Ana SayfaEkolojiDoğaDünya denen yuvarlağın 10 eşsiz köşesi

Dünya denen yuvarlağın 10 eşsiz köşesi

-

Böyle büyüleyici bir gezegende yaşayıp kafamızı kaldırdığımızda sadece beton ve tek düze renklerin hâkim olduğu görüntülere hapsolmak, evrenin ruhunu taşıyan benliklerimize büyük bir eziyet olurdu. Lakin teknolojiye sahibiz ve şimdi sizden 5 dakikanızı rica ederek dünya denen yuvarlağın göz alıcı 10 parçasını tanıtacağım. Siz de derin bir nefes alacaksınız.

Aurora Borealis, Kiruna, İsveç

Kasım ve mart aylarında İskandinavya, Kanada, Alaska ve İskoçya’dan gözlenebilen bu büyüleyici ışık dalgaları, 1,4 km uzaktan gelen güneş partiküllerinin dünyamızın manyetik kutupları tarafından çekilip atmosfere çarpmasıyla oluşuyor. Gizemli bir görüntü oluşturan bu ışıklar solar fırtınalarla daha da büyüyor. En etkileyici boyutlarına ise kış aylarında ulaşıyor.

Aurora Borealis

Yellowstone Doğal Parkı, Wyoming, Amerika

Dünyanın ilk ve en eski doğal parkı Yellowstone Doğal Parkı bünyesinde 300’den fazla gayzer ve 290’dan fazla şelale bulunmaktadır.

Bu güzelliklerle dolu ve ilk bakışta insanın tüm renkleri algılama kabiliyetini sorgulatan parkta Büyük Kanyon’un devasa şelalelerinin birleşip döküldüğü Old Faithful adlı su kaynağı doğaya hayat veriyor. Birçok canlıya ev sahipliği yapan bu park yüzlerce hayvan ve bitki türü çeşitliliğine sahip. Aynı zamanda değişik su sıcaklıklarında yaşayabilen bakterileriyle de adeta gökkuşağının yeryüzüne dokunmuş hali.

Yellowstone Milli Parkı

Valensole Platosu, Fransa

Fransayı sadece Paris’e ve onun tutkulu âşıklarına indirgemek çok büyük bir yanlış anlaşılma. İşte bize bunu kanıtlayan lavanta cenneti Valensole Platosu karşınızda. Temmuz ayında çiçeklenen bu lavanta bahçesi, Fransa’nın en bilinen romantik köşelerinden bir tanesi.

Valensole Platosu
(Fotoğraf: Alberto Vergani)

Strokkur Gayzeri, İzlanda

Macera tutkunu gezginleri en çok heyecanlandıran ülkelerden biri olan İzlanda, aktif tektonik yapısıyla birçok doğa harikasına ev sahipliği yapıyor. Bunlardan biri olan Strokkur Gayzeri, her 4-8 dakikada bir havaya devasa su kütlelerini püskürtüyor. Ve bu su kütleleri 40 metre yüksekliğe ulaşabiliyor. Gayzer kelimesinin çıkışı İzlanda topraklarından hayat bulan “geysa” yani fışkırmak kelimesinden doğuyor.

Strokkur Gayseri

Coyote Buttes, Arizona, Amerika

Arizona-Utah  sınırında bulunan Coyote Buttes kayalıkları dağcılar ve doğa fotoğrafçılığına ilgili insanların hayranlıkla takip ettiği doğa harikası. Bu bölgenin en ilginç oluşumu ise The Wave adlı erozyon eseri kum kayası. Renklerin uçuşarak gözümüzde nefes bulduğu bu bölgede bulunan 190 milyon yıl öncesine ait ayak izlerine göre bir zamanlar dinazorlar hoplayıp zıplıyor, kumlarda dans ediyormuş. Kum kayalarının bu dalgalı renk skalası demir oksit pigmentlerinin kayaların tabakalarının arasında değişmesiyle oluşuyor.

Coyote Buttes

Nideck Şelalesi, Alsace, Fransa

Grimm Kardeşlerin masallarında da anlatılan bu şelalede dev bir çift ve onların kızlarının yaşadığına dair efsaneler kulaktan kulağa yayılmış tüm ülkede. Şelalenin bulunduğu yer adeta fantastik öykülerdeki büyülü ormanların eşsiz tasviri. Eski bir kalenin harabelerinin üstünden dökülen sular ve çevresinde ulu ağaçlar. Kış aylarında suların donmasıyla daha da büyüleyici hale gelen kale, Tolkien’in masal dünyasına yaraşır güzellikte.

