Bu hafta sevgili Cüneyt Gültakın ile bir araya geldik. Cüneyt abi ile tanışıklığımız üç seneden fazla, konu ruhsal gelişim olunca sohbete giriştik ve ortaya şahane röportaj çıktı. Bazılarınız konferanslarını izlemişsinizdir bazılarınız da kitaplarını okumuşsunuzdur. Tüm bunlarında yanında da şahane bir öğretmendir kendisi. Buyrunuz sohbetimize.

S: Cüneyt Bey Merhaba, sizi biraz tanıyabilir miyiz? Neler yaparsınız?

69 yılında İzmir Karşıyaka’da doğdum, edebiyat öğretmenliği yapıyorum, düzeltmenlik, yayıncılıkla ilgilendim. 99’dan beri İstanbul’da yaşıyorum. Çocuklara yönelik bilim kurgu kitapları yayımladım. Birçok dergide deneme, makale ve şiirlerim yayımlandı. Ruhsal gelişim konusunda araştırmalar yapıyor, dersler ve konferanslar veriyorum.  

S: Meslek hayatınızda öğretmen olduğunuzu biliyorum. Ezoterizm’deki öğretmenliğiniz nasıl başladı, bu karşılaşmayı birazcık açabilir misiniz?

Öğretmenliklerim arasına sıkıştırdığım iş hayatı deneyimim iflasla sonuçlanınca yaşamıma kişisel gelişim kitapları ve reiki girdi. Koçluk eğitimi, ruhsal akademi öğrenciliği bunlara eklendi. 2011’de Bilyay Akademi’de öğrencilik ve öğretmenlik yaptım, şimdi Yüksek Şuur Bilimleri derneğindeyim. Akademide öğrencilere sırayla konferans görevi veriliyordu, ben de ilgi alanım olan Luviler üzerine bir konferans verdim. Böylece ezoterik tarih gündemime yerleşti. Ruhsal dönüşüm bilgilerini alabilmek için bir zorunluluk olan ezoterizm, hem dinin hem de bilimin kaynağı ve geliştiricisidir. Ezoterizm dinden özüne dönmesini, bilimden de alanını genişletmesini ister. 

S: Şimdilerde oldukça moda olan kişisel gelişim, reiki, yoga gibi enerji çalışmalarını nasıl yorumlamak gerekli, varlıkları ihtiyaçlarını karşılamada yeterli midir sizce?

Yeni bilgiler hazırlayıcı bilgilerin üzerine gelir. Reiki, iyi bir başlangıçtır. Sonra regresyon, aile dizimleri sizi belli bir yere taşır. Kişisel gelişim, mutsuz memurları daha iyi çalıştırmak için de kullanılır, dönüşüme adım atmak için de. Bütün akımların hedefi bireyi ruhsal gelişime doğru ilerletmektir. İnsanın yeryüzü görevi vardır ve bu ruhsal gelişim çalışmalarıyla kendini dönüştürme iradesi göstermektir.  Yeni bir çağ başladı, kadim bilgeliğin sır diye saklanan bilgileri her yere yayıldı. Ruhsal gelişme hazır olanlar, kişisel gelişim hazırlığını geçtikten sonra gerçek bir dönüşümün ardına düşerler. Ruhsal dönüşümün yaşamın, zamanın, evrenin bütüncül yorumlanmasıyla ilgilidir. Bir okula adım atmaktır. Orada birlikte çalışma, hak edişler, sorumluluklar, yükümlülükler vardır. Küçük plan ve hedeflerin arkasında büyükleri vardır, toplumsal kaygıların ötesinde evrensel kaygılar olduğu gibi. İnsan ailesinde gözünü açar, mahallesine, okuluna, ilçesine, iline, bölgesine, ülkesine ve dünyaya karışır, bir de evrene karışması vardır ki bu da ruhsallıkla olur, böyleleri kendilerine başka adlar da verseler, ruhsallık bilinciyle davranırlar.

S: Ezoterik tarih üzerine dersleriniz ve konferanslarınız var. Tarihi genelde insanın dışsal gelişimi olarak öğrendik, siz bunu nasıl yorumluyorsunuz?

Dışsal olanın hedefi içsel oldukça her şeyi yapabilirsiniz. İçsel hedef vicdanınızla ilgilidir. Belki de bu söylediğim gerçek dindarlığın tanımıdır. Ezoterik tarihi bilmek kimi meraklıları besler, ama inisiye adayına çok şey kazandırır. Neler yaşandı, diye entelektüel merak etmenin ötesinde tarihi daha iç anlamlarıyla öğrenmek gerekir. Resmi tarih işin şeriat kapısıysa, ezoterik tarih tarikat aşamasıdır. Yani seçeneklerin olduğunu, bilinenin ötesi olduğunu kavrarsın. Bir de marifet aşamasından tarih vardır ki o seninle ilgili bir gelişime karşılık gelir. Tarihi yaşayan geçmiş inisiyelerin yolculuklarıyla kendi yaşadıkların arasında bağ kurmaya başlarsın. Belki şu andan sonra yolda başına gelecekleri anlarsın. Bu sana hedefine sarılma gücü verir, yeni hedefler belirlemene yardım eder. Hakikat aşamasında tarih diye tüm bildiklerini unutabilirsin, tarihin yaratıcısı olursun. Birçok insan ikinci aşamada kalır, bu soru da bu aşamadan gelen seçenek arayışlı bir soruydu, ben tarihle ilgili dört seçeneği anlattım.

