Ekofeminizm, ülkemizde az bilinmesine rağmen küresel anlamda üzerinde çok çalışılan bir kavram. Gezegenin kurtuluşuna öncülük etme potansiyeli zirvelerde ikamet eden bu akım “başka bir dünya mümkün”lerimize gülümsemekte. Doğaya ve kadına boyun eğdirme sevdasıyla şekillenen gelenekleri karşısına alıp tüm tahakkümleri yırtıyor.

Ataerkil sistemin “ehlileştirme çabası’’ gün itibarıyla adını “tecavüz”e veriyor. Topraktan betona dönüşüm, olumlu bir gelecek vaat etmek bir yana korkunç felaketleri canlandırmamıza yol açıyor. Doğa ve kadın üzerindeki erkek egemenliği böyle bir halde iken, ”ekofeminizm” kaçınılmaz oluyor. Huzurlarınıza okudukça yeşerten, mis bir kitap listesi sunuyorum bu Cuma!

İNADINA CANLI (Vandana Shiva)

İnadına Canlı: Kadınlar, Ekoloji ve Hayatta Kalma
İnadına Canlı: Kadınlar, Ekoloji ve Hayatta Kalma

Doğa düşünürü ve aktivist olan Vandana Shiva, küreselleşme karşıtı mücadelesinde, yeryüzüne ilham olacak bir ekofeminizm öncüsü. Kadınları, ekolojiyi ve hayatta kalmayı işlediği bu kitabı Sinek Sekiz Yayınevi ile buluşuyor bizlerle. Emine Ayhan’ın Türkçe’ye kazandırdığı “İnadına Canlı: Kadınlar, Ekoloji ve Hayatta Kalma” incelikle işlenmiş bir eser. Doğanın özünü değersizleştirip kullanan gelenekleri hedef alıyor ve tüm gerçekliğiyle elimizden düşüremeyeceğimiz bir kaynak sunuyor. Bütün halkların ama en çok da kadınların yaşam ve özgürlük direnişini önümüze seriyor. Doğayı meta olarak gören tüm yapılaşmaları kıracak güçte bir savunu bu. Topraktan çiftçiye, sağlıktan kadına ataerkiliyetin sömürüsüne meydan okuyan Shiva’nın kitabındaki bölümler şunlar;

– Cinsiyetli Gıda Politikası
– Kalkınma, Ekoloji ve Gıdanlar
– Bilim, Doğa ve Toplumsal Cinayet
– Doğada Kadınlar
– Besin Zincirinde Kadınlar
– Toprak Ana: Dişil İlkenin İtibarını İade Etmek
(Tanıtım Bülteninden)

Hindistanlı bilim insanının soruları sıralamakla kalmıyor, öneriyor.

– Küreselleşme yerine yerelleşme ve bölgeselleşme
-Saldırgan tahakküm yerine şiddetsizlik
– Rekabet yerine eşitlik ve karşılıklılık
– Doğanın ve barındırdığı türlerin bütününe saygı
– İnsanların doğanın efendileri olarak değil, parçası olarak kavranması
– Üretimde ve tüketimde biyoçeşitliliğin korunması

Harikulade bir kitap, en tavsiyelerimden!

Kadınlar Ekolojik Dönüşümde (Emet Değirmenci)

