Fotoğrafçılığın Osmanlı’daki yerine ve o zamanın fotoğrafçılarına gelin hep birlikte bakalım.

Fotoğrafçılığın doğuşu

Basralı ünlü Fizikçi İbni Heysem, Avrupalıların deyişiyle Alhazen; ışık, görme ve optik üzerine çalışmalar yapmıştır. İbni Heysem, karanlık oda deneyiyle bir resmin başka bir zemine yansıtılmasını bulmuştur ve çalışmaları daha sonra Avrupa’da çeşitli dillere çevrilmiştir. İbni Heysem’in karanlık oda tekniğinden de faydalanılarak 750 yıl sonra fotoğrafçılık üzerine çalışmalar başlamıştır.

Fransız Joseph Nicephore Niepce, 1826 yılında Fransa’nın Chalon-sur-Saône kentindeki evinin penceresinden ilk kalıcı görüntüyü 8 saat boyunca pozlandırarak gümüş bir plaka üzerine saptaması fotoğrafın doğuşunun habercisi oldu.

1829’da Niepce, Fransız ressam ve kimyager Jacques Mande Daguerre ile ortak oldu. Böylece, araştırmaları ile bilgileri birbirlerine aktarmaya başladılar. Üç yıl sonra Niepce’nin ölümü ile birlikte fotoğraf çalışmalarını Daguerre devam ettirdi. 19 Ağustos 1839 tarihinde Fransız Bilimsel Akademisi, fotoğrafın bulunuşunu ilan etti (Takvim-i Vekayi gazetesinin 28 Ekim 1839 tarihli 186. sayısında fotoğrafın bulunuşu haber olarak geçilmektedir). 1840’lardan itibaren ise fotoğrafçılık yaygınlaşmaya başladı.

19. yüzyıl Osmanlı modernleşme hareketleri

Sanayi Devrimi ve Fransız İhtilali’nden etkilenen Osmanlı, çeşitli yenileşme planlarıyla yönünü batıdaki gelişmelere çevirdi. Batılılaşma hareketleriyle Osmanlı’da sanat anlayışı da değişti. Sultan II. Mahmut (1808-39) döneminde Avrupa’da yaygınlaşan, devlet adamlarının resimlerini astırma modasına 2 Mahmut da katılmıştır. Portresini yaptırıp devlet dairelerine astırmıştır. Yine Osmanlı’da fotoğraf çeken ilk padişah ise Abdülmecid’dir. Sultan Abdülmecid’in fotoğrafını Abdullahyan kardeşler çekmiştir.

Osmanlı’da fotoğrafçılık

Osmanlı topraklarına hem ajan olarak hem de çeşitli sömürge faaliyetlerine rapor hazırlamak için gelen gezginler, fotoğraf makineleriyle gelmişlerdir. Gezginlerden önce ise fotoğrafın bulunuşundan kısa bir süre sonra (beş ay) Avrupa’dan Pera’ya yerleşip fotoğraf stüdyosu açmaya başladılar. Carlo Naya (1816 – 1882), İtalya’dan Pera’ya gelip yerleşen ilk fotoğrafçılardan oldu.

Osmanlı halkından Müslümanlar ve Museviler fotoğrafla pek ilgilenmediklerinden, Rumlar ve Ermeniler çocuklarını bu fotoğrafçıların yanına çırak olarak verip, Ermeni ve Rum fotoğraf ustalarının yetişmesine vesile olmuşlardır (Ermenilerde ölüyle son aile fotoğrafı çekmek dini bir vecibe haline gelmiştir. Yine Ezidiler de ölünün fotoğrafını doğduğu evde gezdirmeye başlamıştır). Müslümanlar ise yaratmanın sadece Allah’a ait bir kudret olduğunu kabul ettiklerinden günah saymışlardır. Museviler de aynı şekilde günah olarak kabul etmişlerdir.

Pera fotoğrafçıları

Osmanlı’nın başkenti olan İstanbul’un en batılı mahallelerinden biridir Pera ve ismini Yunanca “karşı, karşıdaki” manasından alır. İsminin asıl kaynağı ise Pera’da bulunan bağlardır. Gayrimüslim halkın yoğun olarak yaşadığı bir mahalledir. Osmanlı’daki ilk fotoğraf stüdyolarının burada açılmasının sebebi de budur.

1850 yılında İstanbul Pera’da Basile veya Vasili Kargopoulo tarafından ilk fotoğraf stüdyosu açılmış ve daha sonra yaygınlaşmaya başlamıştır. 1854’te Raif Efendi, 1856 yılında Abdullahyan kardeşler, 1857 yılında ise Pascal Sebah fotoğraf stüdyosu açmıştır.

Vasili Kargopoulo

Vasili 1826 doğumlu Rum bir fotoğrafçıdır. Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti olan İstanbul’da modernleşmenin merkezi sayılan Pera’da ilk fotoğraf stüdyosunu açmıştır.

