Uzaylılardan alınan sinyalin çözümlenmesi; dünya dışı yaşamlarla işbirliği yapıldığına dair 7 aralık 2012’de Medvedev’in açıklaması; 2005 ve 2014 yıllarında Kanada eski Savunma Bakanı Paull Hellyer’in dünya dışı yaşamlarla teknolojinin geliştirilmesi için işbirliği yapıldığı, aramızda yaşadıkları gibi açıklamaları; özellikle kuantum ve DNA alanında arka arkaya görülen hızlı gelişmeler… Bunların tesadüf olmadığını ve bir şeylerin apaçık gözümüzün önüne koyulduğunu gösteriyor.

Peki, bizler bu büyük devletler tarafından, bu söylemlerle neye hazırlanıyoruz? Önümüzdeki yakın gelecekte bizleri neler bekliyor ve yapılan bunca çalışma gösterildiği kadar dost canlısı mı acaba?

Özellikle bilinç aktarımı, bilinçaltı okuma, zihin kontrolü çalışmaları (HAARP ve Chemtrails ), DNA kodları çözümlemesi, yapay zeka, mutant canlılar, cyborg teknolojisi ile yaşayan insanlar, arkeolojik çalışmalarda keşfedilen yeni yazıtlar ve araçlar ve bunlar üzerinde yürütülen yoğun çalışmalar… Hepsinin birbirini bütünleyen büyük bir şeyin çalışması olduğu apaçık ortada. Peki, bunlarla bizlere neler yapacaklar ve hatta yapıyorlar?

Ruhsuzlaşmış müzikler, ruhsuz sohbetler, cinselliğin ve şiddetin sıradanlaştırılarak insanlara kazındığı gösterimler, teknoloji bağımlısı yeni nesil yaratma, kötülüğün iyilikten daha çok kazandırdığını anlatan sublimal mesajlar…daha da arttırılabilecek, ölüme götüren yaşam tarzlarında yok olan insanlığımıza el sallayan bizler…

Peki, tabloya böyle uzaktan genişçe bakıldığında nasıl bir gelecek yaratılıyor bizlere ve bizler bunun ne kadarını fark edip ne kadarına karşı koymaya çalışıyoruz acaba?

human control

 

Plüton’u incelemek üzere gönderilen New Horizons uzay aracını yönlendirmek ve kontrol etmek için üzerine program yüklenen ve her komutu yerine getiren çipler araca yerleştirildi. Günümüz teknolojisi ile bir toplu iğnenin başına 100 bin silikon devre yerleştirilebiliyor. Bu muazzam bir durumdur. Bir uzay aracını bu şekilde programlayıp işlevselleştirebiliyorsak böyle nano ölçeklerde devreleri insan vücuduna da yerleştirip kontrol etmek hiç de zor değilmiş gibi görünüyor?

Nano boyutta köleleştirilen insanın 2

Çip yerleştirme işlemleri hayvanların kaybolmasını engellemek adına yıllardır kullanılıyor aslında. Arjantin, Brezilya gibi ülkelerde zengin kişilerin kaçırılma olaylarına önlem olarak da kullanılıyor. Geçen yıl Amerika’daki teknoloji şirketi Applied Digital Solutions, insanlara enjekte edilecek çipler için Florida Eyaleti’nde hükûmete başvurarak izin istedi. Bu yıl ise İsveç’te Tictail adındaki bir şirkette çalışanların fotokopi makinelerini kullanabilmesi, şifreli kapılardan geçebilmesi, çiplerine tanımlı hesapla alışveriş yapabilmesi ise deri altına çip yerleştirme işlemini uygulamaya başladı. Pirinç tanesindeki bu çipin dışında çok daha küçük (5 mikro milimetre ki bir saç telinin çapı 50 mikro milimetre), enseye ve gözdeki görme sinirlerinin içine yerleştirilebilen bazı çipler de var ki askerlerin uzaktan kontrolü için hali hazırda kullanılıyor. Bu çipler yardımıyla insanları uzaktan izleme, kontrol etme işlemleri gerçekleştirilebiliyor hatta elektromanyetik dalga iletimleriyle insanlara değişik eylemler yaptırılabiliyor.

Çipin herhangi bir enerji kaynağına ihtiyacı yok, bunun yerine deri üzerinde bir tarama aracı çalıştırıldığında aktif hale gelen 1 mm uzunluğunda manyetik bobin kullanılıyor. Çipin üzerindeki minyatür bir transistör de sürekli olarak verileri iletiyor. Tarayıcı olmadan çip okunamıyor. Dokunmatik kredi kartlarında da kullanılan radyo-frekans tanımlama (RFID) sistemi ile çalışıyor. Normalde bir doktor kontrolünde deri altına yerleştirilen çip, 1-2 hafta enfeksiyon riskine karşı doktor tarafından gözetim altında tutuluyor. Ekstrem bir durum olmadığında insana zarar vermiyor.

Amerika’da 1946 yılında yeni doğan birçok bebeğe ailelerinin izni olmadan çip takıldı. 1950’lerden sonra hayvanlar ve insanlar üzerinde bu çipler denenerek davranışları, beyin ve vücut fonksiyonlarını kontrol etme üzerine birçok araştırma yapıldı. 1970’lere kadar röntgen ile fark edilen çipler silikon yerine galyum arsenit kullanılarak çok daha küçük boyutlara indirgendi. İsveç’ in öldürülen başbakanı Olof Palme 1973 senesinde bu çiplerin mahkumlara takılmasına karar verdi ve bu izin o dönemin devlet raporlarında da bulunuyor.

