Çıplaklık ve pornografi konusunda düşünürken, çoğunlukla aklımıza “göstermek” eylemi gelir. Tenin görünen kısmı, çoğunlukla “tahrik edici” olarak görülür ve bu yüzden, eski zamanlarda üretilen mitlerle beden kapatılır. Modern zamanda ise, teni göstermek veya göstermemek, politik bir nitelik taşır.

Esthaem (6)Peki nedir tenle alınıp verilemeyen?

Neden erkeğin bacağı veya memesi tahrik edici değilken, kadınınki tahrik edicidir?

“Çok güzel” gibi estetik ifadeler, pek inandırıcı veya tatmin edici cevaplar vermeyecektir. Çünkü bu, hem özneldir hem de bir şeyin güzel olması, onun gizlenmesi gerektiği anlamına gelmez her zaman. Cevapları biraz daha derinde, topluluk yaşantısında aramak gerek. Örneğin, acaba kadın memesi gerçekten tahrik edici mi? Sadece memenin sergilenmesi, pornografiyi ortaya çıkarır mı?

Bu soruya cevap vermeden önce, kısa bir süre hayal edin; ev arkadaşınız, eşiniz veya babanız, elinde bir kutuyla geldi. Kutu oldukça ufak. Size, bu kutuyu asla açmamanız gerektiğini, ısrarla söyledi. Hatta o kadar çok söyledi ki, bıkacak noktaya geldiniz. Bu durumda, o kutunun içinde ne olduğunu, daha çok merak etmez misiniz? Kutunun içinde ne olduğu, gerçekten önemli midir?

Hayır, kutunun içinde ne olursa olsun, gizlendiği için, tahrik etme potansiyeli ortaya çıkar. Yani, bir şeyin gizlenmesi, onun değerini otomatik olarak artırır, çünkü insanlarda bir talep yaratır bu durum. Gizlenen şeyin ne olduğu önemli değildir, gizlendiği için, o şey değerlidir. İşte, erkekte genital bölge, kadında memeler, genital bölge, bu yüzden gizlenir. Yapılan şey, evliliklerin ve diğer ilişkilerin sınırlı olduğu, fantezilerin çok da uçuk olamayacağı bir dönemde, bu ilişkileri heyecanlandırmak, değerini yükseltmek için yapılan bir pazarlama stratejisidir. Erkeğe, kadının memesinin normal olmadığı, bir “ganimet” olduğu öğretildiği için, erkek memeye “sahip olmak” ister, onu “ellemek” ister. Bu isteği artırdıktan sonra, erkeğin ona ulaşması için, yapması gereken şeyler vardır. İşte av-avcı ilişkisinin bir dinamiği, tam olarak burada oluşur. Erkeklerin kurduğu sistem, yeni yetiştirilen erkekleri bilemek için, kadını “yem” olarak kullanır.

Esthaem (2)Pazarlama stratejisi?

Bu terimi kullanmak, konuyu biraz ekonomiye dayandırmak, itici gelebilir. Ama bu, şu an var olan durumun bir tasviri sadece. Duygusal ve seksüel ilişkiler, ne yazık ki gerçekten ekonomik ilişkiler gibidir. Temellerinde pazarlama mantığı, arz talep ilişkisi vardır, çünkü ataerkil döneme geçildiğinden beri, kadın meta olarak görülür. Bu şu anki dünyaya özgü bir şey değil, eskiden beri var olan bir durumdur. Kadınların “ganimet” olarak görülmesi bile, bunu açıkça gösteren bir durumdur. İşte bu yüzden, gizlenmek talebi artırır. Yukarıda bir meta üzerinden verilen örnek de, bunu görünür kılmak için kullanılan, metaforik bir fenomen. Toparlayacak olursak, gizli kalan, görünmeyen nesneler, merak duygusunu tahrik ederler.