Yine E. Foscolo, ortaklaşa ikinci bir stüdyoyu Edirne’de açmıştır. Çektiği İstanbul panoramalı fotoğrafları sayesinde sarayın dikkatini çekmiş ve bu sayede Sultan Abdülmecid zamanında saray fotoğrafçılığı yapmıştır. V. Murat’ın da özel fotoğrafçılığını yapmıştır. Sultan II. Abdülhamid (1842-1918 r. 1876-1909 ) tahta çıktığında, V. Murad’ın portresini stüdyo duvarından indirmediği gerekçesiyle saray fotoğrafçılığı görevinden alınmış, ancak kısa süre sonra tekrar görevine dönmüştür. 1884 yılında Osmanlı Nazırı Kamil Paşa’nın emri üzerine İstanbul hapishanelerindeki mahkumların fotoğraflarını çeker. Amaç, bu fotoğrafların karakollara gönderilmesiyle yeni vakalarda suçluların kolay tespit edilmesini sağlamaktır. 1886 yılında ise ölmüştür.

Abdullahyan Kardeşler

Viçen (1820-1902), Hovsep (1830-1908) ve Kevork (1839-1918) Ermeni kardeşler İstanbul’da ikinci stüdyoyu açarlar. Abdullah Kardeşler olarak bilinirler. Sultan Abdülmecid’in ünlü fotoğrafını Abdullahyan kardeşler çekmiştir ve Abdullahyan kardeşlerin çektiği fotoğraflar arasında Fransa İmparatoriçesi Eugenie, Hıdiv İsmail Paşa, İtalya Kralı Vittorio Emanuele, Avusturya İmparatoru Franz Joseph, İngiltere Kralı Edward, İran Şahı Nasıreddin, Sırbistan Kralı Milan, Bulgar Prensi Ferninand da vardır. II. Abdülhamid’in tahta getirilmesiyle sarayla olan ilişkileri biter.

Gülmez Kardeşler

1880’li yılların başında Yervant, Kirkor ve Artin isimlerindeki üç kardeş Beyoğlu’nda Gülmez Kardeşler adı altında bir fotoğraf stüdyosu açarlar. Portre çalışmalarının yanı sıra 1880’li yılların ikinci yarısında bir dizi İstanbul fotoğrafı çekerler. Özellikle 1885-1900 yılları arasında çektikleri İstanbul panoramaları oldukça başarılı çekimlerdir.

1893 yılında açılan Chicago Sergisi’ne katılmaları ve buradaki başarıları Sultan II. Abdülhamid’in ilgisi çeker ve kendilerine Sultan’ın Fotoğrafçısı unvanını kullanmaları izni verilir. 1900’lü yılların başında Gülmez Kardeşler stüdyolarını Aşil Samancı’ya devrederek faaliyetlerine son verirler. Bu devir sonrası Apollon Fotoğrafhanesi olarak isim değiştiren stüdyo, 1922 yılına kadar çalışmalarını sürdürür.

Aşil Samancı

Aşil Samancı (1870 – 1942) babasının yanında ressam olarak çalıştı, Abdullah Biraderler’in atölyesinde fotoğrafçılık öğrendi. Onların aracılığıyla girdiği sarayda fotoğrafçılık dersleri verdi, ayrıca Abdülhamid’in fotoğraflarını çekti ve Mehmet Reşat’ın bazı gezilerine katıldı. Alman imparatoru Kaiser Wilhelm ile Mustafa Kemal’in annesi Zübeyde Hanım’ın birçok fotoğrafını çekmiştir.

Pascal Sebah

1823 doğumlu Pascal Sebah, Suriyeli Katolik bir babanın ve Ermeni bir annenin çocuğudur. İstanbul’da yaşamış ve İstanbul’da 1857 yılında fotoğraf El Chark adlı stüdyo açmıştır. Osman Hamdi Bey ile birlikte çalışmış ve 1873 yılında Viyana’da sergi açmıştır. 1886 yılında ölmüş ve yerine oğlu Jean Pascal Sebah devam etmiştir.

Bogos Tarkulyan

Asıl doğum tarihi bilinmemektedir ama ilk çıraklığını Karakaşyan Biraderler’den ve Abdullahyan Biraderler’den alır. Kendi stüdyosunu ise daha sonra açar. 1890 yılında “Phebus” adlı bir stüdyo açar ve adı Febus Efendi olarak anılmaya başlar. Uzun seneler resim ile ilgilenen Tarkulyan, özellikle portre resimleri konusunda başarılı çalışmalar ortaya koymuş ve çektiği fotoğrafları pastel renklere boyama konusunda büyük ustalık kazanmıştır. 1890’lı yıllarda Fransa’dan getirdiği oyuncak at ve bisiklet ile diğer oyuncakları kullanarak çocukların fotoğraflarını çekerek ün salmıştır. 1940 yılında ölmüştür.

Papazyan Kardeşler

Aslen Bursalı olan J. D. ve Matteos Papazyan kardeşlerden Matteos, İstanbul’a taşınıp Antuan Zilpocyan ile 1867 yılında Beyazıt’da ortak stüdyo açmışlardır. Antuan ile ortaklıkları fazla sürmez, kendi başlarına çalışmaya başlarlar. 1882 yılında Mısır’ın İngiliz işgali sırasında fotoğraflar çekmeye başlarlar. 1883 yılında yine Pera’da bir stüdyo açarlar ama uzun sürmez. 1915 tehcirine maruz kalmışlardır.t

Kaynak: Bolsohays