Nano boyutta köleleştirilen insanın 3

Bizlere hazırlanan yakın gelecekte bir sabah uyandığınızda gömleğinize bulaşmış küçük bir kan lekesi görürseniz şaşırmayın. Uzaktan bedensel ve psikolojik olarak rahatlıkla kontrol edilebileceğimiz bu çiplerle nelerle karşılaşacağımızdan pek de emin değiliz.

Sizi bir anda hasta edebilirler, bir anda kaosa sebep olmanızı sağlayabilirler, sizin hiç haberiniz dahi olmadan hakkınızda ölüm emri verip oracıkta infazınız gerçekleştirebilirler, hiç tahmin etmediğiniz görevlerde sizi kullanabilirler, başka insanları kullanmanız için sizi lider yapabilirler, düşüncelerinizi okuyup kontrol edebilirler, hastalıklar oluşturabilir, psikolojiniz üzerinde kontrol sağlayabilirler gibi gibi.

Nano boyutta köleleştirilen insanın 1

Bunlardan çok daha önemlisi DNA’larımızda bulunan kodları, bize yerleştirdikleri gözle bile görülemeyecek kadar küçük olan çiplere, uzaktan yükledikleri yeni programlarla yeni yazılımlar yükleyebilirler. Kendi istedikleri şekilde yeni bir ırk yeni bir kültür yaratabilirler. Bunu öyle bir şekilde yaparlar ki değişimin gerçekleştiğini dahi fark etmeyebiliriz. Günümüzde kültürler ve yaşam tarzları zaten çok hızlı değişmekte. Bunları birçok yolla gerçekleştiriyorlar. belki de şu an bahsetmiş olduğum çipler de bizlerde mevcut. 5 mikro milimetre boyutundaki bir çip hava ile solunarak dahi vücuda alınabilir, ilaçlarla vücuda enjekte edilebilir, sulara, besinlere, diş macununa, şampuanlara dahi yerleştirilerek vücuda aktarılabilir. Size bu yolla hiç hatırlamayacağınız şeyler yaptırılabilir.

Genler, tüm özellikleri belirleyen bilgileri kodlayan zincirlerdir. DNA’mızın yüzde 10’luk kısmı proteinleri kodlayarak özelliklerimiz belirler, geriye kalan yüzde 90’lık kısım ise kodlamayan DNA’dır. 2000’li yılların başında Junk bunlara “hurda DNA” ismini verdi.

junk dna

Hurda DNA üzerinde çalışan Chang, kriptolog Dr Adnan Mussaelian’den yardım istedi ve hurda DNA’nın şifresini çözmeye çalıştılar. Dr Adnan, bilim insanlarının ALU (Artithmetic Logic Unit) diye adlandırdığı en genel gene bilgisayar kodu muamelesi yaparak 0-1 kodları yerine 0-1-2-3 (genetik kodun dört bazı) kodlarını kullandı. Eylemsizliğe neden olan koddaki en genel sembolü uyuyan bir kod yığınının takip ettiğini gördü. Adnan, bir kaynak kod yakaladı ve deşifre etmek için sembollerle kullanılan bir program kullandı. Bulduğu semboller arasında en yaygın olan ( / ) sembolü yani yorum sembolüydü. İki taksim işareti arasındaki kodun asla uygulanmadığını gördü. Yani aslında taksim işaretleri arasındaki şey kod değil kodun yorumu idi ve bir komutla önündeki kodu uyandırmaya hazır bekliyordu. Bu muhteşem bir keşifti. Aslında şu anda anlamış olduğumuz şey, hurda DNA’ nın istediğimiz yorumu yapmasını sağlayarak ve bunları aktive ederek, tam kapasite ile çalışan mükemmel insanı yaratabiliriz.

Şimdi çipler ile DNA’mızda bulunan kodlarda nasıl işlev yapacaklarını daha iyi görebiliriz. Eğer çiplere, uyuyan kod yığınını aktive edecek şekilde yazılım yüklenerek istenilen yorum oluşturulursa, istenilen şekilde kontrol edilen bir ırk oluşturulabilir.

Yani elektromanyetik silahların kullanıldığı ve beyin kontrolünün gerçekleştirildiği psikotronik çağdayız.

Sonuç olarak bu çipler, kendi kontrolümüzü elimizden almakla kalmayacak ne kadar yaşayacağımızı dahi belirleyecektir. Kimin, nerede, ne kadar, nasıl yaşamasının kişinin kendisinden başkaları tarafından belirlenmesi, özgür irade ile yaşamın sonu değildir de nedir? Bizler böyle bir geleceğe, uyuyarak, uyarak, kendi ellerimizle izin verdiğimizin ne kadar farkındayız? Gerçekten, kendimiz için, var oluşumuz için, geleceğimiz için ciddi adımlar atmamızın vakti gelip geçmiyor mu acaba, ne dersiniz?

Başlık İllüstrasyonu: Michael Marsicano