Ataerkil dünyanın kuralları, kadının tutkularını, ideallerini ya yok saydı ya da zincirlemeye çalıştı. “Erkeğin işine” burnunu sokanlar, cadı, günahkâr, suçlu gibi ifadelerle çağdan çağa değişen tanımlara maruz kalarak yaşadığı dönemin sevilmeyeni, kötüsü oldu. Fakat idealist kadınlar, bunun bir dayatma olduğunu gözlemledikleri, o ilk çağlardan beri erkeğin kurallarına uymadı, yazdı, çizdi, yönetti. İyi ki de yaptı. Bize kadının tarihini okudukça direniş gücü veren yaşanmışlıklar bıraktı.

Erkeğin kurallarına uymayan ve tutkusunun peşinden giden kadınlardan biri olan Bilge Olgaç, 1940 yılında Kırklareli’nin Vize ilçesinde doğdu. Eğitimini yarıda bıraktı ama kalemini elden düşürmedi, yazmaya devam etti. Yelpaze Dergisine yazdığı öykülerden biri, dönemin ünlü yönetmenlerinden birinin dikkatini çekmesi ve ona asistanlık yapmaya başlaması ile sinema dünyasına adım atan Olgaç, sinema yönetmenliği ve senaristlik yaptı. Bir filmde de yapımcı koltuğunda yer aldı. Ünlü yönetmenlere yardımcılık yapan ve bu şekilde yola çıkan Bilge Olgaç, 1965 yılında ilk filmi Üçünüzü De Mıhlarım’ı çekti. Aynı yıl içerisinde Babasız Yaşayamam, Sokaklar Yanıyor, Krallar Kralı adlı filmleri yönetti. Sinema hayatına atıldığı bu tarihten sonra, her yıl ardı ardına Nikâhsızlar, Garibanız Abiler, Kanunsuz Toprak, Silahsız Dövüşelim, Dertli Gönlüm, Öksüz, Kanlı Şafak, İki Aşk Arasında

Linç, Merhamet, Kara Gün, Üçünüze Bir Mezar, Yaban Ali, Kaderin Pençesi-Piç, Kanlı Öç, Savulun Geliyorum, Açlık, Bacım, Bir Gün Mutlaka, Şöhret Budalası, Kaşık Düşmanı, Yavrularım, Gülüşan, Üç Halka Yirmibeş, İpekçe, Gömlek, Kızın Adı Fatma, Yarın Cumartesi, Aşkın Kesişme Noktası, Umut Hep Vardı, Kurşun Adres Sormaz, Bir Yanımız Bahar Bahçe isimli pek çok filmi Yeşilçam’a kazandırdı.

Avantür filmlerle yola çıkıp sosyal konuları işlediği sayısız filme imza atan Bilge Olgaç, 1975 ile 1984 yılları arasında sinemaya ara verdi. Sinemada erotik filmlerin çekildiği bu dönemde, reklam filmi ve fotoromanlar çekti. 1984 yılında Kaşık Düşmanı ile sinemaya geri döndü. Gerçek bir yaşanmışlıktan yola çıkarak çektiği bu film, Paris’te 7. Uluslararası Kadın Filmleri Şenliği’nde En İyi Film ve Basın Özel Ödülü ile 21. Antalya Film Festivali’nde En Başarılı Senaryo Ödülleri’ni aldı. Daha önce de Linç filmiyle 1970 yılında, Adana Altın Koza Film Yarışmasında iki dalda ödül kazanmıştı. Tabii bu kadarla sınırlı kalmadı, pek çok alanda ödül almaya devam etti. Kadın kimliğinden dolayı nice önyargı ile mücadele eden Bilge Olgaç, sinema dünyasının olduğu kadar başarılı çalışmalarıyla basının da ilgisini kazandı.

Bilge Olgac 3Bilge Olgaç, Türkiye sinemasının ilk kadın yönetmeni değildi fakat en çok film yöneten kadın yönetmeniydi. Ayrıca uluslararası bir kadın filmleri festivalinde ödül alan Türkiye’den ilk isimdi. Yeşilçam’da yönettiği ilk filmlerinden farklı olarak tanınan bir yönetmen olduktan sonra senaryosu çoğu zaman kendisine ait olan kadın öykülerini beyazperdeye aktardı. Kötü kadın tiplemelerinden rahatsızlık duymasıyla başladığı kadın mücadelesi, sadece kameranın ardıyla sınırlı kalmadı. Kadınlarla bir araya geldiği panellerde konuşmalar yaptı.

1960’lı yıllarda stüdyolarda yer alan tek kadın olan Olgaç, bir söyleşide: “Ben uzun yıllar stüdyolarda tek başıma dolaştım. Şimdi bakıyorum her odadan bir kadın çıkıyor. Kadınlar özellikle güzel sanatlarda etken olmaya başladılar” demiş, memnuniyetini dile getirmişti. Başarılı bir yönetmen olmanın yanı sıra Sokaklar Yanıyor, Tehlikeli Adam, Nikâhsızlar, Silahsız Dövüşelim, Kanunsuz Toprak, Öksüz, Dertli Gönlüm, Kanlı Şafak, Merhamet, İki Aşk Arasında, Üçünüze Bir Mezar, Yaban Ali, Kara Gün, Savulun Geliyorum, Kaderin Pençesi, Kanlı Öç, Açlık, Bacım, Kaşık Düşmanı, Gülüşan, Üç Halka 25, Elif Ana – Ayşe Kız, İpekçe, Kızın Adı Fatma, Yarın Cumartesi, Gömlek, Aşkın Kesişme Noktası, Umut Hep Vardı, Kurşun Adres Sormaz, Bir Yanımız Bahar Bahçe adlı filmlerini kaleme aldı. Çalışmaları onu, Türkiye’nin en ünlü yönetmeni yaptı, dönemin ünlü oyuncularıyla çalıştı.

Bilge Olgac 6

Başarılı yönetmen Bilge Olgaç, 3 Mart 1994 yılında, evinde çıkan bir yangın sonucu İstanbul’da yaşamını yitirdi. 5 Mart tarihinde yapılan cenaze töreninde, sanatçı arkadaşları Yeşilçam Sokağı’ndan Taksim’e yürüdü. Sinema tarihinde önemli bir yeri olan Bilge Olgaç ise ürettikleriyle halen hayatta. Anısına verilen ödüller, yaşamını anlatan belgesel onun izlerinin hiçbir zaman silinmeyeceğinin kanıtı. Fakat yine de daha çok yazılmalı, durmadan hatırlatılmalı. Kadınlar olarak önceden başardık, şimdi de başaracağız. Erkeğin bizi görmek istemediği her alanda var olacağız.

Kaynak: “En Uzun Soluklu Kadın Yönetmen Son Yolculuğunda”, Milliyet Gazetesi, 05. 03. 1994 / TSA