Haftalardır ses getiren, ancak zaten yıllardır süren yangınlar. Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde insan, hayvan, ev, orman, endemik demeden yakılan yangın, sönmeyen, söndürülmeyen yangın. Ekolojik sistemi adeta bir etnik kökene mâl edip onu yakarak yok edenlere karşı, ekolojistler son hız çalışıyor. En büyük ortak noktalarını ise şu cümle ifade ediyor: “Ormanlarımızı yaktırmayacağız!”

Diyarbakır, Şırnak ve Dersim’de; yakılan, söndürülmeyen ve söndürmek isteyene engel olunan yangınlar için doğa dostları ve ekolojistler harekete geçti. Mezopotamya Ekoloji Hareketi ve Demokratik Toplum Kongresi (DTK) çağrısı ile Pazar sabahı Diyarbakır’da buluşan ekoloji dostları, basın mensupları ve “bazı” siyasi parti üyeleri, üç kola ayrılarak ormanları yakılan bölgelere gitmek üzere yola çıktılar. Salı gününe kadar yani üç gün sürecek değerlendirme ziyaretleri sonucunda ekolojistler, konuyla ilgili açıklama yapacaklar. Ayrıca mevzu bahis yangınlar yargıya taşınacak.

Amed Ekoloji Meclisi ve Demokratik Toplum Kongresi öncülüğünde bölgede oluşan ve oluşacak ekolojik yıkımlara anlık müdahale edecek köy savunma ekipleri kurulması için kollar sıvandı. Amed Ekoloji Meclisi Eşsözcüleri Gültekin Aydeniz ve Aynur Leygara’nın aralarında bulunduğu 16 yaşam savunucusu, Diyarbakır’ın Hani, Silvan, Kocaköy ve Lice ilçesine bağlı köylerde yurttaşlarla köy meydanlarında kurulan masalarda toplantılar yaptı. Bölgede çıkan orman yangınları, mevcut ve yapımı süren barajlara ilişkin bölge sakinleri ile görüş alışverişinde bulunan heyet, yapılan görüşmeler sonucunda köylülerden oluşacak köy savunma ekiplerinin kurulmasına karar verdi. 

Diyarbakır’ın çıkarılan orman yangınları ile çölleştirilmek ve cansızlaştırılmak istendiğini belirten Aydeniz, savaş ortamı hazırlığının Kürt halkının barışa inancı ve kazanımlarına yönelik olduğunu söyledi. Aydeniz, “Çok açık ve net olarak görüyoruz ki bölge enerji kaynaklarına dönük sömürü ve talan politikalarının zemininin oluşturulması için insan, hayvan, ağaç, canlı, cansız ayırımı yapmadan büyük bir katliam gerçekleştirilmiştir. Bu nedenle toplantılarımızın sonucunda Geliyé Goderné Koruma Platformu kurmayı hedefliyoruz” dedi.

Van Ekoloji Meclisi de orman yangınlarının askerler tarafından çıkarıldığını belirterek durumu protesto etti. Cudi, Geliyé Goderné, Lice, Bagok gibi birçok ormanlık alanının askerler tarafından yakılmasını kınayan Van Ekoloji Meclisi, yaptığı açıklamada yurttaşların da katılımı ile “Savaşlar en büyük ekolojik tahribattır”, “Ağaç bedendir, bedenine sahip çık” pankartları ile “Tahakküme, erilliğe, kapitalizme karşıyız”, ”Ekolojik tahribatlara son verin” , ‘‘Savaşla ormanları yok etmeyin” dövizleri açıldı. Van Ekoloji Meclisi Eşsözcüsü Yasemin Özdemir, “Eyleme geçmezsek merhameti olmadan güce, ahlaklı olmadan kudrete, kavrayışı olmadan kuvvete sahip olanlar için ayrılmış zaman koridorlarına sürükleneceğiz. Orman yangınları devlet eliyle yapılmaktadır” şeklinde konuştu. 

Yangınlar yargıya taşınacak

Bölgedeki ekolojistlerin çağrısıyla Türkiye’nin çeşitli illerinden katılım sağlayan doğa savunucuları Lice ve Kulp’ta incelemelerde bulunarak, ekolojik yıkımları yargıya taşıyacaklarını söyledi. DTK Ekoloji Komisyonu ve Mezopotamya Ekoloji Hareketi’nin bölgedeki orman yangınlarının araştırılması amacıyla yaptığı çağrıya karşılık veren doğa savunucuları DTK binası önünde bir araya gelerek 3 grup halinde incelemede bulunacakları bölgelere hareket etti. Afyon, Rize ve İstanbul’dan bölgeye ulaşan kişiler Lice’ye hareket ederken, diğer gruplar da Şırnak ve Dersim’e gitti.

