Merhabalar,

Sevgili okuyucumuz Cansu Özge Özmen, kendisinin yazıp yönettiği “Geleceğin katilleri” isimli kısa filmi için şunları iletiyor:

Hannah Arendt, Kötülüğün Sıradanlığı’nda Nazi kampları nakil sorumlusu Otto Adolf Eichmann’ın yargı sürecini anlatırken, kötülüğün norm haline geldiğinde nasıl sorgulanmadığından, kötülük yapanın ise beklendiği gibi bir canavardan ziyade, herkes gibi bir insan olduğundan söz eder. Bugün, geçmişin katliamlarına ve sorumlularına baktığımızda da aynı soğukkanlılıkla yapılan itiraflar kanımızı dondursa da, halihazırda yapılan katliamların etkisi aynı derecede yoğun değildir. Hatta gelecek kuşakların katliam diye nitelendirecekleri pratikleri bugün izlerken iki kere düşünmeyiz.

Amerika’da 1930’larda dahi oldukça yaygın olan linç törenleri ve izleyenlerinin fotoğrafları, 1965’te Endonezya katliamının faillerinin röportajları, Kuzey Kore gulaglarından kurtulan insanların anlatıları bizde hep aynı şok etkisini yaratır. Belli bir toplum tarafından norm olarak algılanan katliam zaman içinde ya da farklı coğrafyalarda insanlık dışı olarak nitelendirir. Biz, o kötülüğü yapan insanlardan değilizdir. Onlar adeta başka bir türe mensuplardır. En azından izlenimimiz budur.

Bir gün hayvanlara yemek, giyim, deney, eğlence kisvelerinde yapılan dayanılmaz zulmün sona ereceği ve gelecek kuşakların da bize dönüp baktıklarında aynı izlenimleri paylaşacağı kanısındayım. En azından bu ihtimale inanmak istiyorum. Bu kısa filmde de o gün gelmiş ve bu zulmün bir parçası olan son nesil de hissettiklerini aynı soğukkanlılıkla bir röportajda izleyiciyle paylaşıyorlar. Doğru bildikleri her pratiğin zaman içinde tabulaşması ve onların gelecek (gelmiş) kuşaklar tarafından adeta bir canavar gibi görülmesine dair hislerini anlatıyorlar.

Neden her kuşağın kendi hatalarından sonuçlar çıkarması gerektiği, tarihin neden acımasızca tekerrür ettiği, insan pratiklerinin büyük bir hızla değişirken neden doğasının bir türlü değişmediği gibi soruları sıkça kendimize soruyoruz. ‘Geleceğin Katilleri’ ile bir kez de her gün öldürdüklerimiz için sormak istedik.”

Sevgili Özmen’e değerli çalışmasını bizimle ve siz değerli okuyucularımızla paylaştığı için teşekkür eder, başarılı çalışmalarının devamını dileriz. Umarız ki bu çalışma, bir şeyleri daha iyi algılamamıza yardımcı olabilir.

Yaşanacak özgür bir gelecek varsa neden hepimizin olmasın?