Gün geçmiyor ki bir hakkımız daha ihlal edilmemiş olarak güne uyanmayalım. Yetmiyor, iktidara yetmiyor. Haklarımızı, emeklerimizi sömüre sömüre bitiremediler. Bakın şimdi de TBMM Boşanmaları Araştırma Komisyonu‘nun 6 Mayıs 2016 tarihli taslak raporunun meclisten geçmesi gündemde. Kadın ve çocukların haklarının büyük ölçüde yok edilmesine yönelik hükümlerle dolu rapora kadın örgütlerinin tepkisi büyüyor.

Erktolia, bakanlık kabilelerinin değiştiği yeni Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının belirlendiği bu günde boşanma komisyonu raporuna karşı sosyal medyada imza kampanyası başlattı. Erktolia, kadın ve çocuk haklarının gasp edildiği raporu tanımadıklarını söylerken herkesi raporun yasalaşmaması için başlattığı eylem ile imza vermeye çağırdı.

Erktolia‘nın Eşitiz‘in raporuna göre belirlediği komisyon kararlarının birkaçı şöyle:

1. Çocukların, kendilerini istismar ya da tecavüz edenlerle evlendirilmesi, evlilik yaşının 15’in altına indirilmesi:

Raporda, istismarcının/tecavüzcünün 5 yıl boyunca, istismar/tecavüz ettiği çocukla “sorunsuz” ve “başarılı” bir evlilik sürdürmesi halinde denetimli serbestlikten yararlanması öneriliyor. Üstelik, her iki tarafın da 15 yaşın altında olması durumunda ise, çocuk istismarı, çocuk tecavüzü “şahsi cezasızlık” nedeni sayılıyor, yani suç olmaktan çıkarılıyor. Böylece ailelerin 15 yaş altı çocuklarını (şimdilik resmi nikahla olmasa bile) fiilen “evlendirmelerinin” yolu açılırken, çocukların evlilik legalleştirmesiyle devlet desteğiyle hergün tecavüze uğramalarının önü açılıyor!

2. Hadımın uygulanması

Raporda cinsel saldırı, cinsel istismar ve reşit olmayanla cinsel ilişki suçlarında hadım uygulanması öneriliyor. İdam, linç, koğuş infazı, hadım, kısas gibi bireysel ve toplumsal öç alma mekanizmaları meşrulaştırılmaya çalışılıyor.

kadin bosanma komisyonu

3. Hem şiddet başvurularında hem de boşanma davalarında arabuluculuk ve uzlaşma uygulanması

Türkiye’nin çekince koymaksızın taraf olduğu İstanbul Sözleşmesi’ne rağmen, hem boşanma davalarında hem de 6284 sayılı Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’a dayanan başvurularda, bu yöntemlerin kullanılması öneriliyor. Arabuluculukta/uzlaşmada tarafların eşit olması kuralı görmezden gelinerek, kadınlar erkekler lehine işleyecek bir sürece sürükleniyor. Ayrıca boşanma ve kadına karşı şiddet “özel alan” kabul edilerek devletin sorumluluk alanı dışına çıkartılmaya çalışılıyor.

4. Şiddete maruz kalan kadınların mesai saatlerinde karakollara başvuramaması

Raporda, “gecikmesinde sakınca bulunan hal” tanımının daraltılarak, 6284 sayılı Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’a dayanan başvurularda “en azından mesai saatleri içinde mülki amir ve hâkimin görevli olması, mesai saatleri dışında ve resmi tatil günlerinde kolluk amirinin görevli olması” önerilmektedir. Yani, karakolların kapılarının mesai saatleri içerisinde şiddete maruz kalan kadınlara kapatılması isteniyor.

5. Koruma kararları için delil veya belge aranması, tedbir süresinin kısaltılması

Komisyon, 6284 sayılı Kanun’a dayanılarak verilecek tüm tedbir kararlarında “delil veya belge” aranması ve yoksa tedbirin en fazla 15 gün için verilmesini önermektedir. Bu öneri, yıllardır pek çok kamu görevlisi tarafından, ısrarla ve sıkça dile getirilen, ancak hiç bir güvenilir veriye dayanmayan, Kanun’un kadınlar tarafından “kötüye kullanıldığı” ve erkeklerin “mağdur edildiği” iddiasına dayanmaktadır. Kadınlar, devlet eliyle şiddet dolu hayatlar sürdürmeye mahkum edilmeye çalışılmakta, Komisyon da bu önerisiyle bu çabayı somutlaştırmaktadır.