Lice’ye giden grubu çelik yelekli polislerin yolda çevirmesi, tüm bagajları ile kendilerini didik didik aramasından ve kimlik kontrollerinden sonra sorunsuz devam eden yolculuk devamında Arıklı köyünde incelemelerde bulunuldu. Köyde yaşayanların fikirlerine başvuran heyetin aldığı cevap ise oldukça üzücü: Köylülerden Zeliha Deniz, 90’lı yıllarda köylerinin defalarca yakıldığını belirterek, “Ne istiyorlar bizden? Burası bizim köyümüz, yaşamımızdan ne istiyorlar? Yine köyümüzü yaktılar. Biz onlara ne yaptık?” diye sordu. Doğa savunucuları, yangınların sebebiyet verdiği zararlar için devlete tazminat davası açacaklarının altını çizdi. 

Heyet, Lice’nin ardından Kulp’un Narlıca köyüne geçerek buradaki yangınlar hakkında da bilgi aldı. Doğa savunucuları, yangın yerlerini inceleyip topraklardan ve ağaç dallarından örnekler aldı. Yapılan incelemelerden sonra grup Bitlis’e geçmek üzere Kulp’tan ayrıldı.

Dersim’de de kentin yöneticileri ile bir araya gelen heyet, incelemelerinin ardından rapor hazırlayarak ilgili kurumlar hakkında yasal işlem başlatacaklarını belirtti. Heyetle yapılan toplantıya, bazı partilerin eşbaşkanları ile milletvekilleri de katıldı. Mezopotamya Ekoloji Hareketi Aktivisti Yıldız Tahtacı, savaş ve yangın politikalarının doğa tahribatı yarattığını belirterek “Doğa tahribatları ve orman yangınlarının birden bire gündemleşmesi savaşın derinleştiğini ifade ediyor” dedi. Tahtacı, yangın alanlarını inceledikten sonra tespit ve analizlerini raporlaştırarak ilgili kurumlar hakkında yasal işlem yapacaklarını da söyledi.

Uyanış şart, yanıyoruz!

Sürekli zarar veriyor oluşunuzdan, üretim fakirliğinizden ve pervasız tüketim tarzınızın bana da zarar vermesinden nefret ediyorum. Her yeri mahvediyorsunuz, sonra da dünyayı bugünlere insan getirdi diyorsunuz. Evet, maalesef, ne yazık ki. Dünyayı bu hâle getiren keşke bir zürafa olsaydı. Ama değil, bizzat biz, insanlar yaptık. Şimdi önünüzde bir fırsat var, bir yerler yanıyor farkında mısınız? Farkına varabilirsiniz, geç değil, imkansız değil. Hani cennet vatanın muhteşem ormanları. Evet onlar yanıyor, akciğerlerimiz diye bahsettiğimiz o hep uzaktan sevdiğimiz ormanlar. Zaten birçoğunu kesip villalı yalılı site yaptınız, bazılarının bulunduğıu şehirlere hiç gitmediniz ve büyük ihtimal gitmeyeceksiniz. Ama o ormanlar aynı zamanda vatan bütünlüğünün en sıkı korunduğu yerler hani. İnsanın da insandan sayılmadığı… Hayvanların tarandığı… Ormanların yakıldığı… Bari kalanlara sahip çıkalım. Sahip çıkmak istemeyenler, lütfen engel olmasın. Basının konuyla alakalı sebeplerden susturuluyor olması bir örnek. Biz, bölgede bulunmayan gazeteciler, bölgedeki haber kaynaklarından bilgi ediniyoruz. İletişim çağı olarak adlandırdığımız bu çağda, bir ekolojik kırım hakkında bilgi paylaşanların sansürlenmesi yerine, bu enerji ile ormanlar söndürülse keşke…

Ceylanın, çamın, sineğin, derenin, dağın teröristi olmaz. Acizliğinizden orman yakıyorsunuz. Yakmayın! Yapmayın! Sonra neden karamsarsın, neden siyasi konuşuyorsun, içeri atacaklar rahatlayacaksın diyorsunuz. Konuşurum, karamsarım, içeri de atarlar. Atıyorlar. O yananların, içeri atılanların, işkencede ölenlerin canı yok mu? Yok muydu? Yüzlerce insan devlet mağduru bu ülkede. Artık uyanın da bakının bir ne oluyor ne bitiyor. Ben bir başlık açayım: YANIYORUZ! 

Kaynak: DİHA