Her Şey Çok Güzel Olacak söz öbeği her şey çok kötüyken söylenen bir olumlama cümlesidir. Saf bir umut içerir. Hayallerimizin peşinden giderken her ne olursa olsun Altan ve Nuri gibi umut etmekten vazgeçmemeliyiz. Filme dair Ayşenur Özdemir yazdı.

Altan ve Nuri yıllardır görüşmeyen tamamen zıt karakterli iki kardeştir. Nuri istemeden karıştığı bir kavga sırasında düzenbaz kardeşi Altan ile karşılaşır. Sonrasında Altan’dan kurtulmaya çalışır. Fakat yıllardır bar açma hayaliyle yaşayan Altan’ın paraya ihtiyacı vardır. Bu sebeple abisinin yakasını bırakmaya hiç niyeti yoktur. Abisinin çalıştığı ilaç deposunda uyuşturucu haplar bulur. Hapları çalar ve hiçbir şeyden haberi olmayan abisi Nuri’yi de plana dâhil eder. Hapları sapmak için Bodrum’a doğru yola çıkarlar. Çıktıkları bu yolculuk sonrasında başlarına türlü işler açılır. Altan farkında olmadan taşların yerini değiştirmiş ve oyunu bozmuştur. Bu nedenle uyuşturucu mafyası ile başları belaya girer.

Her Şey Çok Güzel Olacak, 1998 yapımı bir Türk filmi. Yönetmenliğini Ömer Vargı yapmıştır. Başrollerini ise Cem Yılmaz ve Mazhar Alanson paylaşmıştır. Yan rollerde ise Ceyda Düvenci, Nurgül Yeşilçay gibi birçok tanıdık isimle karşılaşıyoruz.

90’larda ilgi görmüş kült filmlerdendir ve o dönemde Türk sinemasının gelecek vaat ettiğini gösteren olumlu bir adımdır.

Film konusu ve oyunculuğu açısından incelendiğinde ve Cem Yılmaz’ın filmografisi göz önüne alındığında filme bir ‘Cem Yılmaz filmi’ demek zordur.

Sahneler çoğunlukla tek plan halinde çekilmiştir. Bu durum çekilen sahnelerde oyuncunun mimiklerinden çok muhabbet ve kişiler arasındaki ilişkiyi izleme olanağı sağlamıştır. Muhabbetler filmin içinde o kadar önemli bir alan kaplanmış ki kadrajın dışına bile taştığı olmuştur. Şöyle ki sahnede anlatılan olay yaşanıp biter, oyuncular kadrajdan çıkar fakat boş kadrajda diyaloglar devam eder. Bu da filmin diyaloglar üzerine kurulmuş olduğunu gösterir. Yani filmdeki olaylar karakterler arasındaki konuşmalar sayesinde akar.

Filmdeki mekânları incelediğimizde müthiş bir gerçekçilikle karşılaşıyoruz. Özellikle Altan ve Nuri’nin babasının yaşadığı ev. Ya bütün ayrıntıları düşünen çok iyi bir sanat yönetmeni ile çalışılmış ya da gerçekten tek başına yaşayan yaşlı bir adamın evinde çekilmiş o sahneler. Çünkü her ayrıntı son derecede doğal ve gerçekçi.

Ayrıca film İstanbul’da çekilmesine rağmen İstanbul tanıtım filmi tadında bir film değildir. İstanbul’un çok bilinen yerleri gerekli gereksiz gösterilmemiştir. Taksim’in marka çöplüğüne dönmediği, sokaklarda koca koca reklam levhalarının olmadığı bir İstanbul izliyoruz.

Olayları ve karakterleri incelediğimizde çok fazla alt metin de çıkarılabilir bu filmde.

Filmin sonuna doğru şaşırtıcı bir rolde beklenmedik bir oyuncu ile karşılaşıyoruz; Nurgül Yeşilçay. Bu kadar küçük bir rolü kabul etmiş olmasına şaşırdıktan hemen sonra güzel oyuncunun ününün bu filmden sonra arttığını hatırlıyoruz.

Ayrıca filmin vizyon tarihi dışında da dönem dönem popüler olduğunu görüyoruz.

Sonuç olarak hayallerinin peşinden koşan ve bunun için her şeyi yapan Altan’ın hikâyesini izlediğimiz film tam bir hayat algoritmasıdır. Son derece iyi niyet ile kurulmuş hayallerimizin peşinden giderken iyi ve kötü insanlarla, olaylarla karşılaşırız. Bizler de zaman zaman iyi veya kötü kişiler oluruz.  Önemli olan ne kadar kaybetsek de, haksızlığa uğrasak da umudumuzu kaybetmemektir. Filmin ana teması umut hayatın sihirli anahtarıdır aynı zamanda.

Filmin diyaloglarında da geçen ve  filmin ismi olarak kullanılan Her Şey Çok Güzel Olacak söz öbeği her şey çok kötüyken söylenen bir olumlama cümlesidir. Saf bir umut içerir. Hayallerimizin peşinden giderken her ne olursa olsun Altan ve Nuri gibi umut etmekten vazgeçmemeliyiz.

Şartlar ne olursa olsun umudunuzu kaybetmeyin. Unutmayın Her Şey Çok Güzel Olacak.

Yazan: Ayşenur Özdemir / Konuk Yazar