Beynimiz tamamen dalgalardan oluşan sinyaller denizinde kendisini var eder. Tüm oluşu, bu dalgaların içinde yüzme şekilleri ile ilgilidir…

Brain and nerve cells, neural network

Her yerden bir titreşim gelir ve bu titreşimler dalgalardan oluşur. Dalgalar mekanik ya da elektromanyetik olabilir. Bunların her birisi beynimizde gerçekliği algılamamıza sebep olur.

Tüm duyu organlarımız bu dalgaları alıp beynimize iletir ve beynimiz bir şifre kırıcı gibi bu dalgaları yorumlar. Her bir duyu organımız frekans çözümleyicisidir. Üst üste binen dalgaların oluşturduğu kırınım ve girişim desenleri beynimizi etkiler ve bunun sonucunda tepkiler oluşturur.

Fourier Dönüşümü

Milyarlarca nöron ağı bir ahtapot gibi birbirine yayılır. Bu sırada oluşan elektriksel ve kimyasal tepkiler de dalgalar oluşturur ve bunlar da desenler yaratır. İşte tam da bu sırada bu desenlerin çözümlenmesi gerekir. Beyin bunu bir bütün olarak çalışarak yapar. Bu muhteşem dansta, iç içe geçen dalgaların ayrılıp indirgenmesi ya da her küçük dalganın birleştirilmesi gerekir. İşte bu muhteşem matematik, bilim insanlarınca Fourier dönüşümü ile sembollere dökülür.

Kabaca söylemek gerekirse Fourier dönüşümü, ne kadar karmaşık olursa olsun bir deseni basit dalgalardan oluşan bir dile dönüştürür. Bu dalga biçimlerinin de orijinal desene yeniden dönüştürülebileceğini gösterir.

Müzik kaydı yapmada, elektronik müzik oluşturmada, televizyona sinyallerin gönderilip bunların tekrar birleştirilmesinde, dijital fotoğraflarda bilgiyi kaybetmeden kaydetmede, hologram teknolojisinde ve daha birçok alanda Fourier Dönüşümü kullanılır. İşte tam da bu noktada, bu matematik harikası denklemlerden faydalanan Georg von Bekesy, kişilerin çeşitli titreşim frekanslarına nasıl tepkiler vereceklerini önceden kestirmiştir. Yani beynimizdeki sistem ile bir radyo alıcısındaki sistem birbirine benzer şeklide çalıştığını göstermiştir.

Anıların, beynin hangi bölgelerinde saklandığına dair yapılan çalışmalar, beyinde özel bir yapı ya da bölüm bulunmadığını göstermiştir (şimdilik). Yapılan çalışmalar sonucunda beynin bir bütün halinde, Fourier Dönüşümü’ ne uygun olarak titreşim dalgalarını alıp işlediği görülmüştür.

Holografik Beyin

Bu ve buna benzer gelişmeler de bilim insanlarını holografik evren tasarımına yöneltmiştir. Örneğin; hologramını oluşturmak istediğiniz bir elmayı küçük parçalara ayırarak da bu işlemi yapsanız, görüntü yine tam bir elma olacaktır. Yani hologram, her bir parçada ‘’bütünü’’ barındıran yapıya sahiptir. Beynimiz de boşlukları tamamlayarak ve bir bütün halinde çalışır -tıpkı hologramlarda olduğu gibi-. Bir müziği, bir görüntüyü, bir cümleyi arada boşluklar olsa da tamamlama eğilimindedir.

Beynimiz işte bu kadar muhteşem ve senkronize çalışır…

Doğamız ile ilgili birçok soru ile baş başayız. Yaşanan gelişmeler, teknolojik dünya ile insan arasında birçok benzerlik kuruyor. Her bir çalışmadan gelen yeni bilgi tek başına bir anlam ifade etse de bu parçaların birleşip yorumlanması ile daha büyük bir şey açığa çıkıyor ve bu bizim gerçekliğimiz oluyor. Yol uzun olsa da yolculuk keyif veriyor. Hala çözülememiş olsa da çözmeye çalışmak da kendi içerisinde çözümü getiriyor. Çok bilinmeyenli bir denklem olarak insan, kendisini karmaşıklık içerisinde çok daha rahat seziyor… İşte bu kadar garip ve keyifli oluyor…