Sınır Tanımayan Gazeteciler (Reporters Sans Frontières) (RSF) tarafından hazırlanan Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi, diktatörlerin yükselişe geçtiği ve medyaya yönelik saldırıların yaygınlaştığı bir dünyayı gözler önüne seriyor. Özellikle demokrasilerde, özgürlüklerin baskı altında olduğu propaganda ve post-gerçeklik çağındayız.

Demokrasilerin çöküşü, diktatörlerin yükselişi

RSF’nin en son yayımladığı Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi, özellikle başta gelen demokratik ülkelerde medya özgürlüğünün tehlikede olduğunun altını çiziyor. Endekse göre, demokrasiler geçtiğimiz yıllardan bu yana önüne geçilemez bir çöküş içerisinde.

Denetleme takıntısı ve kaynakların gizlilik hakkı ihlalleri, önceden özgürlükçü kabul edilen ülkelerin düşüşünü hızlandırdı. Bu ülkelere Amerika Birleşik Devletleri (2 basamak gerileyerek 43.), Birleşik Krallık (2 basamak gerileyerek 40.), Şili (2 basamak gerileyerek 33.) ve Yeni Zelanda (8 basamak gerileyerek 13.) da dâhil.

Amerika’da Trump’ın iktidara gelmesi ve Birleşik Krallık’taki Brexit kampanyası medyaya gösterilen şiddet ile gündeme geldi ve ağır medya karşıtı söylemlere neden oldu. Bu durum dünyayı “post-gerçeklik, dezenformasyon ve asparagas haber” dönemine sürükledi.

Otoriter diktatörlerin galip geldiği her yerde medya özgürlüğü geriledi. Jaroslaw Kaczynski’nin Polonya’sı (54.), 2017 endeksinde 7 basamak geriledi. Devlet radyosunu ve televizyon kanallarını propaganda araçlarına dönüştürdükten sonra, Polonya Hükümeti reformlarına karşı çıkan bağımsız gazetelerin finansal desteğini kısmak için kolları sıvadı. Viktor Orbán’ın Macaristan’ı (71.) dört basamak, John Magufuli’nin Tanzanya’sı (83.) 12 basamak geriledi. Vladimir Putin’in Rusya’sı, endeksin son sıralarındaki 148. basamağını koruyor.

Recep Tayyip Erdoğan’a karşı başarısız darbe girişiminden sonra Türkiye dört basamak gerileyerek 155’inci sıraya düştü. Otoriter rejimle savrulan Türkiye, son zamanlarda medya çalışanları için dünyanın en büyük hapishanesi olarak öne çıkıyor.

Norveç birinci, Kuzey Kore sonuncu

Medya kontrolünün arttığı yeni dünya düzeninde, zirvedeki İskandinav ülkeleri bile endeksteki sıralarında geriledi. Zirvedeki altı yılının ardından Finlandiya (2 basamak gerileyerek 3.), siyasal baskı ve çıkar çatışmaları nedeniyle birinci sıradaki yerini kaybetti. Avrupa Birliği üyesi olmayan Norveç, iki basamak yükselerek 1. sıraya yerleşti. İsveç altı basamak yükselerek 2. sıraya yerleşti. İsveç’te gazeteciler tehdit edilmeye devam ediyor, fakat hükümet bu tehditlere cezalandırarak bir çoğunun önüne geçmekte. Polis, belirli basın kuruluşlarının iş birliği ve gazetecilerin dayanışması bu tehditlerin savuşturulmasında olumlu gelişmelere neden oldu.

Endeksin sonlarındaki Eritre (179.), dikkatle gözlemlediği yabancı medya elemanlarını ülkesine alarak 2007’den beri ilk kez sırasından oldu ve yerini Kuzey Kore’ye devretti. Kuzey Kore (180.), halkını korku ve cahillikle tutsak etmeye devam ediyor. Yabancı radyo yayını dinlemek bile insanları toplama kampına götürmek için bir neden. Endeksin son beş basamağında gazetecilerine işkence eden, en baskıcı ve kendini dışarıdan soyutlamış diktatörlüklerden Türkmenistan (178.) da var. Bitmek bilmeyen savaşla parçalanan Suriye (177.) ise hem acımasız diktatörleri, hem cihat yanlıları tarafından hedef alındıkları için gazeteciler için en ölümcül ülke olmayı sürdürüyor.

Medya özgürlüğü hiç olmadığı kadar tehdit ediliyor

Medya özgürlüğü hiç bu kadar tehdit edilmemişti ve Sınır Tanımayan Gazeteciler’in küresel göstergesi hiç bu kadar yüksek olmamıştı (3872’yi gösteriyor). Medya özgürlüğü kısıtlamalarının ve dünya çapında olan ihlallerin sayısı beş yıllık bir sürede %14 arttı.

Geçtiğimiz yıl, ölçüm yapılan ülkelerin neredeyse üçte ikisi (%62.2) durumlarında gerileme olduğunu kaydetti ve medya özgürlüğü durumları “iyi” veya “oldukça iyi” olan ülkeler yüzde 2,3 ile düşüşe geçti.

Suriye’nin yanı sıra Yemen’de de (4 basamak gerileyerek 166.) süren savaşlar nedeniyle Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgeleri gazeteciler için dünyanın en tehlikeli ve zorlu bölgelerinden olmaya devam ediyor. Doğu Avrupa ve Orta Asya, hemen ardından gelerek sırayı kaptırmıyor. Ülkelerinin yaklaşık olarak üçte ikisi endekste 150. sıra civarlarında veya altında yer alıyor. Türkiye’nin sürekli düşüşüne ek olarak, 2016 yılı Tacikistan (149.), Türkmenistan (178.) ve Azerbaycan (162.) gibi eski Sovyet ülkelerinin kontrolcü ve baskıcı sistemlerini kuvvetlendirmeleri ve Rusya’daki bağımsız medya üzerinde yapılan kısıtlamalarla hafızalara kazındı.

Asya-Pasifik Bölgesi, hak ihlal eden en kötü üçüncü bölgeden biri olmakla birlikte en kötü sicile de sahip. Çin (176.) ve Vietnam (175.), gazeteciler ve bloggerlar için dünyanın en büyük hapishanelerinden olmaya devam ediyor. Aynı zamanda Pakistan (139.), Filipinler (127.) ve Bangladeş (146.), gazeteciler için en tehlikeli ülkelerden. Haberleşme ve iletişimin kara deliği olarak bilinen Çin, Kuzey Kore (180.) ve Laos’u (170.) kapsayan bölge, dünyanın en kötü diktatörlükleri altında en yüksek sayıda basın özgürlüğü düşmanlarına sahip.

Sırayı şu sıralar seçimler ve önemli protestolar sırasında internetin düzenli olarak kesildiği Afrika takip ediyor. Endekste Amerika tarafında siyah renk ile (“çok kötü”) gösterilen tek ülke olan Küba 173. sırada yer alıyor.

Son olarak, Avrupa Birliği ve Balkanlar, yerel göstergelerde (tüm yasaklama ve ihlal seviyeleri baz alındığında) en yüksek artışı göstermiş olsalar da (%3.8), medyanın en özgür olduğu bölgeler olmaya devam ediyor.

Kaynak: RSF