Nideck Şelaleleri

Nabiyotum Volkanı, Kenya

UNESCO Dünya Mirası listesinin değerli üyesi olan Nabiyotum Volkanı, Kenya’nın kuzeyinde bulunan Turkana Gölünün çevresinde bulunmakta. Bu göl dünyanın en bazik ve tamamen çöl haline gelmiş tek gölü. Gölün bulunduğu vadinin içinde birçok krater ve aktif volkanın yanı sıra ülkenin temiz enerji kaynağı olan rüzgar tribünleri de bulunmakta. Keşfetmek için ulaşım koşulları çok iyi olmasa da göl; kuş, zebra, bufalo ve zürafa başta olmak üzere 150’den fazla hayvan türünün sıcak yuvası.

Nabiyotum Volkanı

Plitvice Gölleri Doğal Parkı, Hırvatistan

Bosna Hersek sınırında bulunan bu doğal park da UNESCO Dünya Mirası listesine girmiş bölgelerden bir diğeri. Parkın içinde 16’dan fazla birbirine mağaralar ve küçük nehirlerle bağlanan göl bulunuyor. Yazın birçok turistin uğramadan geçmediği Plitvice Gölleri, yapısında bulunan mineraller, bakteriler ve alglerle biyolojik çeşitliliğini korumayı başarıyor. Ulaşım göllerin etrafından dolaşan minik tahta patikalardan oluşuyor.

Plitvice Gölleri Doğal Parkı

Mýrdalsjökull Şelalesi, İzlanda

Kutuplara yakınlığıyla buzul oluşumunun en yaygın olduğu ülke olan İzlanda’da yazın bu buzulların erimesiyle devasa şelaleler oluşuyor. Ancak Mýrdalsjökull, diğer şelalelerden biraz farklı ve etkileyiciliği bu farklılığından geliyor. Buzullar aktif bir volkanı çevreliyor ve bizlere bu muhteşem şelaleyi sunuyor.

Mýrdalsjökull Şelalesi

Yuanyuang Pirinç Tarlaları, Yúnnán, Çin

Ülkenin güneybatısında bulunan Yúnnán bölgesi, tarım faaliyetlerinin kalbi olmasının yanında devasa yağmur ormanları ve tepeleri ile tanınıyor. Bölgede yaşayan Hani etnik kökenli insanlar 1300 yıldır bu pirinç tarlalarını koruyor ve kendi kültürlerini bu bölgede yaşatıyor. Çin’in tüm renklerini birarada görebileceğimiz tarifsiz Yuanyuang bölgesi, ulaşım koşullarının kötü olmasından dolayı çok fazla turist alamasa da gidip görülmeye değer.

Yuanyang Pirinç Tarlaları

Kaynak: Lonely Planet

Hazırlayan:Esra Aydın

SON YAZILAR

Cephede enerji hasadı: Mimariyi canlı bir organizmaya dönüştürme manifestosu

Modern mimaride akıllı bina kavramı dijitalleşme ile anılırken, Hamburg’daki BIQ House bu zekayı biyolojiden alıyor. Dünyanın ilk biyoreaktif cepheli yapısı, cam panellerin içinde yaşayan mikro-alglerle hem enerji üretiyor hem de binaya dinamik bir gölge sağlıyor. Statik beton bloklardan, yaşayan organizmalara geçişin hikayesi.

Doğa kendi evini inşa ediyor: Karbon negatif bir yapı bloğu olarak “Kenevir Betonu”

İngiltere'deki Flat House, kenevir tarlasından doğan duvarlarıyla mimaride devrim yaratıyor. Karbon negatif, prefabrik ve nefes alan kenevir betonu (hempcrete) teknolojisini inceledik.

Bir sandalyeyi yetiştirmek: Nucleo’nun Terra projesi üzerinden ekolojik tasarımın yeni dili

Endüstriyel üretimin hakim olduğu bir çağda, tasarımın doğayla ilişkisi çoğu zaman "malzeme seçimi" düzeyinde kalır. Oysa bazı projeler, bu ilişkinin yalnızca yüzeysel bir tercih değil,...

Doğadan mimariye: Cam, deri ve çeliğin ötesinde ahşap atıklardan yeni nesil kompozitler

Günümüzde karşı karşıya olduğumuz çevresel zorluklar, yenilikçi çözümler ve sürdürülebilir malzemeleri her zamankinden daha önemli hale getirdi. Doğal kaynaklarımız hızla tükenirken, iklim değişikliğinin yıkıcı etkileri...
Konuk Yazar
Konuk Yazar
Siz de Gaia Dergi'de yazılarınızın çıkmasını istiyorsanız [email protected] üzerinden iletişime geçebilirsiniz.

ÇOK OKUNANLAR

95,278BeğenenlerBeğen
17,593TakipçilerTakip Et
22,156TakipçilerTakip Et
243AboneAbone Ol