Her daim görmezden gelinen ve eksik bir şekilde rapor edilen çocuk işçiliği sorununa dikkat çekmesiyle gözler, yazar Mari Marcel Thekaekara’ya çevrildi. Uzun yıllar boyunca Hindistan’ın Adivasi ve Dalit Halkları’nın sorunları hakkında yazan yazar bu kez ise Hindistan’da pamuk alanında çalışan çocuk işçiler sorununa değinerek konunun yeniden gün yüzüne çıkmasını ve tartışılmasını sağladı. Yazarın Hindistan’ın pamuk sektöründe çalışan çocuk işçileriyle ilgili söyledikleri gerçekten sorunun ürkütücü boyutlarda olduğunu gözler önüne seriyor.

1.Hindistan iplik fabrikasındaki çocuk işçiler_ kaynak CSIRO
Hindistan’da iplik fabrikasında pamuğun işlenmeden önce elle dezenfekte edildiği süreç. (2010). © CSIRO

Amerika’nın güneydoğu eyaletlerinde söylenen şarkıları her zaman pamuk toplama işiyle ilişkilendirmişimdir. Bana bu şarkılar hep yoksul Afro-Amerikan insanları anımsatır. Genelde pamuk toplama işini Hindistan’ı hiç aklımıza getirmeden Amerika’nın güneyindeki kölelikle ilişkilendiririz (1). Ancak; nedense coğrafya derslerinden Hindistan’ın pamuk yetiştiren ülkeler arasında yer aldığını net bir biçimde hatırlıyorum.

Bu özel konu hakkında farkındalığımın olmaması, 1980’li yıllardan beri Adivasi (2) hakları ile ilgilenen aktivist bir yazar olarak açıkçası beni utandırdı. Yani Hindistan’ın pamuk toplayan çocukları hakkında neden bu kadar az okudum ve yazdım diye kendime sorunca, çocuk işçiliğinin Hindistan’da hâlâ önemli bir sorun olduğu ve pamuğun medyanın gündeminde yer almayan bir konu olduğu gerçeği karşıma çıkıyor. Dalit (3) ya da kadın hakları ile ilgili çalışanların halihazırda kendi iş yükleri bulunduğundan başka konularla ilgilenmeye fırsatları kalmıyor. Belirli konularda çalışan herhangi bir sivil toplum kuruluşunun da bu konuyla ilgilenmesi çok zor oluyor. Dolayısıyla gerçekleşen birçok zulüm basında yer almıyor.

4. Pamuk tarlasında çocuk işçiler kaynak BBCPamuk toplayan çocuk işçiler sorunu dikkatimi ilk olarak, Dalitler ve çocuk işçiliği ile ilgili çalışan uluslararası bir grup olan “Hollanda Hindistan Komitesi”nin hazırladığı rapor aracılığıyla çekti.

Yakın bir zamanda, pamuk toplama endüstrisi ile bağlantılı olan çocuk işçiliğinin durumu hakkında güncel bir çalışma okudum. Güncellenen duruma göre, neredeyse yarım milyon (bunların çoğu Dalit ve Adivasi) Hintli çocuk pamuk çekirdeği üretmek için çalışıyor. Bunların yaklaşık olarak 200 bin’i 14 yaşının altında. Bu veriler, Hindistan’ın konuyla ilgili uzun zamandan beri çalışan uzmanlarından Dr. Davuluri Venkateswarlu’nun “Pamuğun Unutulan Çocukları” adlı yeni çalışmasının şok edici sonuçları arasında yer alıyor.

Aynı ölçüde şok eden diğer bir tespit ise pamuk alanında çalışan çocukların sayısının 2010 yılından beri neredeyse 100 bin kadar artmış olmasıdır. 14 yaşın altındaki çocuklar iş gücünün yaklaşık olarak yüzde 25’ini oluştururken 14 ve 18 yaş arasındaki diğer çocuklar ise yüzde 35’ini oluşturuyor. Söz konusu çalışma, bu sorunla mücadele etmedikleri ve inkâr politikası yürüttükleri için Hindistan’ın Gujarat ve Rajasthan eyaletleri başta olmak üzere Hindistan Hükümeti’ni eleştiriyor. Aynı zamanda çocuk işçiliği sorununu çözmek için tohum endüstrisinin bir bütün olarak bu konuda tepkisiz kaldığını vurguluyor.

2.pamuk işçi kız çocuğu fotoğraf ILORaporda Bayer, Monsanto ve DuPont gibi uluslararası ve bazı yerel şirketlerin, UNICEF‘in (Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu), devlet kurumlarının ve birkaç sivil toplum kuruluşunun çocuk işçilerin sayısını azaltmaya yardım ettikleri belirtiliyor. Tohum tarlalarında çalışan çocukların sayısında özelikle Andhra Pradesh’te yüzde 42 ve Tamil Nadu’da yüzde 69 olmak üzere önemli oranda bir düşüş söz konusudur.

