Yoga pratikleri; internet kullanımının artması ve doğru bilgi kaynaklarına erişimin sağlanabilmesi ile doğru orantılı olarak, sağlıklı yaşamı benimsemiş insanların yaşamında hızla yükselen bir ivme kazanmıştır. Yoga gibi çok yönlü bir felsefenin pratikleri çeşitli eğitmenler ve çeşitli ekoller ile yaşama uyarlanırken fiziksel, zihinsel ve ruhsal bütünlük, denge ve arınma amaçlanır. Bu dengenin sağlanmasında pranayama çalışmalarının önemi yadsınamayacak ölçüde büyüktür.

Birey kontrol edilmesi gereken özellikler veya uyulması gereken kurallar olarak bilinen yoganın birinci basamağı Yamalar ile geliştirilmesi ve eğitilmesi gereken davranışları temsil eden ikinci basamak Niyamaları uygulayarak arınma, aydınlanma ve dengeye giden yolda ilk adımlarını atar. Fiziksel duruşları temsil eden üçüncü basamak Asanalar ve  nefes çalışmalarını temsil eden dördüncü basamak Pranayamalar ile de hem bedeni hem zihni hem de ruhu arındırmayı amaçlar. Asanalar ile bedensel güç, denge ve istikrar kazanan yoga uygulayıcısının sonraki hedefi nefesi kontrol altına almaktır. Bu da pranayama çalışmaları ile mümkündür.  

Pranayama, ‘yaşam enerjisi, yaşam gücü, ruh, güç ve nefes’ anlamına gelen prana ile ‘genişletmek, açmak’ anlamı taşıyan ayama sözcüğünden oluşmuştur. Bu çalışmalar bedendeki nefesin akıcılığını sağlayan enerji kanallarını temizleyerek zihnin arınmasına olanak tanır. Düzenli uygulama ile nefesi kontrol altına alıp bedenin meditasyon sırasında hareketsiz kalmasına yardımcı olur. Akciğerlerin temizlenmesi dışında dolaşıma yaptığı büyük katkı sayesinde vücudun oksijenlenme kapasitesini arttırır. Bu da bir çok hastalığın oluşma riskini ortadan kaldırır. Metabolizmayı hızlandırarak sindirim sisteminin temizlenmesini destekler. Pranayama çalışmaları dikkatin beden üzerine yoğunlaşmasını ve öz farkındalığı sağlar. Bunun yanında kişiyi; kaygı, korku, endişe, depresyon gibi olumsuz duygulardan arındırdığı gözlemlenmiştir. Yapılan çalışmalar düzenli pranayama çalışmalarının enerji kanallarını dengeleyerek birçok ruh ve sinir hastalıklarının tedavisine destek olduğu yönündedir. 

Nefes alma bedensel fonksiyonlar arasında en başta yer alır. Bu nedenle nefes üzerine yapılan çalışmalar yoga egzersizlerinin temelini oluşturur. Solunum; nefes alış, nefes veriş ve nefesi tutuşun uyum içinde olması ile mümkündür. Nefes alıp verdikten sonra- iki nefes arasında- nefesin doğal olarak durduğu süre ‘kevalakumbhaka’ olarak adlandırılır ve pranayama çalışmalarının amacını oluşturur. Yoga uygulayıcısı egzersizleri sıklaştırdıkça bu süreci uzatır ve asıl hedef olan nefesi tamamen durdurma noktasına ulaşmaya çalışır.  Zihnin sessizleştiği, düşüncenin bilinçli düşüncesizliğe dönüştüğü bu sürenin uzaması ise asıl hedefimiz olan denge ve bütünlük içerisinde kalmamızda etkilidir. Yoga uygulayıcısı sağlamış olduğu zihnin suskunluğu ile beşinci basamak olan meditasyona hazır hale gelir.  

Pranayama çalışmalarının uygulanabilmesi için kullanılan bazı duruşlar vardır fakat duruşlarda rahat hissedilmediğinde dizlerin bel kemiğinin altında kalması sağlanıp enerji akımını engellemeyecek şekilde tutulması ve omurganın dik ayarlanarak kişinin rahat bir pozisyonda olması sağlanmalıdır. Dikkat dağıtıcı unsurların bulunmadığı bir ortamda uygulanması verimlilik açısından önem teşkil eder. Pranayama çalışmaları beden ve zihni canlı tutar. Tekniğinin bir uzman tarafından öğretilmesi önerilir. 

Önceki İçerik31. Ankara Film Festivali Ulusal Uzun Film Yarışması Jürisi Belirlendi
Sonraki İçerikYaşlanmaya meydan okuyan şifre Termodinamik Yasaları’nda mı?
Canan Yavuz
Kimine göre insan, kimine göre ‘kadın’, kimilerine göre ise vegan, minimalist, yoga öğreticisi. Meslek hayatına bebek hemşiresi olarak başlamış, emzirme danışmanlığı ve anne-bebek eğitimi konusunda uzmanlaşmıştır. Kirlenmemiş halimiz olan hayvanlara duyduğu saygı ile şiddetsizlik ilkesini benimseyip 'Veganizm' felsefesini hayatına uyarlamış, ardından yoga felsefesi ile tanışarak meslek hayatına iç huzurun sağlanabilmesi ve şiddetsizliğin yaygınlaştırılabilmesi amacı ile yoga eğitmeni olarak devam etme kararı almıştır. Geçmiş deneyimleri ile yoga uygulamalarını birleştirerek hamile yogası dersleri vermeye başlamış, gebelik gibi mucizevi bir sürecin pürüzsüz geçirilebilmesi adına bu alanda çalışmalar yapmayı amaçlamıştır. Yoga uygulamaları hakkında oluşmuş ön yargıları kaldırabilmek amacı ile Sosyal Sorumluluk Projeleri yürütmekte, aynı zamanda İstanbul Üniversitesi Sosyoloji bölümünde öğrenim görmeye devam etmektedir.