Kötü bir şey olabileceğinin farkına vardığınızda, kendinizi koruyamayacağınız bir şey, hatta kabul bile edemeyeceğiniz bir şey. Sanırım bedeniniz kendini koruyamadığında beyniniz korumaya çalışıyor.

“Hayır”ınızı Bazen Herkes Duymuyor.

Benim Bedenim Bana Ait!

İlk buluşmamız için bir bara gittik. Beni etkileyen bir şekilde yakışıklıydı hemen hiç itici gelmedi. Hesabı ödemede ısrar etti,
ben ise bölüşelim dedim. Daha cüzdanıma ulaşamadan
kartını masaya koymuştu bile. Olağan ilk buluşmalar gibiydi.

Ortak ilgilerimizden bahsettik. Ailelerimizden, işimizden kaynaklı streslerden filan. Birkaç espri yaptı, o kadar komik bulmasam da koca bir gülücük sarf ettim. İlk içkimi bitirince bana bir tane daha ısmarladı. İkinci içkiden sonra barmenden üçüncüyü istedi.

Kendimi huzursuz ve kaygılı hissetmeye başlamıştım. Boş mideye iki vodka soda indirmiştim. Bu yüzden, bu gecelik yetsin dedim. Erkenci oluşumla dalga geçip onu arabayla bırakmamı istedi. Bir eliyle de bacaklarımı okşuyordu. Fazla içtiğimi ve eve gitmem gerektiğini söyledim. Hayır dedim, ama ısrar etti. Eve sağ salim ulaştığımdan emin olmak istediğini söyledi. Nasıl gülümsediğini hatırlayabiliyorum, ona nasıl güvendiğimi. O an için nasıl da inandığımı hatırlıyorum.

Bu yüzden evet dedim. Arabaya yürürken karnıma bir ağrı girdi. Nedenini tam anlayamıyordum. Buluşma konusunda her şeyi doğru yaptığını kendime hatırlattım.

Zamanında geldi, güzel olduğumu söyledi, kapıyı tuttu. İyi bir çocuk, değil mi?

Arabaya bindiğimde, etrafımdaki boşluğun üstüme doğru çöktüğünü hissettim. Elini bacağıma koyduğunda ne kadar da yalnız olduğumuzu anladım. Sadece iki yabancı olduğumuzun farkına vardım.

Evime geldiğimizde yorgun olduğumu söyledim. Arabayı kenara çekip beni burada bırakabilirsin dedim. ve bu harika olurdu. Bir bardak su için gelip gelemeyeceğini sordu. İçtiklerinden dolayı iyi hissetmediğini, henüz eve sürecek kadar iyi hissetmediğini söyledi.

Karnımdaki ağrı hala oradaydı. Saçmalıyorsun dedim kendime. Yoldaki sarhoş bir sürücüden sorumlu olamayacağımı, onun iyi biri olduğunu söyledim kendime.

Bu yüzden eve gelmesine izin verdim. İçeri girince ona bir bardak su vermek için mutfağa geçtim.

Ev arkadaşım burada mıydı acaba? Ne kadar burada kalacaktı ki?

Sudan bir yudum alıp davetime ihtiyaç duymadan odama geçti. Su bardağını hemencecik masaya bıraktı. Odama geçince raftaki kitaplarıma dokundu. Kitapların kapaklarını inceledi. Benim ve kardeşimin bir fotoğrafını eline aldı.

Sonra bana doğru geldi. İlk başta beni öpmesine izin verdim. Dilinin dudaklarımda, elinin de kalçamda dolaşmasına bir şey demedim. Belki birkaç saniye daha öpebilirim dedim. Beni öptükten sonra, işi bitince gider dedim. Sonra daha fazla öpmeye başladı,
elleri daha da hızlandı. Aniden sırtım kapıya dayandı. Onu itmeye çalıştıkça daha da sertleşmeye başladı, daha sert bir biçimde kendine çekiyordu beni.

Yorulduğumu söyledim.

Regl olduğumu söyledim.

Ev arkadaşımın burada olduğunu, daha ileriye gitmek istemediğimi söyledim.

Yavaşlamasını söyledim ama yavaşlamadı.

Bu yüzden gözlerimi kapadım, ne zaman duracaktı acaba?

Onunla seks yapmayı kabul etmemin, diğer alternatiflerden daha kolay bir durum olup olmayacağını merak ettim. Bunu düşündüğüm için kendimden nefret ettim.

Üstüme gelmeye devam ettikçe düşündüm ki, belki de sadece ondan kurtulmalıydım.

İlk başta karşılık vermedim. Sonra hareket ettim, sarsıldım ve onu üzerimden attım. Durmasını söyledim, yüksek sesle ve gerçekten bunu kastederek. Şanslıyım ki sonunda durabildi.

Ama hep durmazlar. İyi çocuklar böyledir işte. Her zaman karşılaşamazsınız. Saç kesimleri iyidir, kapıları açarlar. İçkinizi ısmarlayıp sizi güldürürler, aileniz hakkında sohbet ederler. Ama iyi çocuklar böyle şeyleri gerçekten iyi oldukları için yapmazlar bazen, istedikleri ya da hak ettiklerini düşündükleri şeyleri
almak için yaparlar.

Modern buluşmalardaki şu berbat durumu keşfettim, eğer sana en az 50$ harcarsam benle yatsan iyi edersin.

‘Sadece arkadaş’ ve ‘soğuk’ olarak çağrılmaktan sıkıldım.

Birisi bana zaman ayırıp para harcarsa fiziksel sevgimi hak eder şeklindeki yazısız kural beni hasta ediyor.

Belki sadece yorgun olacağım zamanlar olacak.

Belki regl olduğum zamanlar olacak, ev arkadaşımın evde olduğu ya da sadece zamanlama yanlış olacak.

Ya da bunlardan hiç biri olmayacak.

Şunu da bilin ki, hayır demek için herhangi bir nedene ihtiyacım yok.

Benim bedenim bana ait. Loş bir bardaki üç içki ile satın alınamaz. Çiçekler ya da etkinlik biletleriyle satın alınamaz. Evet dersem bu gerçekten istediğim için olacak.

Çeviri&Altyazı: Gaia Dergi