans, film, söyleşi, sergi, atölye ve benzeri çalışmalarına mekan oluşturmak üzere Haziran 2016’da açılmıştır.

Bir etkinlik mekanı olmanın ötesinde insanlara “başka bir aile” mümkün anlayışını anlatmaya çalışan, alternatifleri arayan ve toplumsal belleğin izlerini tutmaya devam eden bir hafıza mekanı olarak varlığını sürdürmektedir. Yasaklar ve yaşanmakta olan toplumsal olaylar ışığında koşulsuz sevgi, güven ve dayanışma ilkeleriyle, hiçbir ayrım olmadan tüm gönüllülere, katılımcılara ve sevenlerine her zaman açıktır.

Boysan’ın Evi’nin toplumsal belleğe ışık tutmasının ardındaki en temel güç, ailesinin kararlılığıyla devam eden mücadele azminin, insanlara bir umut olması ve bu umudu Boysan’ı tanıyan, ismini duyup onu mücadelesini örnek alan ve birlikte zorluklara göğüs gerdikleri mücadele arkadaşlarının inançlarıyla devam eden bir sıcaklığı oluşturmasında yatmaktadır.

Ankara’daki LGBTİ+ etkinliklerinin süresiz olarak yasaklanması, homofobik tutumların ayyuka çıkması ve yaşanan olaylar, mücadele ve dayanışma ihtiyacını eskisinden çok daha fazla bir şekilde ortaya çıkarmaktadır. Bu ihtiyaç LGBTİ+ hareketinin daha fazla güçlenmesine sebep olurken, kimi zamanlarda her birimizi bir umutsuzluğa gark etmektedir. Bu umutsuzluk hali, hareketin kapsayıcılık alanının ne kadar çok geniş olduğunu gözler önüne sermekle birlikte, güvenli alanlar ve LGBTİ+mekanların varlığı konusunun önemini ortaya çıkarmaktadır. Bu noktada Boysan’ın Evi sadece bir mekan olmanın ötesinde, Boysan’ın anılarının gölgesinde bir umudun oluşabilmesi için alternatiflerin mekanı olarak işlevselliğini korumaya devam edeceği görünmektedir.

Boysan’ın Evi neler yapmaktadır ?

Boysan’ın Evi, Haziran 2016’dan beri aktif bir şekilde temel LGBTİ+ meseleleri ve sorunlara yönelik etkinlikler ile birlikte, LADEG+ (LGBTİQ+Aile ve Yakınları Destek Grubu)’in çalışmalarına da yer vermektedir. Hareket içinde ya da dışında fark etmeksizin harekete emek vermek isteyen her kişinin etkinlik yapabileceği ve kaynaşabileceği bir ortam sunan Boysan’ın Evi, çok çeşitli bir etkinlik portföyüne sahiptir. LGBTİ+, kadın, insan hakları, cinsel sağlık, erişilebilirlik, gönüllülük, edebiyat, sinema, sosyoloji, psikoloji, fotoğraf vb. alanlarda her ayı dolu dolu geçirmeye ve bilgilendirmeye çalışmaktadır.

Boysan’ın Evi, etkinliklerin oluşturulması sürecinde sahadaki insanların deneyim aktarımlarını önemseyerek, harekete dair farklı kaynaklardan gelebilecek fikir ve çözüm önerilerinin ifade edilebilmesini olanaklı kılmaktadır.

