Ana SayfaEkolojiDoğaPolenleştiricilerin azalmasının olası etkileri

Polenleştiricilerin azalmasının olası etkileri

-

Yapılan yeni bir araştırmanın sonuçlarına göre, gelişmekte olan ülkelerdeki insanların yarıdan fazlası, polenleştiricilerin azalmasıyla, beslenme yetersizlikleri yaşama riskiyle karşı karşıya kalacak.

Vermont Üniversitesi ve Harvard Üniversitesi’nde yapılan araştırmalar, gelişmekte olan dört ülkenin besin ihtiyaçları ile polenleştiricilerin bağlantılarını ve polenleştiricilerin azalmasının olası etkilerini ortaya koydu. Arı, kelebek, bazı böcekler ve bazı kuşlar, bitkilerin polenlerini coğrafya içerisinde yayarak, bitkilerin üremelerine yardım eder. Bitkilerinin üremelerine yardım eden başka etkenler de vardır; rüzgar, su ve büyük memelilerin dışkılarında bulunan bitki tohumları da bunlara örnektir.

Yapılan araştırma, polenleştiricilerin azalmasının, insan beslenmesinde gerçek manada eksikliğe sebep olup olmayacağını ortaya koymak amacındadır. Vermont Üniversitesi bilim insanlarından Taylor Ricketts “Polenleştiricilerdeki azalma gerçekten insan sağlığı açısından önemlidir. Araştırma, polenleştirici azalışının insan beslenmesinde oldukça korkutucu etkileri olabileceğini ortaya koydu. A vitamini eksikliği buna bir örnektir. Bu eksiklik ileri düzeye vardığında körlükle ve sıtma gibi başka hastalıklarda ölüm riskinin artmasıyla sonuçlanabilir” diyerek endişelerini belirtti.

Yakın zamanda yapılan araştırmalara göre, polenleştiriciler dünya besin kaynaklarının %40’ının varlığıyla bağlantılı. Mozambik’te bulunan bir ekibin yaptığı çalışmalara göre, zaten beslenme kıtlığı çekilen bu coğrafyada polenleştiriciler azalırsa insanların %56’sı beslenme yetersizliğinin eşiğinde olacak.

Gizli açlık” diye bir durumdan bahseden biliminsanları, dünyadaki her dört insandan birinin vitamin ve mineral eksikliği yaşadığını ve bunun zekada geriliklerden tutun, iş verimindeki düşüşe kadar pek çok sorun yarattığını söylüyorlar.

Polenleştiricilerin azalışını, insanların her bir kara parçasını betonlaştırarak vahşi yaşamın hareketlerine kısıtlama getirmesine ve tarım ilaçlarına bağlayan ekip, ekosistemlere verilen zararın, doğrudan insan sağlığına vurulmuş bir darbe olduğunu vurguluyor.

Kaynak: Science Daily
Başlık Görseli: Great News

SON YAZILAR

Cephede enerji hasadı: Mimariyi canlı bir organizmaya dönüştürme manifestosu

Modern mimaride akıllı bina kavramı dijitalleşme ile anılırken, Hamburg’daki BIQ House bu zekayı biyolojiden alıyor. Dünyanın ilk biyoreaktif cepheli yapısı, cam panellerin içinde yaşayan mikro-alglerle hem enerji üretiyor hem de binaya dinamik bir gölge sağlıyor. Statik beton bloklardan, yaşayan organizmalara geçişin hikayesi.

Doğa kendi evini inşa ediyor: Karbon negatif bir yapı bloğu olarak “Kenevir Betonu”

İngiltere'deki Flat House, kenevir tarlasından doğan duvarlarıyla mimaride devrim yaratıyor. Karbon negatif, prefabrik ve nefes alan kenevir betonu (hempcrete) teknolojisini inceledik.

Bir sandalyeyi yetiştirmek: Nucleo’nun Terra projesi üzerinden ekolojik tasarımın yeni dili

Endüstriyel üretimin hakim olduğu bir çağda, tasarımın doğayla ilişkisi çoğu zaman "malzeme seçimi" düzeyinde kalır. Oysa bazı projeler, bu ilişkinin yalnızca yüzeysel bir tercih değil,...

Doğadan mimariye: Cam, deri ve çeliğin ötesinde ahşap atıklardan yeni nesil kompozitler

Günümüzde karşı karşıya olduğumuz çevresel zorluklar, yenilikçi çözümler ve sürdürülebilir malzemeleri her zamankinden daha önemli hale getirdi. Doğal kaynaklarımız hızla tükenirken, iklim değişikliğinin yıkıcı etkileri...
Selma Çam
Selma Çam
Hayat hikayemi anlatmaktansa, hayatın kendi hikayesinden anladıklarımı anlatmayı yeğlerdim, oysa ki üç aşağı beş yukarı hepimizin hayattan anladığı ve anlamadığı aynı. Anlatmak ise kelimelerin yetersizliği içerisinde kendi anlamını kaybediyor. Hiç bir şey anlatmasam da anlayabilen için çok bile anlattım. Erkan Oğur'un da dediği gibi; "Bu işin sonu sessizlik."

ÇOK OKUNANLAR

95,278BeğenenlerBeğen
17,593TakipçilerTakip Et
22,156TakipçilerTakip Et
243AboneAbone Ol