Butik açmayı düşünen ancak pandemi süreci nedeniyle planlarını erteleyen, hayallerini gerçekleştirmek için pazarcılık yapmaya başlayan Zeynep ile çok keyifli bir röportaj yaptım. Okuyan birçok insanı yüreklendireceğine inanıyorum.

-Sizi tanıyabilir miyiz?

İsmim Zeynep Tilki. 24 yaşındayım. Uzun bir zamandır özel sektörde çalışıyordum. Ardından işimden istifa edip kendi işimi kurmaya karar verdim. İşimden istifa etmeden evvel bir butik açmanın temellerini atmıştım. Tüm hazırlığımı yapıp ürünlerimi almışken salgın süreci başladı. Şimdilerde pazarcılık yapıyorum. 

-Pazarcılık yapmaya nasıl karar verdiniz? Çevrenizden gelen tepkiler nasıldı? Cesaretlendirdiler mi yoksa engel olmaya mı çalıştılar?

Aslında ailem ve yakın çevrem bu işi asla yapamayacağımı söylediler. Pazarcılık mesleğini beğenmedikleri için değil, benim bu işe uygun olmadığımı düşündükleri için… Zorlanacağımı, beceremeyeceğimi düşündüler. Olumsuz geri dönüşler aldım. Kimse “Başaramasan bile en azından denemiş olursun” bile demedi. 

-Sanırım ihtiyaç duyduğumuz şey içimizdeki cesaret. Kendimizle dost olmak, kendimize inanmak… Dünyanın her yerinde, her meslekten, birçok kadının bu tip yargılar nedeniyle cesareti kırılıyor. Toplumların kalıplarına ve kurallarına uygun yaşadığımızda kendimizi gerçekleştirmemiz imkânsız hâle gelebiliyor. Belki pazarcılık yerine başka bir sektöre yönelmek istediğinizi söyleseniz de aynı olumsuz dönüşleri alacaktınız.

Kesinlikle öyle. Bu noktada cinsiyet rollerinin çok büyük payı var. Bütün iş kollarında cinsiyet ayrımını yaşıyoruz. Pazarcılıktan geçimini sağlayan birçok kadın var. Benimle ilgili yargılar yaşımın genç olmasından ve planlarım arasında pazarcılık olmamasından da kaynaklanıyor aslında. Benim sürecim biraz çaresizlikten dolayı bu yönde ilerledi.

Çaresizlik olarak tanımladınız ama sosyal medyada epey ses getirdi ve yenilikçi bir duruş olarak yer edindi pazarda tezgâh açmanız. Belki de sizin yaşınızdaki insanlara ya da ekonomik özgürlüğünü eline almak isteyen kadınlara ilham olmuştur hikâyeniz. 

Pazarda çok kadın emekçi var. Ancak birçoğu oğluyla ya da eşiyle oluyor tezgâhta. Yaş ortalaması da biraz yüksek elbette. Ben genç kalıyorum birçok pazarcıya göre. 

Ekonomik olarak çok zor bir süreçten geçiyoruz ve özellikle gençlerin maddi olarak çok zorlandığını görüyorum. Üniversite mezunu, geleceğini kurmak isteyen birçok genç insan var. Hepsinin bir şekilde bu zorluklara takıldığını görüyorum. İnsanlar benim hikâyemi gördüklerinde “Evet, zor ama yapılabilir. Ben neden yapamayayım?” dediler ve kendilerini bana bu yüzden yakın hissettiler bence. 

Pazarcılarla iletişiminiz nasıl?

Pazarda büyük bir dayanışma var. Kurulmuş bir ağ var. Herkes herkesi tanıyor. Bana destek olmasalar ben pazarda iş yapamazdım. Herkesin yeri belli ve ben de o dayanışmanın içindeyim artık. Başlarda neden orada olduğumu sorgulayan bakışlar ve şaşkınlıklar oldu. Beni tanıdıktan sonra sahiplendiler. Destek oldular. Yardımcı oluyorlar.

Önyargılı olmamak, denemekten korkmamak lâzım öyle ise.

Kesinlikle. Ailem de pazarın erkek egemen bir ortam olmasından dolayı sorun yaşayacağımı düşündü ama öyle olmadı. Pazardakiler bir süre sonra sizin abiniz, ablanız, kardeşiniz oluyor. Dışarıdan pazar ortamına karşı önyargı var. Müşterilerden de “Yanında erkek yok mu? Tek mi duruyorsun burada?” gibi sorular aldım. Benim için aşılmayacak sorunlar değil bunlar. Ailemin kafasındaki tabuyu yıktım, insanların da algısı değişecektir.

