Erk, kelime anlamı olarak istediğini yaptırabilme gücü, yani iktidar anlamına gelir. Erk aynı zamanda iktidar zümresini de ifade etmeye yarar. İktidar dediğimiz zaman, aklınıza meclisteki iktidar partisi gelmesin lütfen. Tam anlamıyla ve çoğunlukta olan “iktidardan” bahsediyoruz. Bu noktada o iktidarın (erkin) her bir temsilcisi, destekçisi “erk”in parçasıdır.

Türkiye’de erk kimdir? Türkiye’de erk, erkeklerdir. Fakat bununla sınırlı kalmaz. Erkek mantığı ile yetiştirilmiş kadınlar, LGBTİQ bireyleri de erk olabilirler. Mantık olarak erki destekliyor olmaları onları erkin saflarına katacaktır. Erk mantığına mesafeli hatta karşı olan kişi biyolojik olarak erkek olsa da erk değildir.

Örneğin; bir kadın, tecavüze uğrayan başka bir kadın için “O saatte orada ne işi varmış” diyor ise bu kadın erktir. Yani bu kadın insana yaklaşım olarak erkeğin tarafındadır ve kadın düşmanı bir kadındır. Bu kadının yetiştireceği çocuklar da cinsiyetçi kimseler olabilirler.

Başka bir örnek ise sokakta tacize uğrayan bir kadın için “dişi köpek kuyruk sallamazsa erkek köpek peşinden gitmez” diyen bir kadın da erktir. Çünkü erki kayıtsız şartsız savunmakta, erkek toplumunu ne olursa olsun aklamakta, kadın toplumunu tüm sapkınlığın yegane kaynağı olarak görmektedir. Bu kadın düşmanı bir söylemdir.

Kadınlar ve LGBTİQ bireyler yani erkin (toplumun erkek kısmının) sürekli olarak baskısı ve saldırıları altında kalanlar, sürekli olarak erk tarafından tanımlanmakta, sınırlanmakta, aşağılanmakta ve daha birçok yöntemle moralden yoksun bırakılarak erkek topluma köleleştirilmeye çalışılmaktadır. Sonuçta iktidar olan her yerde kölelik vardır. Köleliğin seviyesi kölelik gerçeğini ortadan kaldırmaz.

Mesela Nevin Yıldırım kendisine tecavüz eden erkeği kafasını keserek öldürdükten sonra ömür boyu hapis cezası aldı. Cezayı veren yalnızca hâkim değil aynı zamanda erktir. Erk, Nevin Yıldırım üzerinden kadınlara bir mesaj vermek istemiştir: Tecavüz de ederiz, karşı çıkamazsınız. Burada erke bağlı olan herkes kendini Nevin ile değil de tecavüzcü ile aynı tarafa koyarak mağdur yerine tecavüzcü ile empati yapmaktalar. Bu durum daha çok tecavüzün ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Çünkü tecavüzcüler korunmakta, tecavüzcü ölse bile kadından intikamı devlet tarafından alınmaktadır. Erk çok güçlü, adı konulmamış bir sözleşmeye dayalı davranış sergiler. Devlet toplumun bir aygıtıdır. Toplumda erk kim ise devlette de erk o dur. Bu yüzden Türkiye devleti de erkektir.

Peki ben, sokakta, orada, burada kadınlara bakmayı neden bıraktım?

Yukarıda bahsettiğim toplumsal mutabakatlardan biri de şudur: Yolda kadınlar kafasını aşağı eğer, erkekler onlara istediği gibi bakar. Kadın da bakarsa bu kadının o erkeğe kur yaptığı anlamına gelir! Birçok erkek bir kadınla birkaç saniye bile göz göze geldiğinde hemen onun peşine takılmakta ve onu taciz etmektedir. Tacize uğrayan kadının tek “suçu” ise bir an olsun etrafa bakmak olmuştur. Sırf etrafa baktığı için bu tacizi hak ettiğini düşünür erk.

kadinlari rahat birakmakBir kadının arkasından yürürken onun tedirgin olduğunu gayet net hissettiğim için onları rahatsız ve tedirgin etmeye hakkım olmadığı için her zaman hızlıca hareket eder ve kadını sollarım. Nedense birçok defa da solladıktan sonra o kadının rahatladığını hissederim. Çünkü kadın bilir ki arkasındaki biyolojik manada erkek olan kişi aynı zamanda potansiyel bir tacizcidir.

Uzun zamandır dikkatimi çekerdi, kadınlar sokakta neden kafalarını kaldırmadan yürüyorlar? Yukarıda anlattığım şeylerden dolayı. Her bir erkek kendini kadının yerine koyup empati yapmalı. Bir düşünün, sırf yürürken yere bakmıyorsunuz diye birileri sizi taciz etse ne hissederdiniz?

Kadınların büyük kısmı bizim yüzümüzden sokaklarda kafalarını eğerek yürümek zorunda kalıyor!

Bu birinin seyahat hakkını kısıtlamak değil mi? Bu bir nevi gözle taciz değil mi? Bu çok büyük bir hak ihlali değil mi? 

İşte bu yüzden sokakta kadınlara bakmayı bıraktım. Çünkü buna hakkımız yok. Eğer erkeklerin tacizleri olmasa emin olun birçok kadın daha mutlu olacaktır. Kısıtlamaya ne hakkımız var?

Şunu da belirtmek isterim, cinsel açlık, kadın erkek ilişkilerinin sınırlandırılmış olduğu yerlerde mevcuttur. Kadın erkek ilişkileri bu kadar baskıcı, ahlakçı ve erkten yana iken nasıl düzgün kadın erkek ilişkisi kurulabilir? Mesela bu ülkede çok kullanılan bir cümle vardır: İngiltere’de kadınlar teklif ediyormuş.*

Tabii ki eder. Oradaki erkekler bu şekilde kadınlara, onları avlamak istermiş gibi davranmadığı için kadınlar erkeklerden korkmuyorlar. Bu noktada kadın da bir erkeğe gerçek manada onu beğendiği için bakabiliyor. Yanlış anlaşılma, taciz korkusu olmadığı için daha özgür ve sağlıklı bir ilişki doğuyor.

Yani erk, cinsel açlıktan, tacizlerden, tecavüzlerden şikayetçiyse  bunun sebebi gene kadın erkek ilişkisini sokaklarda dahi dinamitleyen erkeklerin suçudur.

İşte bu yüzden, kadınları farkında olmadan rahatsız ettiğimin farkına varıp bu toplumsal davranışın ve baskının bir parçası olmaktan kendimi geri çektim. Sıra kimlerde?

*Burada İngiltere rastgele örneklendirilmiştir.