Korona Süreci

İnsanları anlamak güçtür. Bu günlerde, evde kaldığımız, kendimizle baş başa muhakeme ettiğimiz, insana dair, özellikle yurttaşlarımıza dair ciddi gözlemlerde bulundum. Tüm dünyayı esir alan virüs bizim ülkede de kol geziyor. Kol gezmekle kalmıyor insanların hayatına mal oluyor. Çok ölüm oldu, çok kayıp yaşandı. Yakınlarını kaybedenler, nefes alabilmenin nasıl bir nimet olduğunun farkına varanlar, kendi kendine nefes alamayan ciğerler… Bütün bu olumsuzluklara rağmen insanlar hiçbir şey olmamışçasına sokaklara döküldü. Sokaklara dökülmekle kalmadı birbirlerine koştu. Nefesleri birlikte aldılar, hastalığı beraber taşıdılar. ‘Bana bir şey olmaz’ ilkesiyle o park senin bu park benim gezip dolaştılar. Bilmedikleri veyahut idrak edemedikleri onlara değil de taşıyıcısı oldukları hasta insanlara bir şey olmasıydı.

Sosyal mesafeye dikkat etmeksizin, maske ve sağlığa uygunluk olmadan yapılan her gezi aslında cinayete teşebbüstür. Her ne kadar bu teşebbüs dolaylı yollarla olsa da döngünün sonunda bir insanın yaşamına mal oluyor. İnsanların bunu anlayamamaları çok garip. Bu anlayışsızlık eğitim ve kültürlenme sürecinden de etkilenmiyor. İster lisans mezunu ister ilkokul diploması, bilinçli olanları tenzih ederim, fark etmeksizin insanlar tedbirlere uyum sağlamakta güçlük çekiyor. Ve hiçbiri işin ciddiyetinin farkında değil. Bunca insan öldü, bunca insan nefes alamadı, bunca insan evinde kaldı, bunca doktor bunca hemşire ter akıttı. Evlerine gidemeden, sevdiklerine sarılamadan sırf insanlar hayatta kalsın diye çaba sarf etti. Maskenin arkasında baktılar, saatlerce; evlerine gidemeden yataklarında uyuyamadan süreci olabildiğince pozitif halde tutmaya çalıştılar. Bu bilinçsizlik durumu akıl alır gibi değil.

Verilen Emek

Günlerdir bu konu aklımı kurcalayıp duruyor. Verilen bunca emek, kaybedilen bunca can hiç yokmuş gibi her şey normal seyrine dönmüş gibi, aşı veyahut ilaç bulunmuş da korona olan herkes hastalığı yenebilecekmiş gibi insanlar sokaklara döküldü.

Bilinçli bir birey olma konusu karşımızda duruyor. İnsanlar bu olayın ciddiyetini idrak edemediklerinden olsa gerek hiçbir uyarıyı dikkate almıyor, dikkate alanları tenzih ederim fakat toplumun büyük bir kesimi dikkate almıyor. Çok mu zor maske takmak, sağlık çalışanları saatlerce takıyor; çok mu zor insanlarla araya mesafe koymak, sağlık çalışanları aylardır bunu yapıyor. Sevdiklerinden uzakta. İnsanlar, bu kadar tedbirsiz davranarak cinayete teşebbüs ediyor. İnsan öldürdüğümüz yetmezmiş gibi emek hırsızlığı yapıyoruz. Geçirilen mesaiye, uykusuz geçen gecelere, yaşanılan strese, haksızlık ediliyor. Bilinç, idrak, anlama kabiliyeti; illa bir sopa mı olmalı veya bir ceza tehdidine mi ihtiyaç duyulmalı? Toplumların yaşadığı bu süreç onlara dair yeni fikirler edinmemizi sağladı. Kontrol odaklarının neresi olduğu ortaya çıktı. Çin’de insanlar zorla karantina altına alınırken Güney Kore’de insanlar bilinçli bir şekilde birbirlerinden uzakta kaldılar. Burada da karşımıza Kohlberg’in ahlaki gelişimi ortaya çıkıyor. Kimi insanlar cezasız ödülsüz davranış geliştiremezken kimileri evrensel ahlak yasalarının gereklerini uyguluyor. Bizim toplumumuzun da ahlaki gelişimi sanırım ödül ve ceza sisteminden öteye geçmemiş, evrensel ahlaka uygun hareket edip vicdanlarıyla düşünen insanları tenzih ederim, davranış kazandırmak için bir ödül, davranışı sonlandırmak için bir ceza…

Maskesiz Cinayetler

Maalesef bunları yazmak acı verici. Emektar sağlık çalışanlara sonsuz şükranlar sunuyorum. Onların emeğinin heba oluyor olması beni bu yazıyı yazmaya itti. Bir eğitimci olarak sistemin bireylere farkındalık kazandırma yerine testlere ezberi bir şekilde doğru yanıtlar verme üzerine kurulu olmasından dolayı yakınıyorum. İnsanlar, öylesine düşünmeden, ya da yanlış düşünce üzerine davranışlarını bina ediyor. Ortaya da böyle bir garabet çıkıyor. Lütfen, kalınabildiği kadar evde kalalım, olabildiğince birbirimizden uzak olalım, kendi sağlımız için değil; bu hastalıkla başa çıkamayacak kadar savunması düşük insanlar için. Maskesiz ve mesafesiz gezmek dolaylı bir cinayettir.