Bugün 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü. Basın özgürlüğü alanında gün geçtikçe diplere doğru hızlıca yol alan ülkemizde birçok gazeteci sadece yaptıkları haberler veya görüşleri yüzünden tutsak durumda. Gaia Dergi olarak özgürlüğü elinden alınan tüm gazetecilere bir mektup yazmak ve şunu demek istedik; yalnız değilsiniz. Biliyoruz haklı olan sizlersiniz.

Gazetecilik zor meslektir. Hele ki Türkiye gibi ülkelerde. Siyasetle, ekonomiyle, şirketlerle içiçe ve çıkar ilişkisinde olan, biatı seçmiş, özgür düşünceye fikire araştırmaya sorgulamaya gereken önemin verilmediği hatta çokça bunların birer suç gibi görüldüğü ülkelerde. En başta cesur olmayı gerektirir. “Bulaşıcı bir cesarete” sahip olmayı. Sağlam durmak, ilkeli olmak gerekir. Tehditlerle, baskılarla mücadele etmeyi bilmek zaruridir, zira belki her gün bunun kılıcı üstündedir.

Sizler bu özelliklerin artık çok az görülebildiği, her gün aynı manşetlere sahip onlarca benzer gazetenin çıktığı bir ortamda, cesur ve ilkeli olmayı başarabilmiş ender gazeteciler, basın emekçilerisiniz. O yüzden de şu anda gökyüzünü özgürce istediğiniz anda izleyemiyor, özgürce istediğiniz gibi boğaz kenarında yürüyemiyor, her istediğinizde sevdiğiniz çocuğunuzun kedinizin köpeğinizin kokusunu içine çekip yanaklarından öpemiyorsunuz.

Ne yazık ki Türkiye, basın özgürlüğü alanında her geçen gün daha da geriye gidiyor, daha da dibe batıyor. Dünyanın hiçbir yerinde Türkiye’deki kadar çok gazeteci hapiste değil şu anda. Hiçbir demokraside basın bu derece tek taraflı değil. Ama emin olun ki, dünya da bunun farkında. Dünyanın dört bir yanındaki meslektaşlarınız size reva görüleni biliyor. Yalnız olmadığınızı bilin. İçerideyken unutulmadığınızı bilin.

Umudunuzu diri tutun. Haklısınız çünkü sizler. Tek amacınız gazetecilik yapmakken, birilerinin yolunu fena halde bozduğunuz için, neyle suçlandığınızı bile bilmeden içeride tutuluyorsunuz. Bazı dost dedikleriniz yanınızda değil veya size karşı sizi tutsak edenlerin yanında veya bu oyunun içinde. Olsun, milyonlar da var, sizlerin masumluğunu bilen, bu karanlıkta aydınlığa tutunmaya çalışırken sizi de unutmayan bu mücadelesinde. Haklı olmanın verdiği güçle diri olun, diri tutun kendinizi. Sizin umudunuzu görmek, dışarıdakilere, Türkiye büyük cezaevindekilere de umut verecek, hep birlikte kıracağız bu zincirleri.

Ve sakın insanların alıştığını da düşünmeyin. Evet çok normalleşmiş gibi oldu bu coğrafyada. Ölümler, patlamalar. Hukusuzluklar. Ama yok, bizler hâlâ alışmıyoruz, böyle gelmiş böyle de gider demiyoruz. Bu kadar tek taraflılık, bu kadar kendine müslümanlık, bu derece hukuksuzluk, alışılacak bir şey değil. “Neden” sorusuna cevapların bu derece az, verilen cevapların da alabildiğine uydurma ve saçma olmasına alışmak olmaz, yok olmakla eşdeğer, tükenmekle birdir bu çünkü.

Meslek etiğiyle, vicdanıyla, adalet duygusuyla, sorgulayan araştıran kimliğiyle mesleğini yapan tüm gazetecilerin Basın Özgürlüğü Günü’nü kutlarız, en başta sizlerin de. Gelecek yıl bu günde, tüm bunları kötü bir anı olarak hatırlamayı diliyoruz, siz özgürken, ama hiç unutmamayı ve unutturmamayı da tabii bu olanları ve yapılanları.

Yaşasın Özgür Gazetecilik. Yaşasın Dünya Basın Özgürlüğü Günü.