Gizlenmenin sebebi de, aslında buradan kaynaklanır. Şöyle ki; mülkiyet anlayışının geliştiği topluluklarda, “sahiplenilen” kadının, başka erkekler tarafından görülmemesi gerektiği düşünülür. Çünkü, örneğin İslam dininde, kadının çıplak tenini görmek bile, onunla “zina etmek” ile eş anlamlı görülür, aynı derecede günahtır. Tenin görünmesinden bu kadar korkulmasının sebebi, Selvi Boylum Al Yazmalım filminde, Asya’nın annesinin, İlyas ondan hoşlanmasın diye, yüzüne kömür sürmesinin sebebi ile aynıdır. Beyinlere “tahrik edici” olduğu kodlanan uzuvların görülmesi yasaklanır.

Esthaem (1)O son yasak elmayı yemeyecekti

İnsanlığın ilk dönemiyle alakalı bütün temsillerde, erkek ve kadının yapraklarla “edep yerlerini” kapattıkları görülür. Bu davranışın, doğa şartlarından korunmakla alakasının olmadığı, çok açık. Bu konuyla alakalı, Kur’an’daki Araf suresinin 22. ayetinde, Adem ile Havva’nın “yasak elma”yı yemelerinden sonra, “avret yerlerinin kendilerine göründüğü” anlatılır. Devamında, cennetteki ağaçların yapraklarıyla vücutlarını örterler ve Allah, onlara, bunu yapmayı “nereden öğrendiklerini” sorar. Burası ilginçtir, çünkü, elmayı yemek, vücutta gizlenmesi gerektiği düşünülen yerlerin bilgisini vermiştir onlara. Yani daha önce çıplak olmalarına rağmen, bunu sorun etmemişler, şeytan onları kandırdıktan sonra, genital bölgelerini örtmüşlerdir.

Esthaem (11)“Çıplaklıktan tahrik olma” algısı

Ayetteki sembolik anlatımı düşünürsek, topluluğun bize dayattığı “edep” ve “çıplaklıktan tahrik olma” algısı, giyinme ihtiyacını doğurmuştur. Bunda, hem bedenin politik ekonomisi, hem de kültürel nedenler etkili olmuştur. Aslında çıplaklığı normal gören, çıplaklık ile barışık büyüyen insanlık, önce soğuk karşısında korunmak için, sonra ise, seksi keşfederek, bedenin arzulanan ve haz veren bölgelerinin gizlenmesi yoluna gitmiştir.

İlkel olarak görülen kabileler üzerinde yapılan bir gözlemde, Jacques Fresco, bu kabilelerin çıplaklık ile ilgili bir sorunu olmadığını anlatır. Çıplaklık o kadar doğaldır ki bunlar arasında, muhtemel partnerler, birbirlerinin memelerine veya vajinalarına-penislerine bakmazlar. Çok ilginçtir burası, vücudun her uzvu görüldüğü için, üzerine perde inebilen tek uzva; gözlere bakarlar. Evet, göz kapakları kapanabilir ve çırılçıplak bir insanın, üzeri örtülebilecek tek organı, artık gözleridir.

Buradan çıkarılacak bilgi;

İnsanın, neresini gizlerse, orasının merak edileceğidir. Çünkü insanı tahrik eden asıl his, meraktır. Erkeğin kadının çıplak tenini görünce ereksiyona geçmesinin sebebi de, çocukluktan beri beslenmiş meraktır, kadının erkek tenini görünce tahrik olması da. Çıplaklığın normalleşmemesi, bu merak hissinin ortadan kalkmamasına sebep olur. Türban da bu yüzden vardır, bikini de, mayo da. İnsan önce dinler ve mitlerle kendine örtüler örtmüş, sonra endüstrinin biçtiği etiketleri giyinmiştir üstüne. Modern insanın en büyük trajedisi, Adorno‘nun dediği gibi, aydınlanmanın mitosa dönüşmesidir.

Seksin toplumsal politikası 1: Tecavüz kültürü ve şiddet üzerine

Seksin toplumsal politikası 2: Penisin iktidarı

Seksin toplumsal politikası 3: Moda endüstrisi ve ”Özgürlük Meşaleleri”

Seksin toplumsal politikası 4: Çıplaklık ve pornografi (I) 

*Fotoğraflar, fotoğraf sanatçısı Esthaem‘e aittir.