“Moda geçer, stil kalır.” dedi, Moda’da bir devri kapatıp yeni bir devri başlattı. Chanel, dönemin modasını yerle bir etmiş bir ikon, yenilikçi, cesur ve güçlü bir kadın. Kendi doğrularından hiçbir zaman taviz vermeyen ve aynı zamanda kadınları asil, zarif ve rahatlığa kavuşturmuş bir tasarımcı.

Peki bu ikon modaya neler mi kazandırdı?

O dönemlerde ucuz ve şık giysilere yakışmayacak jarseden farklı ve yeni bir tarz ortaya çıkardı. Dönemin en önemli dergilerinden yarattığı bu tarz sayesinde övgüler aldı.

Yeni şeyler denemeyi seven Chanel, temkinli davranmaktan nefret ediyordu. Birçok yeniliği denemek için ilk örneği kendi üzerinde biçerdi.

Şu an pek çoğumuzun dolabının olmazsa olmazı haline gelen “küçük, siyah elbise” kavramını ortaya çıkardı. Bu sayede siyah rengi sadece cenaze törenlerinde giyilen matem rengi olmaktan çıktı.

Beyaz tenin soyluluk göstergesi olduğu o dönemlerde, güneşte yanarak bronzlaştı. O dönemlerde çok tepki aldıysa da sonradan bronz tene sahip olmak popülerleşti.

Kadınların giymekten hoşlanmadıkları ve zorlandıkları korseye kendi moda anlayışında yer vermedi ve kadınları bu dertten kurtardı.

Siyah ve beyaz renginin uyumunu çok sevdi. Özellikle ayakları olduğundan daha zarif ve küçük gösterdiğini düşündüğü için tasarımlarında kullandı. Bugün bile chanel markasının değişilmez tasarımları arasındadır.

Kadın giyiminde rahatlığa önem verdi. Kadınlar için hem şık hem de konforlu tasarımlar hazırladı. Kadınlar için pantolon tasarladı ve bunu giyen ilk kişi oldu. Önceleri bu tarzı eleştirilse de sonradan pantolon kadınlar tarafından da benimsendi.

1920’lerde saçlarını kısacık kestirdi. Günümüzün bob kesim saçları bu sayede ortaya çıktı.

Kadınların iş hayatlarında rahat hareket edebilmeleri için yumuşak ceketleri ve diz altı dar etekleri tasarladı.

Takıları çok seven Chanel, günlük yaşamda büyük takıları üst üste takarak yeni bir akım başlattı.

Omuz askılı çanta en iyisidir çünkü elleri serbest bırakır dedi. Bu model chanel’in klasikleri arasına girdi.

Kadın giyim tarzına bocuklarla işlenmiş denizci takımlarını soktu Ve bu tasarımı da çok sevildi.

No: 5 parfümünü ortaya çıkardı ve başarısını bir kez daha farklı bir alanda kanıtlamış oldu.

Yeni şeyler denedi. Büyük hayaller kurdu. Yeri geldi başarısızlıklar da yaşadı ama asla pes etmedi. Yaşadığı acılar sayesinde güçlendi ve kendini işine verdi. Eğer kişi isterse neler başarabilir bunu gösterdi. Erkek egemen bir toplumda feminist kişiliğiyle tarihe geçmiş muhteşem bir kadın o…

Kurmuş olduğu Chanel markası ise kurulduğu yıllardan itibaren hızla yükselen başarısıyla dünyanın en iyi markaları arasında yerini almıştır.

Coco Chanel 10 Ocak 1983 yılında hiç sevmediği pazar günü hayata gözlerini yumdu.

Kaynak: Coco Chanel Rüya Gibi Bir Hayat – Alfonso Signorini