Batman’nın tarihi ilçesi Hasankeyf’te bulunan Dicle Nehri üzerinde inşası devam eden Ilısu Barajı nedeniyle 12 bin yıllık yaşam belleği yok edilirken yaşanan kültürel, tarihi ve ekolojik soykırımı göremeyen iktidar yetkilileri her defasında Hasankeyf’i Türkiye’nin ve hatta Avrupa’nın en muhteşem ilçesi yapacaklarına dair söylemlerini devam ettiriyorlar. Bu söylemlerden biri de dün akşam DSİ’nin Hasankeyf’teki iftar programına katılan Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’ndan geldi. Eroğlu, Hasankeyf’i Türkiye’nin hatta Avrupa’nın en muhteşem ilçesi yapacaklarını iddia ederek “Hasankeyf’i çiçek gibi yapacağız” dedi.

Barajın yapımına 1 milyar Euro ayrılırken, tarihi Hasankeyf köprüsünün restorasyonu 12 milyon TL, TOKİ tarafından yeni yerleşke için inşa edilen üç köprünün maliyeti ise 140 milyon TL’yi geçiyor. 12 Mayıs tarihinde raylı bir sistemle taşınan 650 yıllık Zeynel Bey türbesinin maliyeti ise 16 milyon TL’yi buldu. Bununla birlikte 7 anıt eserin daha taşınacağı belirtildi. Dicle Nehri üzerinde inşa edilen Ilısu Barajı’nın tamamlanmasıyla başta Batman’ın 12 bin yıllık geçmişe sahip Hasankeyf ilçesi olmak üzere aralarında köy ve mezraların da bulunduğu 199 yerleşim yeri ile yaklaşık olarak 300 kilometrekare ekilebilir arazi de sulara gömülecek.

Bütün bunların yanında onlarca endemik bitki ve hayvan türü yok olacak. Uzmanlara göre, ömrü 50 yılı bile geçmeyen bir baraj için harcanan milyarlarca lira tutarındaki paranın yanında 12 bin yıllık geçmişe sahip bir kültürel mirasın sular altında bırakılmasının yaşama verdiği zararı karşılamayacağı her defasında dile getiriliyor. Ancak 12 bin yıllık yaşam belleği yok edilirken yaşanan kültürel, tarihi ve ekolojik soykırımı göremeyen iktidar yetkilileri her defasında Hasankeyf’i Türkiye’nin ve hatta Avrupa’nın en muhteşem ilçesi yapacaklarına dair söylemlerini devam ettiriyorlar.

“Hasankeyf’i çiçek gibi yapacağız”

Tüm tepkilere rağmen Hasankeyf’in kültürel ve tarihi kimliği yok edilerek inşası devam eden TOKİ konutlarını da öven Eroğlu, kendisinin de iyi bir kontrol mühendisi olduğunu iddia etti. Eroğlu, Hasankeyf’le ilgili çalışmaların devam ettiğini belirterek, “Hasankeyf’e TOKİ başkanını aradım dedim ki, bu inşaatlar bitince ben kontrol edeceğim. Ben de iyi bir kontrol mühendisiyim, dolayısıyla bu derece özen gösteriyoruz. İnşallah Hasankeyf’i çiçek gibi yapacağız. Hasankeyf’le ilgili çalışmalar çok hızlı gidiyor. Hasankeyfliler’e yapılan konutlar çok mükemmel olacak. Meteoroloji Genel Müdürü, Orman Genel Müdürü burada, bugün bakanlığın kapısını kapattık, hepimiz bakanlık olarak yatırımcı birimler, genel müdürler, bölge müdürleri ve şube müdürleri hepimiz buradayız. Bu dağları yemyeşil yapacağız. Ben de esnaf çocuğu olarak sizlere dükkanları yaptık. Hatta o kadar özendim ki, İstanbul Mısır Çarşısı gibi projenin kesintisi dahi kendim çizdim” diye konuştu.

Fotoğraf Hürriyetin internet sitesinden alınmıştır.

Oysa Dicle Nehri ve Hasankeyf’in 12 bin yıllık yaşam tanıklığında binlerce kadim halkın hikâyeleri, kültürleri ve tarihleri, canlı yaşamı için zengin çeşitliliği devletlerin ve iktidarların başlattıkları savaşın kültürel soykırım boyutuyla karşımıza çıkmaktadır. Bu kültürel soykırım gerçeğini ülkemizde yapılan onlarca baraj projesinde de görebiliyoruz.

Devletler ve iktidarlar savaşla kurdukları tahakkümü güçlendirmek için doğa ve bir başka öteki kimlik üzerinde uygulamaya ve bunu meşrulaştıracak söylemler üretmeye devam ediyorlar. Yine devletler ve İktidarlar savaşın ve iktidarlarının devamı için “güvenlik” gerekçeleriyle yaptıkları barajların “kalkınma ve su sorununu ortadan kaldırmak” için yapıldığı yalanını her defasında söyleyerek fiziki savaşla gerçekleştirmedikleri soykırımı farklı kimlik, kültür ve halkların aidiyetini ortadan kaldırarak, Türk İslam sentesiyle asimile etmeye çalışarak topyekûn tüm canlı yaşamına yönelik bir soykırım gerçekleştiriyorlar.

O yüzden yeni yapılan ve TOKİ eliyle bizlere “Yeni Hasankeyf” diye sunulan konutların da sadece kültürel bir anlamı taşımamakla birlikte farklı kimliklerin aidiyetini içerisinde barındıracak bir gelenekselliğin ürünü olmayan beton yığını ve TOKİ’nin de devletin bir yıkım ve talan aygıtı olduğunu da unutmamak lazım.

Unutulmaması gereken başka bir nokta da Dicle Nehri sadece Hasankeyf demek değildir. Halkların, dillerin ve 12 bin yıllık bir yaşamın çığlığıdır ve bu çığlığın yok edilmesi asla kabul edilmemelidir.