Okuma süresi: 5 dakika

Türkiye’de orman yangınları 8’inci gününde. 39 ilde 174 yangın çıkarken, 161’inin söndürüldüğü öğrendik. 5 ilde 13 adet yangını kontrol altına alma çalışmaları devam ediyor.

Çoğumuz haberleri izledik, olanları gördük. Gördüğümüz şey, ormanların yanması ve söndürme çalışmalarıydı. Burada bir üçgen var, sıcaklık, yakıcı ve yanıcı. Bir yerde üçgen varsa oraya biraz daha dikkatli bakmakta fayda vardır. O zaman inisiyeler olarak faydalı işler yapalım.

Dünyamız gelişim yolculuğu boyunca bir sürü doğal felaket atlattı. Önceki medeniyetlerimize olanları biliyoruz. Onların yaşadıkları artık bizlerin şuur altında, ortak bilinçaltımızda yer alıyor. Sel, tayfun felaketini biliyoruz. Bir dönem yeryüzünde hakim olan bir “ırk” komple silindi. Yok edildi. Bu ırk Atlantisti.

Ondan önce Lemurya ırkı yok edildi, onlar da depremlerle yok edildi. Yok edildiği deyip geçiyorum ancak aslında orada oluşan ve yıkımlarını gerektiğine hasılatı ortak insanlık ailesine devrettiler. Günümüzde de Lemurya karmasını taşıyan var ve bol bol Atlantis karmasını taşıyanlar da var. Sanırım çoğu insan farkında değil ancak onları gözlerseniz; tepkilerinden, beden tipolojilerinden, yargılarından, çekildikleri şeylerden bunu anlamak mümkün oluyor. Sadece o konuda bir uyanış yaşamadıkları için neyin karmasıyla hareket ettiklerini, yaptıklarını göremiyorlar.

Biz Aryan ırkının yedi alt ırkı var Madam Blavatksy’e göre. 1 Hindu-Mısırlı, 2 Aryan Sami, 3 İranlı, 4 Kelt, 5 Cermen, 6 Avusturalyalı Amerikan, 7 Latin Amerikan.

İnsanlık her dönemde bir gelişimde bulundu ve o gelişim tamamlandığında ırk yok oldu, diğeri geldi kalan kısımları geliştirdi. Bazen de yanlış yola saptıkları için gelişmeler beklenmedi/beklendi ırk yok edildi. Aynısı bize de olacak, bir şekilde bu ırkın taşıdığı karma temizlenecek, savaşlar/yıkımlar olacak ve sonra Aryan ırkı ulaşması gereken aşamaya gelebilmesi için manevi dünyalara doğru ivmelenecek.

Neden savaşa ihtiyacımız var diye sorabilirsiniz. Doğru, bunun nedeni hepimizde ve para denilen materyalize olmuş ve materyalize ediciyi yanlış kullanmamız çoğunlukla. Çünkü o parasal imkanlarla dünyamız ışıl ışıl olabilirken hala diş macunlarına floroid koyan dünyanın en büyük şirketleri sanırım bizim “aydınlanmamızı” istemedikleri ortada değil mi? Masmavi harika dünyamızda açlık diye bir şeyin olması, sömürülerin olması aydınlanmaya mı hizmet ediyor yoksa karanlığa mı? İlaç sektörünün durumu hepimiz biliyoruz.

Şu anda dünyada özgürlük var mı? Aşı konusunda olanları görüyoruz. Böyle cevapları toplarsak oluşacak karanlık madde miktarını görebiliriz. Bu karanlık maddelerin cezbettiği kozmik karanlık varlıklar dünyaya daha rahat inecekler? Enkarne olacaklar yani, onlar da bizim gibi astralde bir kişi ya da oluşturulan topluluk/şirket gerektiği kadar karanlık şekilde yaşarsa, onun üzerinden dünyaya erişebiliyorlar. Bu çok açık bir yasa, yani şekilde sizin üzerinizden beyaz güçler de inebilir.

