İki tür insan vardır: Bir harabeye baktığında sadece bir harabe görenler ve o harabeyi 1920’lerin taşra bakkallarına çevirmek için müthiş bir fırsat olarak görenler.

Arthur Austen’in babası ikinci tür insanlardan. Bay Austen, Philadelphia’nın kuzeyinde yer alan Bucks/Montgomery bölgesinde bulunan bir harabeyi alıp müzeye çevirdi. İç dizaynı ve eşyalarıyla 1920’lerin taşra bakkallarını andıran müzede, o döneme özgü ürünler de sergileniyor. Arthur Austen, sosyal paylaşım sitesi Reddit’e yüklediği fotoğraflar bu müzede gerçek bir gezinti yapmanızı sağlıyor.

Babasının bu projesiyle gurur duyan Arthur Austen projeyi şöyle anlatıyor:

“Babam bu kamulaştırılmış binayı bir süre önce eski bir arkadaşından aldı ve orayı yaşayabilecek güvenli bir yer haline getirmek için tadilata başladı. Zeminde dev yarıklar vardı, her yer üst üste yığılmış eşyalarla doluydu ve içerideki her şeyin üzeri toz tabakasıyla kaplıydı. Eski sahibi 40 yıldır binanın kapısını bile açmamıştı, deyim yerindeyse bina dökülüyordu. Babam da orayı devralarak, 30 yıl boyunca bölgedeki çiftçilerin yoğun iş akışına ev sahipliği yaptığı görkemli dönemlerine döndürmek için çalıştı.

Babam bu projeye başladığında, her şeyi sıfırdan yaptı. Müzenin içindeki her şeyin, kendi tabiriyle, ‘yeni-eski’ mallar olmasına dikkat etti. Yani müzede bulunan her şey 1929-1939 yıllarına ait ve bu döneme ait eşyaların sonradan üretilmiş kopyaları müzede yer almıyor. Teoride, müzede bulunan her şey, o dönemin bakkallarında satılabilirdi. Marka isimleri bile o dönemin bakkallarında bulunan markaların isimleriydi. (Babam bu isimleri yerel müzayedelerden ve alışveriş sitesi eBay’den derledi.)

Tavan preslenmiş kalaydan yapıldı (boyamasını ben yaptım), zemin de aslına uygun olarak verniklenmek yerine boyandı. Odada kullanılan tüm renkler, babamın odanın içinde bulduğu dokumalık kumaşların renkleriydi. Tezgahlar ve raflar eski yerlerinde kaldılar. Babamın detaylara dikkat etme konusunda müthiş bir yetisi vardır.”

Siz de otantik ürünlerle dolu bu büyülü hazineyi keşfedin ve içinizdeki hipster’ı dışarı çıkarın.

Kelimenin tam anlamıyla müzeye ait olan tek şey arkada duran tezgah. Onun dışındaki her şeyi yerel müzayedelerden ve alışveriş sitesi eBay’den bizzat Bay Austen temin etmiş.

Fotoğrafta görülen 7up çıkartması müzede günümüzden kalan tek parça. Arthur Austen bu durumu şöyle açıklıyor: “Bu çıkartma, uzun süredir burada olan vitrine yapışmış. Büyük ihtimalle çıkartma daha sonradan yapıştırılmış ve hemen hemen hiç sökülmemiş.

Kaynak: The Vintage News