Magnum fotoğrafçısı Susan Meisales, Multistory iş birliği ile Black Country’deki sığınma evlerinde kalan kadınların deneyimlerini temel alan bir proje geliştirdi ve bunlar Kendilerine Ait Bir Oda isimli bir kitapta yayınlandı.

Ann, 11 numaralı oda: “Hayat dönemeçlerle dolu. Burada olmayı kendim seçmedim ama buradayım. Buraya tekrar geldim diye kendimi suçlamıyorum. Eğer burası olmasaydı muhtemelen ölmüş olurdum.”
Shelley’nin kızı, F Bölümü
Janet, E Bölümü 9 numaralı oda: “Burası benim evim, güvenli olduğum yer. Eski eşimden uzakta olduğum için çok mutluyum. Benim ve çocuğumun hayatını kurtardığınız için teşekkürler. Onun için her şeyin en iyisini diliyorum. Onun bir geleceği olsun istiyorum. Eğer o mutlu olursa ben de mutlu olurum.”
Aisha, 1 numaralı oda, bölüm B: “Ailem beni evlendirmeye zorluyordu. ‘Eğer geri dönmezsen, bizden yardım isteyebileceğini sakın düşünme’ diye bir mesaj aldım. ‘Olur, olduğum yerde mutluyum. Kendi geleceğimi inşa edebilirim’ dedim.
Eva: “Hayatla barışık olmak, hayatıma devam etmek istiyorum. Meşgul olmak istiyorum. Uyanıp tüm gün evde oturup devlete bağlı yaşamak istemiyorum.”
Sam, E Bölümü, 2 numaralı oda: “Evde 200-300 çift ayakkabım vardı fakat ailem giymeme izin vermezdi. Bana sürekli ‘yollu’ ve ‘orospu’ gibi giyiniyorsun derlerdi. Bunları sadece onlara bakmak için satın aldım. Buradaki tüm ayakkabılar sığınma evine taşındığım seneden bu yana aldıklarım.”
Çocukların Oyun Alanı, C Bölümü

Tüm fotoğraflar Susan Meiselas/Magnum Photos‘a aittir.

Kaynak: The Guardian