Aryan ırkı olarak bizde depremler olmayacak ya da seller de olmayacak. Bizde yangınlar olacak, ateş olacak. Savaş, tüfek, barut, bomba, sıcaklık, alevler olacak. Kül olacak, kaba olanın içindeki yanıcı, yanabilecek ne varsa yanacak. Bu kabala değil mi? Beden 100 kilo, içinde 1 gram alevin var, o alevi yukarı çıkartacaksın. Alev, bütün kabayı, yakacak ve dönüştürecek. Suyun diyecek, yükseleceksin.

Şimdi, yoldaki öğrencilerle konuşalım. Yanan şey fiziksel bir şey, biz de yerine yine fiziksel bir şey ekerek sorunu çözmek için organize oluyoruz. Videolar, whatsapp mesajları, gruplar, samanlar, ilaçlar, yemekler, söndürme araçları… Materyalist güçler (sol elin, yani karanlığın insanları) bizi materyal dünyada tuttuklarını görmüyor musunuz? Bunun arkasındaki nedenselliği ne yapacağız? İki yasasıyla suçlu suçsuz dersek yine bir şey göremeyiz ve başka bir şey “yanar”. Buradaki olay, çok fazla duygusal olduğumuz bir konuyla ilgili yargı çıkarmak, insanları yargılamak, sen suçlusun, sen suçsun demek mi acaba?

Bu dünya daha büyük bir varlığın meditasyonudur diyebiliriz. Kısaca her şey zihinsel bedende başlıyor, eğer biz zihinsel bedene bakamazsak, duygusal bedendeki sulu pranalar ile enerji üretirsek o çıkan enerji o bölgedeki varlıklara (doğa varlıklarına) iyi gelmez, karanlık olanları beslemiş oluruz çünkü onlar sizin duygularınızla beslenen varlıklardır (düşük astral varlıkları)

Bahsetmek istediğim başka bir konu da ateş elementalleri. Yangınlara baktığımızda kolaylıkla ateş elementallerini görebilirsiniz. Orada bu işlerden sorumlu varlıklar var. Onların kendi içlerinde hiyerarşiler var, kısaca onlar da bölgenin iraderecilerine bağlıdır. Şimdi yapabiliyorsanız meditasyon yapın ve yangınların içine bakın, oradaki varlıkları fark edin ve onlara sorun. Cevabınızı alın, fark edin, gözleyin, değer farkı üretin kendinize. Bakın bakalım o varlıklarda bir tane “duygu”, bir tane yargı var mı? Duygu, yargı, ayırım, nefret söylemleri, kötü enerjiler, beddualar, lanetler, küfürler sadece karanlık tarafı besler.

İnsanlık ailesi olarak sadece bir olayda bile o kadar çok karanlık varlığa yetecek besin üretiyoruz ki… Dostlar, dört elementi kullanarak başlamalıyız “söndürmeye” yağmur duası gibi. Ancak dua edecek kişi inisiye olmalıdır. İnisiye de ateşi yağmurla değil, ateşle konuşarak/emir vererek söndürür. Burada bir not paylaşmak istiyorum, büyük hiyerarşi insanlar olarak bizim özgür irademize karışamıyorlar. Eğer bir şey bize öğretecekse ne kadar “kötü” olsa da o şeyi yaşamamız için müdahale etmediklerini belirtiyorlar. Biz her sıkıştığınızda gelip sizi kurtaramayız. O zaman Dünya Rabbi gelsin bütün karanlıkları temizlesin, biz de rahat edelim. Peki sen ne öğreneceksin bu işten? Sen nasıl ilerde gezegen idarecisi olacaksın?

Gelsin yardım etsinler değil, insanlık öğrenmesi için ne yaşayacaksa yaşayacak. Eğer yok olarak öğrenmemiz gerekiyorsa o zaman komple dünya yanacak ve yok olacağız. Bunda duygusal bir şey yok arkadaşlar.