kadınlarekolojikdönüşümdeönkapak
Kadınlar Ekolojik Dönüşümde…

Türkiye’nin ve dünyanın değişik köşelerinden yeşil kadın mücadelelerini derleyen Emet Değirmenci, ekofeminizm konularındaki kitap eksikliğinin feryadını duymuş da üç buçuk yıllık derin çalışmalarıyla bizi bu kitaba kavuşturmuş. Birbirinden güzel kadınların ekolojik direniş hikayeleri, okuyucuyu kıpır kıpır eden bir heyecanla tanıştırıyor. Yeni İnsan Yayınevi‘nin Haziran 2010’da yayımladığı Kadınlar Ekolojik Dönüşümde, Türkiye’nin ilk ekofeminist kitaplarından biri. ‘’Ekolojik dönüşümün kapsamını yalnızca çiçek, böcek ve kelebekten ibaret görmediğimiz için aktivist kadınların yanı sıra çizgi ve düşünce üretenlere de yer verdik. Kadının insan haklarından ekososyalist feminizme, antropolojik ve biyolojik olarak kadının duruşuna kadar uzanıyoruz. Kitaba katkı sağlayanlar arasında ekolojik harekete yıllardır emek verenler olduğu kadar feminizmin ‘f’ siyle bu kitapla tanışanlarımız var. Bunu özellikle böyle istedik’’ diye bahsediyor yazar kitabından.

Feminizm ve Doğaya Hükmetmek (Val Plumwood)

Feminizm ve Doğaya Hükmetmek

Val Plumwood der ki; ‘’Akıl/doğa, benlik/öteki, kadın/erkek, efendi/köle gibi ikilikleri aşmamız meselesi artık sadece bir adalet meselesi değil; bir ölüm kalım meselesi.’’
Avustralyalı bir eko-feminist düşünür olan Plumwood, ormanları koruma mücadelesine kendini adamış muhteşem bir kadın. Kendisi yaşadığı dönemde barınmak için ormanı tercih etmiş bir doğa aşığı imiş. Metis Yayınları ile raflarımızı sevindiren kitabından ise ”feminist ve ekolojik felsefenin klasikleşmeye aday eserlerinden” diye bahsediliyor haklıca. İçeriğinden önce nefis kapağından söz etmeli! Kumaş panoyu görünce kitabın ”oku beni” fısıltılarını duyuyorsunuz. Güzel renklerine kanınız.

Geniş bir açı, ince detaylar ile bezenmiş bir içeriğe sahip kitap. Oldukça düşündürücü bölümlere sahip, ayrıca zengin bir kaynak niteliğinde. ”Akıl” kavramı ile aşağı görülen alt sınıfların ilişkisini, kadınlar hayvanlar ve bir bütün olarak doğa üzerindeki tahakümü enine boyuna inceliyor. Başak Ertür’ün çevirisiyle ”Feminizm ve Doğaya Hükmetmek”;

1- Feminizm ve Ekofeminizm
2- İkicilik: Sömürgeciliğin Mantığı
3- Platon ve Ölüm Felsefesi
4- Descartes ve İktidar düşü
5- Mekanizma ve Zihin/Doğa İkiciliği
6- Etik ve Araçsallaştırıcı Benlik
7- Derin Ekoloji ve Farkındalığın İnkarı
Sonuç : Egemen Öyküyü Değiştirmek

bölümlerinden oluşuyor. Eleştirel bir ekolojik feminizm diye tanımlayabildiğim bu kitap nasıl da okunulası!

Tüm bunları okurken bir çok şey deneyimlediğimi itiraf etmeliyim. Cinsiyetli gıda politikasının mağduru çiftçi kadınları tanımanın hazzı müthişti ya da Andlar’daki yerlileri. Ekofeminizm terimi adlandırıldığı günden beri hareket halinde. 1970’lerde ortaya çıkan bu akımla kadın; kadının erkek ile, kadının kendisi ile ve herkesin sahiplenme ile olan ilişkilerini değiştirmek üzere erkeğin; kadın ve doğa üzerindeki egemenliğine meydan okunmakta. Nice başarılarını dileyip, size de ilhamlı okumalar diliyorum!

‘’Akıl, kadını ya cansız ya da vahşi olan doğa ile özdeşleştirmiştir. Dolayısıyla kadın, doğa için konuşarak (onun adına söz alarak) bu özdeşliği aşar. Ekofeminizm, yeryüzü için mücadele eder, aynı zamanda da kadını güçlendirmek için.’’ -Joel Kovel