Tarihçi aktivist Howard Zinn (1922-2010), bir toplumda yaşanan sorunların nedeninin sivil itaatsizlik olarak algılanmasının aksine asıl nedenin haksızlık ve adaletsizliğe yönelik sivil itaat olduğunu öne sürüyor. Howard Zinn’in 1980 yılında yayınlanan A People’s History of the United States (Birleşik Devletler’in İnsanlarının Tarihi) adlı kitabı baz alınarak hazırlanan ve 2009 yılında yayınlanan The People Speak (insanlar konuşur) adlı belgeselde Amerika’nın savaş, sınıf, ırk ve kadın hakları mücadelelerinden bahsediliyor. Belgeselde Zinn’in 1970 yılındaki konuşmasını özetleyerek okuyan ise Amerikalı aktör ve senarist Matt Damon. Bu konuşma gerçekleştikten 46 yıl sonra da hâlâ geçerliliğini koruyan fikirlere sahip olduğundan paylaşıyorum…

“Dünyanın tepe taklak olduğu varsayımından başlıyorum ki her şey olduğu gibi tamamen yanlış. Yanlış insanlar ceza evinde, yanlış insanlar dışarıda, yanlış insanlar güçlü, yanlış insanlar güçsüz. Bu ülkedeki ve dünyadaki zenginlik dağılımına bakın, zenginliğin ciddi bir şekilde tekrardan bölüştürülmesi gerekiyor. Bunlar hakkında çok şey söylemek zorunda değiliz, yapmamız gereken dünyanın bugünkü durumu hakkında düşünüp aslında her şeyin tepe taklak olduğunu fark etmektir. Eğer düşünmezseniz, sadece TV izler ve bilimsel şeyler okursanız aslında bazı şeylerin hiç de kötü olmadığı, sadece bazı ufak şeylerin yanlış olduğunu düşünmeye başlarsınız. Fakat biraz olayın dışına çıkıp geri geldiğinizde ve dünyaya baktığınızda dehşete düşersiniz. Bu yüzden her şeyin tepe taklak olduğu varsayımından başlamamız gerekiyor ve başlığımız: Sivil itaatsizlik.

Başlık sivil itaatsizlik olunca problem buymuş gibi algılanıyor fakat sivil itaatsizlik bizim problemimiz değil, bizim problemimiz ‘sivil itaat’tir. Bizim problemimiz, tüm dünyada insanların kendi devlet liderlerinin diktalarına itaat edip savaşa girmesi ve milyonlarca kişinin bu itaat nedeniyle öldürülmesidir. Bunu Nazi Almanya’sında fark ettik. Oradaki problemin insanların Hitler’e olan itaatinin olduğunu ve bunun yanlış olduğunu gördük. İnsanlar Hitler’e direnebilirdi, karşı çıkabilirdi. Ama orada biz olsaydık onlara bunu gösterebilirdik. Stalin Rusya’sında da insanların itaatkâr olduğunu öğrendik. Körü körüne itaat eden insanlar…

Liderlerin sevgilisi halkın belası kanunlar…

İnsanların feodalizmle sömürüldüğü eski zamanları hatırlıyor musunuz? Ortaçağ’da her şey berbattı ama şimdi batı medeniyetimiz var: Kanun kuralları! Kanunların yaptığı tek şey kendisinden önce var olan adaletsizliği düzenli ve maksimum hale getirmek oldu. Kanunlara metafizik memnuniyet içinde değil de gerçekçi bakalım. Dünyanın tüm devletlerinde kanunlar liderlerin sevgilisi olurken halkın ise belası olmuştur. Bunu anlamaya başlamalıyız.

Düşünürken ulusal sınırların ötesinde düşünmeliyiz. Nixon ile Brezev’in bir diğeriyle olandan daha fazla ortak yani var bizim de Nixon’la. J. Edgar Hover’in Sovyet gizli polis başkanıyla bizimle olduğundan çok daha fazla ortak yanı var. Bu, tüm devlet liderlerini dostluk bağlarıyla bir araya getiren uluslararası kanun ve düzene adanmışlık halidir. Bu yüzden onlar bir araya geldiklerinde birbirlerine gülümsemelerine, el sıkışmalarına, sigara içmelerine ve ne dediklerine bakmadan birbirlerini sevmelerine şaşırıyoruz.

Yapmaya çalıştığımız şey bağımsızlık bildirisinin prensiplerine, amacına ve ruhuna geri dönmektir. Haksızlık yapan otoriteye ve insanları kendi hayat özgürlüklerinden alıkoyan kuvvetlere direnmektir bu ruh. Mutluluğun pesinde koşma hakkıdır! … Fakat bağımsızlık bildirgesinin prensiplerini oluşturmak için önce bu, öldürmeyi özendiren, zenginliğin adaletsizce bölünmesine hizmet eden, bazılarını önemsiz nedenlerle hapsederken daha büyük suç işlemiş olanlara dokunmayan kanunlara uymayı bırakmalıyız.

Umudum bu tür bir ruhun sadece bu ülkede değil diğer tüm ülkelerde yer almasıdır çünkü hepsinin buna ihtiyacı var. Tüm ülkelerdeki insanlar itaatsizlik ruhuna ihtiyaç duyuyor. Bu ruh metafizik bir şey değil aksine güç ve zenginliktir bu ruh. Bizim, aynı şey için mücadele eden tüm dünya ülkelerinin insanları arasında birbirine olan bağlılığıyla bir bağımsızlık (interdependence) bildirimine ihtiyacımız var.” Howard Zinn

Kaynak: Information Clearing House