Şimdi materyalist dünya, bizim dikkatimizi yunuslarda, plastikte, küresel ısınmaya, yangınlara kısaca fiziksel şeylerde tutup sürekli duygusallık seviyesinde kalmamıza neden oluyor. Sinirler yükseliyor, yargılar, nefretler daha bir sürü şey. Hani mental beden? Nerede irade ile hizalanmak ve olanı anlamaya çalışmak? Yangınlara gidip bakanlar (içsel olarak) bilir, oradaki ateş görevlileri işini yapıyor. Adama neden kızacaksın?

Şöyle bir şey dememiz gerekir, yakman gerekenden fazlasını yakma. İşte tam burada şuurlu söndürme işlemleri başlar. Orada eğer sizin gibi yangına bağlanıp, gereğinden fazla yak diyen birisi varsa onu bulmak ve oradan uzaklaştırmanız, yapabiliyorsanız onu etkisiz hale getirmeniz gerekir. Fiziksel olarak (otomatik) söndürme sonra gelmeli ya da önce fiziksel başladıysa Aryan ırkı olarak bizlerin hemen oraya bağlanması ve zihinsel olarak yaratımlara başlamamız gerekirdi. Bazılarımız bunu yaptı, bazılarımız bölgedeki idarecilerle görüştü ancak kültürümüzün çoğu duygusal tepkiler verdiği için, gereğinden fazla yak diyen karanlık güçlerin sayısı çoğaldı. Çünkü o düşük seviyeli arkadaşlarımızın olayı duygular. Şimdi herkes çok duygusal, birisi yanan kabuğu görüyorsun içerde ne yandığından haberin yok derse nasıl tepki verirler? İşte bunun çok benzeri de İsa’ya taş atılması gibiydi. Orada fizikseldi şimdi de duygusal durumu anlayabiliyor musunuz arkadaşlar?

Buradan ne öğrendik, Aryan ırkı ateşle temizlenecek, savaşlar, bomba, barut gibi. Buradaki yangın insan ırkının arasındaki uyumsuzluğun, sevgisizliğin ve bulunması gereken seviyenin çok altında olmasının bir yangını. Çünkü kimilerine göre bunlar birer işaret?

Dört elementi bilmediğimizi, ateşe su gibi iki yasasıyla bir şeyler yapmaya çalıştığımızı ve vakit aldığını gördük. O zaman soru soralım, her şeyden önce plan vardır. Bilgisayar yapmadan önce birisi bunu düşündü, masa yapmadan önce usta bunu düşündü. Sen masaya bakıyorsun ve ustanın düşüncesini göremiyorsun, masa da masa diyorsun. Senin böyle tepki vereceğini bilenler de masayla sürekli oynuyor. Eğer sen masanın planını görürsen o zaman masayla oynayamazlar çünkü o zaman her şey senin zihnindedir ve sen de masanın yaratılışına ortak olmaya başlamışsındır. İşte o zaman iradeyi kullanabilirsin. O zaman iradeyi dışsallaştıran güçler (doğa varlıkları) sizi dinler.

Doğanın yanmasına karşı duygu oluşturmamak hiç kolay değil, kabul ediyorum. Canlılar, insanlar, hayvanlar çok zor. Ancak duygularla tepki vermeye alıştığımız için çok zor oluyor bu. Bize normal geliyor, tabii ki duygu olacak diyoruz. Kalpten sevgiyle baktığımızda yapmanız gerekeni yapıyorsunuz. Bu dünyada sebepsiz bir şey oluyor mu? Nerede o sebep? O sebep aynı masanın arkasındaki gibi ormanın arkasında. Eğer biz birbirimizi seversek, bencilliğimizde vazgeçer de etrafımızı fark edersek o zaman her şey söner, soğur, yükselir dünyamız biricik kutsal yuvamızın rengine bürünürüz.

Yolu arayanlar, yaratıma ortak olmak için ilerleyenlerdir. İnisiyeler şifacıdır, doğa ile birlikte çalışırlar. Eğer “yangın” nasıl söndürülür bunu okült olarak merak ediyorsanız o zaman sizi de yangın söndürme ekibimize davet ediyorum.

Işığın içinde ışığı görmeye…