S: Bütün bunların yanında da sıkı bir romantik olduğunuz doğru mudur? Şiir kitabınız ve bilimkurgu üzerine kitaplarınız var. Şiirlerinizi seslendirdiğiniz bir çalışmanız vardı, neler söylemek istersiniz bu konuda?

İnsan duygusal bir varlık, ama gerçeklik ile durduğunuz yeri dengelemeniz gerekir. Hayalci, kırılgan, alıngan benliklerin tutsağı olmadan yaşarken en hayalci, en yaratıcı, en duygulu işleri yapabilirsiniz. Bu deneyim istiyor, bazı bedeller ödemeden olmuyor elbette. İyi yapıyorsan romantik de şair de bilimkurgucu da olabilirsin. Ben hala iyi olmaya çalışıyorum, çok şey öğrendim. Kendi iyi dediğinize başkaları da iyi demeye başlıyorsa doğru yoldasınız demektir. Şiir yazmayı ve okumayı seviyorum, insanların etkilendiklerini görünce yaşamı daha çok seviyorum. Hedefiniz net olunca daha hızlı ilerliyorsunuz. Benim hedefim insanın içsel güçleri ve yücelmesi olunca ve bunu sevgiyle, umutla yapınca herkesin güzel dediği ürünler ortaya çıkabiliyor.

S: Gazi mahallesinde yaşıyorsunuz bildiğim kadarıyla… Genelde Moda ve Cihangir’de yaşıyor spritüel ve romantik tayfa. Siz oktavı birazcık daha yükseltmiş gibisiniz?

Nerede olduğun varoluşunla ilgili önemli bir işarettir. Özgünlüğünün bir kaynağı da seçtiğin mekanlardır. Sınırlayıcı yanlarını aşabildikçe mekanın önemi değişir. İstanbul’da Türkiye ile ilgili geniş bir gözlem ve sentez yapabilmek için Gazi Mahallesi ilginç ve uygun bir yerdir. Anadolu insanının ruhsal çalışma konuları olan öfke, inat, atalet, merhamet, ihanet, cehalet gibi temalar  alana çıkıyor. Düşünce kalıpları, önyargılar sergisinde dolaşırken geçmişi, şimdiyi ve geleceği gözleme olanağı buluyorsun. Zaman burada çizgisel akmıyor, doğru açıdan bakarsan burada zaman küreselleşiyor. İnsanın yaşadığı yer ve olaylar bir kitap gibi okunabilir. Ben bu okumayı bahçeli ve iki katlı bir evden yapıyorum. Görev yaptığım okul evime bir elma yeme mesafesinde. Bazen inşaatların taş kırma sesleri sırasında arya dinliyorum, içsel odaklanmam dışsal etkileri dizginleyebildiği kadar. Kenar semtler gürültülü, hareketli, kirli oluyor; ama insanı gözlemde tutuyor, her an çalıştırıyor. Uçları yaşama fırsatı bulmak yaratıcılığımı besliyor. Ruhsal yasalar etkin biçimde işlerken tanık oluyorsunuz. Dışarısının bir sonuç olduğunu anlayınca zaman kazanmak için içlere dönüyorsunuz. Böylece insanların ruhsal yapbozunun nasıl tamamlanmadığını, tamamlanması için hangi durumlarla karşılaştıkları önünüze seriliyor ve okuyorsunuz. Sonra anlıyorsunuz ki sorun içsel mekanlarda, insanlar bunu anlamalı. 13. Yüzyıldan fısıldayan Hacı Bektaş’ın “Her ne ararsan kendinde ara!” sesi kavganın, kargaşanın gürültüsünde duyulmuyor. İçsel mekanlarımızda psikiyatristlerin ilaçla baskılamaya çalıştıkları, oysa özel ve ruhsal  terapilerle dokunulacak küçüklü büyüklü travmalar var.  Gerçekte her acı dönüşümün başlaması için bir fırsat.

S: Son olarak sizi takip etmek isteyenler, terapi almak, şiirinizi dinlemek ya da konferanslarınıza takılmak isteyenler için neredesiniz, nasıl bulurlar sizi, takip ederler?

Yüksek Şuur Bilimleri Derneği Konferansları

İnternet üzerinden ulaşılabilirim. Şiirlerimi amatörce kaydettiğin slaytlar YouTube’ta var. Kasım ve şubat aylarında Yüksek Şuur Bilimler derneğinde konferanslarım var. Dernekte her pazartesi halka açık, ücretsiz konferanslar oluyor, hepsi de bilgi ve deneyim dolu. Cumartesi günleri Yüksek Şuur Akademi dersleri oluyor, dileyen akademiye katılmak için başvurabilir, ayrıca dijital dergimiz de var. Terapist değilim, eşim regresyon terapisini ruhsal bilgileri ve yaşam deneyimleriyle birleştirerek özgün biçimde yapıyor, ben de ona destek veriyorum.  Son olarak da insanlar içlerinin dışlarına değil, dışlarının içlerine bağlı olduğunu bilsinler, diyorum.