Ocak ayında yapılan etkinliklere göz atacak olursak; Boysan’ın Evi 2019’un ilk haftasında, Kanserle Dans Derneği Gönüllü doktorları ile sağlıklı yaşam ipuçları üzerine sohbetler etti, hemen ardından Sulukule’yi dünyadaki sayısız kentsel dönüşüm ve soylulaştırma projelerinin toplumsal sonuçlarının bir örneği olarak mercek altına alan “Evim Sulukule’deydi” film gösteriminin ardından, Roman Hakları Derneği’nden ve Avrupa Roman Hakları Merkezi Türkiye İnsan Hakları Gözlemcisi, gazeteci insan hakları savunucusu Hacer Foggo ile belgesel ve kentsel dönüşüm üzerine unuttuğumuz yakın geçmişimize gitti. 19 Ocak’ta uzun bir çalışmanın sonunda geçtiğimiz yıl Sel Yayıncılık tarafından yayımlanan homofobik söylem ve eylemleri, ileri sürülen teorileri ve açıklamaları, homofobik gerilimlerin yaşandığı kurumlar ile sosyal ve coğrafi alanları ele alan, bu tutumun kökenlerini ve günümüzdeki gerçekliğini dinden sinemaya, siyasetten gündelik hayata birçok alanda irdeleyip ifşa eden “Homofobi Sözlüğü” çevirmenlerinden Okan Urun birlikte Melis Tezkanile gerçekleştirdikleri çeviri sürecinden, sözlüğün genel hatlarından ve ne şekilde işlediğine yönelik çok verimli bir söyleşi gerçekleştirdi. 20 Ocak’ta Boysan’ın Evi gönüllülerinden Oğuz’un sembolik şiddet ve kaynaklarına yönelik “Eşcinsel Erkeklerde Toplumsal Cinsiyet Rollerinin Yeniden Üretimi” adlı tez sunumuyla devam eden ocak ayı Dr. Seven Kaptan ile LGBTİ+ Cinsel Sağlığı üzerine bilgilendirici bir sohbetle sona erdi.

Film gösterimleri ve gösterimlerin ardından yapılan yuvarlak masa toplanmalarını önemseyen Boysan’ın Evi, Şubat ayına birçok LGBTİ+ hakları aktivistinin anlatımlarıyla örülen, 1980’den günümüze LGBTİ+ hareketinde yaşanan kırılmaları ve Gezi direnişini konu alan Ulaş Dönmez’in “Velevki” belgeseli ile başladı. 9 Şubat’ta Asunur Suyun’un “Çocuklar ile Çocuk Hakları Çalışmak” sunumuyla önemli bir konuya değindi. İstanbul’da yeni bir sanat anlayışının imkanlarını arayıp, sanatı mücadele ile birleştiren Dramaqueer Sanat Kolektifi ile 16 Şubat günü Boysan’ın Evi’nde sanat ve alternatifler üzerine konuştu. 23 Şubat günü ise; çok aşklı olma hallerini tartışmaya açan Boysan’ın Evi çok aşklılık hakkında yanlış bilinenleri anlattı. Şubat ayının en önemli etkinliklerinden biri olan “İnterseks’in Tıbbileştirilmesi” ise; Boysan’ın Evi’nde faaliyet gösteren LADEG+ etkinliği olarak duyuruldu. LADEG+ ailesi,  uzun zamandır üzerinde çalıştığı“İnterseks Aile Rehberi” kitapçığını bu etkinlikte duyurdu ve Ceren Aydın’ın sunumuyla İnterksekslerin sorunları üzerine yapıcı bir sohbet gerçekleştirildi. Aynı zamanda “İnterseks AileRehberi” kitapçığına Boysan’ın Evi’nde ulaşabilirsiniz.

Duyurulan etkinliklerin dışında birçok sivil toplum kuruluşunun etkinlik ve toplantılarına mekan olan Boysan’ın Evi, 8. Pembe Hayat Kuirfest’in 24-27 Ocak tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleşen ayağında, Zırıl Lubunya/ BixaTravesty kapanış filmine ev sahipliği yaptı. Festivalin ardından Boysan’ın Evi’nde eğlenen festival ekibi ve Boysan’ın Evi ziyaretçileri Ankara ve İstanbul mücadelesindeki en güzel gecelerden birini yaşadı.

Boysan Yakar’ın “Bir hak diğerinden üstün veya farklı değildir; verilmemiş her hak alınması için ortak mücadeleyi ve dayanışmayı gerektirir.” sözünden hareketle çalışmalarına devam eden Boysan’ın Evi LGBTİ+ hareketine alternatif bir alan olarak yoluna devam ediyor ve hepinizi Boysan’ın Evine davet ediyor.

Sevgi ve Dayanışmayla