Amerika’daki Ulusal Çiftçiler Birliği, son zamanlarda yapılan bir vegan kampanyasına yoğun eleştirilerde bulunuyor. Çünkü kampanya süt endüstrisinin bilinmeyen gerçeklerini gözler önüne seriyor. Peki aslında saklanmak istenen ne?

Son zamanlarda süt endüstrisi çok sıkıntılı bir dönem yaşıyor. Süt fiyatları düşüyor, mandıralar borçlar nedeniyle kapatılıyor ve şimdi de hayvan hakları savunucuları mandıra hayvanlarının yaşam koşullarını sorgulamaya başlıyor.

Yeni bir sansasyonel vegan reklam kampanyası yaydığı ”İnsancıl koşullarda üretilmiş süt bir yalan, satın almayın!” ve ”Süt endüstrisi yavruları annelerinden ayırıyor!” mesajları ile doğrudan süt endüstrisini hedef alıyor.

Ulusal Çiftçiler Birliği bu kampanyayı ”bir uyarı alarmı” olarak adlandırıyor; söylediklerinin aksine, kampanyanın süt endüstrisini yanlış tanıttığından değil, bilakis, Britanya’daki mandıralarda tam olarak neler olduğunu gözler önüne serdiği için.

Google’dan yapılacak basit bir ”mandıra ineğinin hayatı” araştırması bu reklamlarda öne sürülen iddiaları doğrulamaya yetecektir. İnekler üzerinde nasıl yapay döllenme uygulandığı, doğan buzağıların satılması gereken sütü tüketmemeleri için annelerinden nasıl zorla ayrıldığı ve yaşamlarının büyük bölümünde nasıl kapalı alanlarda tutuldukları bilgilerine bu hızlı araştırmayla ulaşılabilir.

Aynı zamanda bu araştırmada erkek buzağıların bu endüstride hiçbir değeri olmadığı için sadece etinden faydalanmak amacıyla genç yaşta öldürüldüklerini, dişi buzağıların ise anneleriyle aynı kaderi paylaşıp salt süt makineleri olarak görüldüklerini de bulabilirsiniz.

Buzağıların annelerinden derhal ayrılması annenin yavrusunu koruma içgüdüsüne tamamen aykırıdır ve onlar için acılı bir çile olan bu uygulamanın hiçbir açıklaması olamaz. İnekler normalde ortalama 25 yıllık bir ömre sahipken, mandıralarda 4 ya da 5 yaşlarında, sütten kesilir kesilmez katlediliyorlar.

Yüksek yaşam koşulu etiketlerine ya da ineklerin dışarıda ne kadar zaman geçirdiğini belirten etiketlere bakılmaksızın bu tür uygulamalar her mandırada yapılıyor. Mandıralar yalnızca kar amacı güderken hayvan sağlığını tamamen riske atıyorlar.

Hayvanların eninde sonunda mandıra sürüsüne ya da kıyıma gireceğini savunan çiftçilerin, hayvanlara karşı ilgili ve şefkatli olduğunu duymak büyük bir çelişki yaratıyor. Süt endüstrisinin propagandalarını yıllarca duymaya alıştığımızdan, Go Vegan World’ün kampanyası pek çok insanı hayrete düşürüyor.

Birçok kişi Got Milk? reklam kampanyasını ya da ”Mutlu inekler daha iyi süt verir” diyenleri hatırlayacaktır. Hayvan hakları savunucularına ‘hayvanların insanlarınki gibi duygusal hayatları olmadığı’ söylenmesine rağmen, endüstrinin işine geldiği anda ineklere insan nitelikleri aktardığını görmek oldukça ironik.

Süt endüstrisinin bu acımasız gerçekleriyle yüzleştiğimizde bir şekilde harekete geçme zorunluluğu hissediyoruz. Hissetmeliyiz de. Çünkü her geçen gün daha fazla insan süt endüstrisi gerçeklerini öğrenip bunun yerine badem, soya ya da yulaf sütü gibi bitkisel sütleri tüketmeye başlıyor.

Kaynak: Vegan Society