X

Türkiye’de müziğe iki yeni soluk: Güney Marlen ve Gökçe Kılınçer

    Kategoriler: Müzik

Bu hafta Haftanın Albümü köşemizde sizlere şimdilik geniş kitlelerce tanınmayan ama ileriki dönemlerde adından çok daha fazla söz ettireceğini düşündüğümüz iki ismi ve albümlerini tanıtıyoruz. Kurak müzik iklimimize bereket getirebilecek bu iki isim; Gökçe Kılınçer ve Güney Marlen.

Bu hafta size bir değil iki albüm öneriyoruz. Birincisi Kalan Müzik’ten çıkan Güney Marlen’in ilk albümü “Şişelere Mektuplar”. Marlen’i, Eski Bando grubundan tanıyoruz, Marlen grubun gitaristi ve solisti idi. Güney Marlen ilk solo çalışması “Şişelere Mektuplar”ı geçen aylarda yayınladı.

Albüme ilk şarkı “Yangın Anında İlk Kurtarılacak Şey” ile hızlı bir giriş yapıyoruz. Şarkı albümün geri kalanına dair net bir izlenim sunuyor esasında bize. Şarkının özellikle sözleri bu albümde bizi yakalayabilecek, ortaklık kurabileceğimiz şeyler olduğunun işaretlerini veriyor sanki. Özellikle de “İstanbul’da denize giremeyen / Bir nesiliz bisiklete binemeyen” ve “Bu bina yoktu eskiden / Deniz görünürdü pencereden” şeklindeki şarkı sözleriyle.

Albümün geneline bir akış içinde hızlıca bir tempoda söylenen vokal tarzı ve şarkı sözleri hakim. Ama bu sözler sadece kafiye olsun yazılmış sözler değil emin olun daha fazlası. Naif ama çevresinde olanlardan, toplumsal ve bireysel ilişkilerden, kıyımlardan, değişimlerden rahatsız olan şehirli bir insanın öykülerinden oluşuyor. Liriksel anlamda oldukça güçlü bir albümle karşı karşıyayız. İncelikli, derdi olan, yer yer mizah içeren de sözler.

Çok eskiye değil yakın bir geçmişe de özlem duyan sözler; “Zor günlerde kimse yoktu/ O kadar adama şimdi ne oldu/ Tüm çiçek çocuklar hep soldu” Dolmuşa binmek yerine sahilden yürümeyi seçen. Boğa güreşinde boğayı tutan. Albümün genelinde doğaya yönelik de doğanın tarafını tutan bir tını hâkim;


Kaldırımları işgal eder belki bütün arabalar
Oysa onları devirecek bir gün bütün bu yayalar
Kuşların seslerini bastırmaya çalışır tüm bu kornalar
Oysa kuşların onlara yukarıdan bırakılan sürprizleri var


Müzik Ekspres sitesindeki röportajına göre; Marlen lise çağlarında gitarla tanışarak müziğe başlamış. Grubu Eski Bando ve ilk albümü “Renkli Şeyler” ile ilk kez müzik piyasasına çıkan Marlen’in solo albümü aslında müziğe ilk başladığı günlerden beri hayalini kurduğu bir girişim imiş. Marlen 2008’de Eda Baba ile tanışıp Eski Bando’yu kuran Marlen’in albümünde Güney Marlen’e ses ve destek veren arkadaşlarının birçoğu da Eski Bando ekibi. Ama Marlen, solo albümünde Eski Bando’ya göre farklı bir sound tutturmuş, grubun müziğini solo albümünde de tekrarlamamış.

Albüme dair güzel bir özet de albümle ilgili bültende belirtilmiş “Bu şarkılar kazayla teker teker mektuplara dönüşmüştür belki… Ve bu mektuplar şişelerin içinde, ulaşamayacakları sahiplerini bekletiyor olabilir… Ya da zaten yaşanmışlıkların sese bürünmüş halidir; kim bilir…”

Güney Marlen zekice yazılmış şarkı sözleri, sağlam vokaliyle kendisinden çok bahsettirecek.

Nitelikli retro Türkçe pop: Gökçe Kılınçer

Bu haftaki ikinci albüm önerimiz ise Gökçe Kılınçer’den. Kılınçer, ilk stüdyo albümünü Kalbimde İzi Var adıyla geçtiğimiz ay içinde yayınladı. Hayatını Londra’da devam eden müzisyenin albüm kayıtları da Londra’daki stüdyosunda gerçekleştirilmiş. Albüm DokuzSekiz Müzik etiketiyle çıktı. Kılınçer, Gazi Üniversitesi’nde okurken, Londra Metropolitian Üniversitesi’nden kazandığı burs ile kendini Londra’da bulmuş. Londra’da müzik dünyasının çoksesliliğinden, çeşitliliğinden etkilenen Kılınçer, kendi tarzını da zaman içinde oluşturmuş.

Toplamda on şarkının yer aldığı bu albümde Kılınçer, kendi bestelerinin yanı sıra beş tane de cover parça seslendirmiş. Bu tekrar yorumlar arasında sözleri Oktay Yurdatapan’a, müziği ise Cepero Garcia Francisco Lopez’e ait Yalan isimli şarkı da var ve ilk klip de bu şarkıya çekildi.

Kılınçer’in albümünü retro pop olarak tanımlamak mümkün. Ama Kılınçer’in tarzında caz etkileşimleri de var. Ama en ayır dedici yönü ise Kılınçer’in kendine özgü vokal tekniği, bu teknikle oluşturduğu nev-i şahsına münhasır yorumu. Aynı ses tonları, tınılar, ritimler ve tekerlemeye benzeyen şarkı sözlerinin adeta işgal ettiği Türkçe pop’ta Kılınçer kesinlikle başka bir kulvarı oluşturuyor. Bu kulvarda daha çok yol almasını ve kendine özgü yolunda devam etmesini diliyorum.