-Bundan sonra hayatınızı pazarcılıkla mı idame ettireceksiniz? Yoksa butik açmak için bir birikim süreci mi pazarcılık?

Ekonomik olarak toparlandıktan sonra butik açmak istiyorum. Bu yola çıkma sebebim buydu. Kendime ait, küçük bir butiğim olsun istiyorum. Pazarda şu anda çok mutluyum. Keyifli ve eğlenceli bir meslek; zorluklarına rağmen. Bana çok tecrübe katıyor. Kendime ait bir yer açsam da haftanın yedi günü olmasa bile birkaç günü yine pazarda tezgâh açarım. Bu süreçte çok mesaj aldım. Birçok insan bu işi yapmak istediğini söyledi. Butik açsam da belki genç arkadaşlarımla dayanışma içinde yine pazarda olurum. Bir arada bir şeyler yaparız. Benim gibi düşünen insanlarla omuz omuza çalışıp kazanırız. Pazara genç bir enerji geldi. Daha çok genç insan görmek istiyorlar. Bunu 60 yaş üstü insanlar bile söylüyor. Her kesimden destek aldım. İnsanlar hayatın zorluklarını bildiği için, sınıf ayrımına ya da cinsiyetçiliğe maruz kaldığı için beni kendilerine yakın gördüler. Bu beni çok mutlu ediyor.

-Peki, pazarda bir gün nasıl geçiyor? Saat kaçta tezgâh açılır, tezgâha ne kadar para ödenir?

Ben Güngören, Esenler çevresindeki pazarlarda tezgâh açıyorum. Sabah 06.00’da gidiyorum. Çünkü kiralar sürekli değişiyor. Bir pazara gidip yer bulamazsam başka bir pazara gidiyorum. Saat 08.00 gibi yerim netleşiyor. Evime dönüp ürünlerimi alıyorum. Saat 11.00 gibi tezgâhım açılmış oluyor. Tezgâh kiraları 70-100 lira arasında değişiyor. Tek bir tezgâh açmak ürünler için yetmeyebiliyor tabii. Ben ürünleri halka uygun fiyatlara satıyorum. Bazen zararına satıyorum. Ekonomik zorlukların farkındayım ama kendi işimi yaptığım için mutluyum. Başkasının işinde çalışmaktansa kendi işimden kazanıyorum. 

-Kadın istihdamıyla ilgili, ekonomik özgürlüğün önemiyle ilgili birçok girişim söz konusu. Kendi adıma söyleyebilirim ki attığınız adım çok değerli ve ilham verici. Bu ülkede birçok kadın isteğini sesli olarak ifade dahi edemiyor. Deneyiminizden yola çıkarak kadınlara öneriniz nedir?

O kadar çok dokunamadığımız hayat var ki… Adını bile duymadığımız bir kasabada hâlâ kız çocukları okula gönderilmiyor veya aile zoruyla evlendiriliyorlar. Şehirlerde boşanmış kadınlar baskıya uğruyor. Kadınlara hem anneliğin hem de iyi bir kariyerin aynı anda yürütülemeyeceği empoze edilmek isteniyor. Toplum hâlâ kadınların gücünü yok saymak, kadınları engellemek istiyor. Her sınıftan kadınlar bir şekilde aile ve toplum baskısıyla engelleniyor. Artık kadınların gücüne inanmamız gerekiyor. Bir kadın anne olabilir; aynı zamanda kariyer sahibi olabilir. Evlenmeden tek başına yaşayabilir. Ne istiyorsa onu yapabilir. Bunun cinsiyetle bir ilgisi yok. Bazı kadın müşterilerim eşleri, babaları tarafından nasıl mağdur edildiğini anlatıyor. Neden anlatıyorlar biliyor musunuz? Çünkü bir ışık bekliyorlar. İnsanların hayatına dokunmamız gerekiyor. Birbirimizle dayanışma içinde olmalıyız. Kadınların kendi ayakları üzerinde durabildiğini göstermemiz gerekiyor. 

-“Kadın kadının yurdudur” diyerek röportajı sonlandırabiliriz öyle ise. İlham verdiğiniz birçok kadın, birçok genç adına teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim. Umarım okuyan ve cesarete ihtiyacı olan insanların hayatına dokunur.