Ne var ki pamuk ekilen arazilerin yüz ölçümünün artması nedeniyle 2010 yılından bu yana bu alanda çalışan çocukların sayısı 70 bin kadar artmıştır ve özellikle Gujarat ve Rajasthan’da çalışan küçük çocukların sayısı neredeyse 30 bin kadar artış göstermiştir. Bu çocukların çoğunu, borçlarını işçilik yaparak ödeyen çocuklar oluşturuyor.

Anne babalar genellikle toptan ödemeyi kabul ediyorlar ve çocukların kontrat süresini tamamlamaları gerekiyor. Genellikle çocuklar aile gelirine yardım etsinler diye okuldan ayrılmaya zorlanmaktadır. Bu çocuklar günde 8-10 saat çalışmalarına rağmen kazandıkları para asgari ücretin de altında kalıyor. Aynı şartlar yetişkin bir kadın için de geçerlidir. Büyük şirketler, asgari ücret konusunda şüphe bırakmayacak şekilde aracılar yoluyla kontrat yaparak sorumluluklarından kaçıyorlar. Çocuk işçiliğinin neden yanlış olduğunu anlamıyorlar. Bu tamamen Dickensvari bir senaryoya benziyor.

tompkins-point_photo_women-on-cotton
Pamuk işçisi Hintli kadınlar

Çocuk haklarıyla ilgili çalışan binlerce sivil toplum kuruluşu bulunmasına rağmen, ne yazık ki ülkemizde istismara uğrayan ve fark edilmeyen çok sayıda çocuk bulunuyor. Hindistan basınında insan haklarını sürekli ihlal eden bir sürü korkunç hikâye yer alıyor. Ancak; bu gidişata dur demek için insanların konunun farkına varması ve ayağa kalkması için etkili bir kampanya düzenlememiz gerekiyor.

Çocuk işçiliği sorunu ile ilgilenir gibi görünmeye devam ediyoruz. Bana göre, güvenilir sivil toplum örgütleri, (maalesef ki çok yok) çocukların güvenli bir şekilde getirilebileceği saygın çocuk kurtarma merkezleri oluşturmalıdır. Hâlâ kafelerde ve fast-food restoranlarında çalışan küçük erkek çocukları görüyoruz. Bence bu sorun hâlâ insanların vicdanlarını kemirmeye devam ediyor. Bununla birlikte insanların çoğu yerel “Alo Çocuk Hattı”nın varlığından bile haberdar olmadıkları gibi çocuk bir işçi gördüklerinde ne yapmaları gerektiği konusunda da fikir sahibi değiller. Bu konuda “Çocuk Hakları” üzerine çalışan insanların dışındakilerin de konuya ilgi duymalarını sağlayacak büyük bir farkındalık ve haber kampanyasına ihtiyaç duyuluyor.

(1) Ekonomik ve tarihi öneme sahip bir ürün olan pamuğun üretim tarihçesine baktığımızda, 19. yüzyılda ABD’de köleliğin kaldırılması tartışmaları Amerikan İç Savaşı’nın nedenleri arasında sayılmıştır. O dönem pamuk üretiminde köleler baş aktör konumundaydı (Kalkınma Atölyesi Raporu).
(2) Adivasi’ler, genellikle Hindistan’ın kuzeydoğu eyaletlerinde yaşayan kastlar halinde değil de kabileler halinde örgütlenmiş olan ve Hindu kültürüne mensup olmayan yerli halk (Britannica).
(3) Dalit; Sanskritçe bastırılmış, ezilmiş, mağdur anlamına gelir. Hindistan’da yaklaşık 3 bin yıldan beri süren kast sisteminin (Brahmanlar, Kşatriyalar, Vaikyalar, Sudralar) değil içinde, sonunda bile yer alamayan Dalitler kastlar dışı olarak kabul edilmektedir. Dalitler yani “Dokunulmazlar”  aynı zamanda Parya’lar (insanlığın en aşağı tabakasında yer alanlar) olarak da anılır. Dalitler, yüksek kastlardan insanların, kirlenecekleri inancıyla kendilerine dokunmamaları ya da onlarla yemek ve sularını paylaşmamaları, aynı tapınaklarda ibadet etmemeleri, kahvehanelerde ayrı fincanlar kullanmak zorunda bırakılmaları, yalnızca onlara gösterilen alanlarda yaşayabilmeleri, çocukların okullarda aynı sınıfta okumalarına izin verilse bile ayrı yerde oturtulmaları ve tüm pis işlerin sadece onlara yaptırılması türünden ayrımcılığa tabi tutuluyor. Toplam nüfusun hiç de azımsanmayacak yüzde 16 gibi bir oranını oluştursalar da özellikle fanatik Hindu örgütleri tarafından insanlık dışı davranışlara maruz kalıyorlar. Her ne kadar kast sistemi Hindistan’ın bağımsızlığından sonra kaldırılmış ve Dalitler’e karşı ayrımcılık yasadışı olmuş olsa da, günümüzde ülkenin birçok kırsal bölgesinde hala uygulanmaktadır (Bianet).

Kaynak: News Internationalist
Başlık Fotoğrafı:
 CARPED INDIA