Stoizim için panteist ve materyalist bir anlayış üzerine kurulu Antik Yunan döneminin ekollerinden biri denilebilir. Hayatın anlamı nedir, mutluluğa nasıl erişilir, insanın diğerleriyle ilişkisi ne olmalıdır ya da insanın evrendeki yeri nedir gibi sorulara cevap arayan başlıca Stoikler arasında Seneca, Epiktetus ve Marcus Aurelius gösterilebilir. Stoikler, Socrates’ten ve Diyojen gibi minimalist felsefecilerden etkilenmişlerdir.

Stoiklere göre

  • Her şey sebep-sonuç ilişkisi üzerine kuruludur(Logos).
  • Kendi kontrolünde olmayan şeylerle ilgilenmektense, kendini değiştirebilirsin. Böylece hayal kırıklığına uğrama ihtimalini ortadan  kaldırabilirsin. İnsan, hapisteyken bile mutlu olabilir; çünkü mutluluk insanın kendisine dönüp kendi içinde çözümleyip başarabileceği bir şeydir.
  • Duygular fiziksel değişimleri de beraberinde getirdikleri için materyaldir.
  • Panteistlerdir, çünkü her şeyin aslında bir olduğunu düşünürler.
  • Skeptiklerden farklı olarak bilginin ulaşılabilir olduğunu savunurlar ve buna zengin-fakir, sağlıklı-hasta herkes erişebilir.
  • Ölüm üzerine düşünüp, ölümlü olduğunu, sevdiklerinin öleceğini de hatırlamak gerekir. Böylece hayatı daha doğru yaşayabiliriz. Ayrıca stoikler, ölümden korkmazlar; çünkü ölümün olduğu yerde sen yoksundur. Ancak ölüme nasıl yaklaştığın, zamanını nasıl geçirdiğin fark yaratır onlar için.
  • İnsanları olduğu gibi kabul etmemiz ve bundan keyif almayı öğrenmemiz gerektiğini savunurlar.
  • Seneca, “Hayaller, gerçeklerden daha çok acıtır,” der. Epictetus’a göre ise insanları asıl üzen olaylar değil, onlara yaklaşım biçimleridir, onlara yükledikleri anlamlardır.
  • Seneca için insan hayatı kısa değil, insanın yaşama şeklidir onu kısa yapan. “Hayatın gerçekten yaşadığımız kısmı az, geri kalan kısmı ise zamandan ibarettir,” der Seneca. Ona göre insanlar çoğunlukla sadece zaman “geçiriyor”, hayatı yaşamak denilen şeyden uzakta bir yerlerde savrulup duruyor, günün karmaşasında yitip gidiyor.

Stoacılık; anın kıymetini bilmek, geçmişe takılmamak, bugünü pişmanlıklarda bulandırmamak, olaylara bakış açımızı değiştirerek, kendimizi tanıyarak ve limitlerimizi bilip bunu kabullenerek mutluluğa erişilebileceği düşüncesi üzerinde yükselen bir ekol kısaca.