6. Aile hukukuyla ilgili tüm duruşmaların gizli yapılması

Komisyon raporunda, “aile mahremiyetinin korunması” bahanesiyle, aile hukukuna ilişkin tüm davalarda duruşmaların gizli yapılması önerilmektedir. Bu öneri, evrensel bir kural olan yargılamanın aleniyeti ilkesine açıkça aykırıdır. Zaten mevzuatta belli şartlarda gizli duruşma yapılabilmektedir. Aile hukukunun sadece iki kişiyi ilgilendirdiği, bu nedenle duruşmaların gizli yapılması gerektiği tezinin kabul edilmesi, “Kol kırılır, yen içinde kalır” demenin bir başka yöntemidir. Bunun kabulü devletin sorumluklarını görmezden gelme, kamuyu ilgilendiren yargılamaları kapalı kapılar ardına saklama, kadın örgütlerini sürecin dışında bırakma, kadınları yalnızlaştırma ve zorunlu arabuluculuğa giden yolu açma yöntemidir.

7. Boşanma davasının reddi

Medeni Kanun’da, boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesinden itibaren üç yıl geçmesine rağmen, ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliğinin temelden sarsılmış sayılacağı ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verileceği belirtilmiştir. Komisyon, bu üç yıllık sürenin bir yıla indirilmesini önermektedir. Uygulamada bu 3 yıllık süreyi genellikle boşanmak istemeyen kadınlar kullanmaktadır. Bu süreyi kısaltmak, Komisyon raporunun geneline içkin olan; kadınların boşanmasını zorlaştırmak, erkeklerin boşanmasını ise kolaylaştırma fikriyle uyumludur.

8. Kadının nafaka hakkının süreye bağlanması

Raporda, kadınların nafaka hakkının evlilik süresi ile bağlı olarak kısıtlanması, bu sürenin bitiminde kadının sosyal yardım, meslek edindirme, istihdam imkanlarından faydalanmasının sağlanması önerilmiş. Bu öneri, kadınların nafaka hakkını kısıtlamaya, kadınları boşanmadan caydırmaya, kadınları sosyal yardımlara bağımlı hale getirmeye, aileyi ve toplumu bu yardımlarla şekillendirmeye çalışan AKP’nin erkekler egemen politikalarının Komisyon raporuna yansımasıdır.

9. Mal paylaşımında dava açma süresinin azaltılması

Komisyon, nafaka ile ilgili önerisiyle yetinmemiş, yasal mal rejiminin sona ermesi nedeniyle açılacak davalar için geçerli olan 10 yıllık zamanaşımı süresinin 1-2 yıla indirilmesini de önermiş. Yani kadınlar 1-2 yıl içerisinde bu davayı açmazlarsa mal rejimine ilişkin haklarının tümünü kaybetmiş olacaklar.

10. Eşin ölümünde, kadının mal rejiminden kaynaklı yüzde 50 payın verilmemesi

Raporda, evliliğin eşlerden birinin ölümü ile sona ermesi halinde, evlilik içerisinde edinilen malların tasfiyesinde, sağ kalan eşin sadece kendi miras payını almasını önermiş. Evlilik süresince edinilen mallar geleneksel olarak erkekler üzerine kayıtlandığı için, bu öneri, eşi ölen kadınların mal rejiminden kaynaklı yüzde 50 payını alamayacakları anlamına geliyor.

11. Danışmanlık hizmetin dini temele de oturtulması

Aile danışmanlığı hizmetlerinin içeriği CEDAW ve İstanbul Sözleşmeleri ilkeleri doğrultusunda olmalıdır. İlkeler açıktır: Kadın hakları, kadına yönelik şiddetin ortadan kaldırılması, ayrımcılık karşıtlığı ve kadınların güçlendirilmesi. Bu nedenle aile terapisi ve rehberlik hizmetleri verenlerin eğitim alanları, psikoloji, psikolojik danışmanlık, rehberlik, sosyal hizmet, çocuk gelişimi ve eğitimi, sosyoloji, hemşirelik, tıp, öğretmenlik alanları ile sınırlanmıştır. Oysa raporda İlahiyat fakültesi mezunları da bu kapsama alınarak aile danışmanı olarak görevlendirilmek istenmekte, danışmanlık hizmeti dini perspektife oturtulmaya çalışmaktadır.

erk iktidarınızın camini cerceveini indiririz

Raporun meclisten geçmesiyle kadınlarımızın bunca yıldır erkliğe, iktidara karşı direnerek kazandıkları haklar yıllarca geriye götürülecek. Sanıyor musunuz ki biz buna boyun eğeriz? Sanıyorlar mı ki bunca yıldır verdiğimiz emeği saraylarında devlet kutlamalarına meze ederiz? Kim çocuğunun tecavüzcüsüyle “mutlu, mesud” beş yıllık evliliğine razı olacak? Nevin mi görmezden gelecek bunları? Çilem mi? Damla mı? Onların yoldaşı bizler mi? Siz kimsiniz ki bizleri erkek şiddetine, çocuk istismarcılarına maruz bırakacaksınız? Biz kadınız. Gerekirse o erk iktidarınızın kafasını tüple ezer, o erk dünyanızın camını çerçevesini indiririz.