Bizler işçi ve emekçi yoldaşlarla yürümeye devam edeceğiz!

Öldürülen arkadaşlarımızın, kız kardeşlerimizin ve sevgililerimizin katili kim?
En sükseli direnişlerimiz Chicago ve Taksim Meydanı’nda başlamadı mı?
Önce sistem, devlet ve polis saldırmadı mı ekmeğimize, aşımıza?
Sahi önce kimdi bizi sevmeyen? Birileri namlularını üzerimize çevirmeden önce, çok önce, kimdi bizi lanetleyen?
Bugün bu yeryüzünde öldürülen arkadaşlarımızın, sevgililerimizin sâhi katili kim?
Tanrı mı idi yoksa?

Yüzlerce arkadaşımız, yoldaşlarımız katledildi, bir sürü dostumuzu sistem, bu para babaları ve erk’lik denilen illet yüzünden kaybettik ve kaybetmeye devam ediyoruz. Birileri gelip hiç yere, yok yere katlediyor. Birileri gelip emeğimizi çalıyor. Birileri gelip zamanımızı çalıyor. Birileri işten kovuyor. Birileri gelip ekmeğimize göz dikiyor. Birileri işten kovuyor.
Birileri eksiksin diyor. Birileri sendikalısın diyor.

Örgütlenmezsek öldürülürüz.
Fabrika ve Bar’daki ayaklanmalardan beri yürüyoruz, örgütleniyoruz, sevişiyoruz!
Bizler yürümezsek, bizler örgütlenmezsek öldürülürüz.
Siyah dersiniz öldürürsünüz!
Kızıl dersiniz öldürürsünüz!
Kürt dersiniz öldürürsünüz!
Suriyeli Arap dersiniz öldürürsünüz!
Kimin çocukları?
Kimin kız, erkek kardeşleriyiz?
Peki bizler kimiz?

Bu bir yaşam mücadelesidir. Ölmek ya da kalmaktır. Yürüyüş hakkımızdır, hakkımızı istiyoruz. Ölmeden, öldürülmeden, saldırıya uğramadan, engellenmeden yürümek istiyoruz! Yürümek istiyoruz!

Hayatımızın her alanına girmiş katil sistem ve devlet, bizi en acılı anlarımızda bile aşağılar.
Eşit değiliz ve daha çok yürümeliyiz!
Avazımızın çıktığı kadar bağırmalıyız!
Ölenleri saygıyla anıyor ve yakınlarına, hepimize baş sağlığı diliyoruz. Aşk, hürriyet; uzak olsun nefret!

Her seferinde derdimizi anlatmamız yıllar sürdü. En temel haklarımız için yıllarca kah isyan ederek kah heteroseksizmle, devletle ve erk‘likle uzlaşarak, kah canımızdan olarak mücadele ettik. Sistemin bin yıllık haklarının birazını kazansak bile bayram ettik. Peki neden sadece işçi olduğumuz için mi?

Direnişin ne kadar gerekli olduğuna yaşanan katliamdan sonra bir kez daha tanık oluyoruz. Her gün onlarca işçi ve emekçi yoldaşlarımız canından oluyor!
Katil devlet ve sistem, işçi yoldaşlarımızın zamanından, hayatından ve birikiminden çalmaya çalışıyor. Çalışanların örgütlü mücadelesini zayıflatarak, küresel saldırılar karşısında bizleri çaresiz bırakmak isteyenler var. Ne yazık ki bugün, çalışanlara karşı uygulanan hukuksuzluk var. Bugün, kamu görevlilerine verdiği sözleri unutanlar, attıkları imzaya sahip çıkamayanlar var. Yandaşlarına yer açabilmek için bir gecede 73 bin okul yöneticisini görevden alan idareciler var. Koltuklarını koruyabilmek için yüz binlerce kamu görevlisini oradan oraya savuran sözde siyasetçiler var. Bugün en küçük ekonomik olumsuzlukta işten çıkarılan, sendika üyesi olduğu için sürülen, tehdit edilen, iş akdi feshedilen çalışanlar var. Bugün çalışanları devletin ve işverenin omuzlarında yük, gereksiz bir maliyet unsuru olarak gören ve kaderine terk eden bir iktidar var. Bugün emeğinin karşılığını alamayan, alın terini akıtan ama kıymeti bilinmeyen çalışanlar var.

Baharın kurumuş dallara hayat verdiği gibi, bu 1 Mayıs da çalışanın mücadelesine yeni bir soluk, yeni bir hayat verecek emekçiler var!
Dünyanın dört bir yanından yayılan coşku, kardeşliğimizin eseri; geleceğimizin teminatı. İnanıyorum ki bu coşku, azim ve umut emekçilerin üzerine çöken kara bulutları dağıtacak, güneşli ve güzel günlerin habercisi.

Halkların nasırlı yumruğu balyoz gibi patlıyor. Devrimin şanlı dalgası dünyamızı kaplıyor.
Vermeyin insana izin kanması ve susması için, hakkını alması için kitleyi bilinçlendirin, Bizlerin ellerindedir gelen ışıklı günler.

Tüm emekçilerin 1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü kutlu olsun!

Ulusların gürleyen sesi yeri göğü sarsıyor.

Kararlıyız. Biz haklıyız; biz kazanacağız.

Yaşasın hak mücadelemiz, yaşasın kardeşliğimiz, yaşasın 1 Mayıs.