Ana Sayfa Blog Sayfa 181

29. Ankara Uluslararası Film Festivali Ulusal Belgesel Film Yarışması 20 Nisan’da başlıyor!

Festivalde filmleri sinema seyircisi ile birlikte izleyecek olan Ulusal Belgesel Film Yarışması seçici kurulunda, belgesel yönetmeni Kerime Senyücel, yazar Buket Uzuner, oyuncu ve yönetmen Ahmet Mümtaz Taylan, gazeteci Mirgün Cabas ve kameraman Hayri Çölaşan yer alacak.

Zeynep Gülru Keçeciler’in Afganistan’ın kuzeyinde yer alan Tor kasabasındaki maden işçisi çocukların dramını ele alan belgeseli Afgan Kömürü, 41 Senedir süren savaş ve çatışmalar sonucu babalarını kaybetmiş olan Afgan çocukların zor ve ağır şartlardaki yaşam mücadelelerini anlatıyor. Özgür Güzelgül’in Bir Yeşilçam Hikayesi: İhsan Yüce belgeseli, Yeşilçam’da 169 filmde oynayan, 59 senaryo yazan, 10 filmin yönetmenliğini yapan oyuncu, senarist, yönetmen, şair ve ressam İhsan Yüce’nin hayatını beyaz perdeye taşıyor. Çağrı İşbilir’in Bir Zamanlar Ada’da belgeseli Adalar’ın sezon dışı kaldıklarında büründükleri atmosfer, zamansızlık ve mekansızlık hissini yansıtıyor. Ercan Kesal’ın Fındıktan Sonra belgeseli Düzce’nin Çiçekpınar köyü ekseninde 1930’lardan 2000’lere kadar gelinen süreçte tarımsal emeğin nasıl değiştiğini, köyün toplumsal yapısının nasıl dönüştüğünü, geçmişin işçi babalarının artık “patron” olmuş çocuklarının kendi mevsimlik işçilerine nasıl baktıklarına dair bir film. Jale İncekol’un Müzikli Bir Hikâye belgeseli İzmirli müzik öğretmeni Aslı Tanrıkulu’nun Muş’un Varto ilçesinde bir mezrada köy çocuklarından oluşan 40 kişilik bir orkestra kurmasının öyküsünü anlatıyor. Başak Ulusaoy’un Özgür adlı belgeseli Trans bir birey olan Özgür Özinan’ın kadınlıktan erkekliğe geçiş sürecinde geçirdiği iki ameliyattan önce ve sonra neler yaşadığını gözler önüne seriyor. Armağan Pekkaya’nın Samir’in Rüyası belgeseli savaş nedeniyle ülkesinden kaçmak zorunda kalmış Danimarka’daki ailesine kavuşabilmek için Afganistan’dan yürüyerek yola çıkan ancak Türkiye’de soğuktan donmak üzereyken bulunan 8 yaşındaki Samir’in gerçek hikayesini anlatıyor. Tülin Tezel’in Sirkhane belgeseli savaştan kaçıp Türkiye’ye sığınan dört Suriyeli arkadaşın hikayelerini Mardin’de sanat-eğitim projeleri gerçekleştiren Sirkhane ile yollarının kesişmesine odaklanarak anlatıyor. Vera Ryser, Onur Gökmen ve Özgür Atlagan yönetimindeki Sütçü Diasporasından Hikayeler belgeseli bir asırdan fazla bir zaman önce İsviçreli göçmenlerle birlikte Doğu Anadolu’ya gelen tarifle, yerel koşullar ve zamanın etkisiyle kendine has bir tat ve hikâyeye kavuşmuş olan Kasr Gravyeri üzerine bir belgesel. Oğuz Makal’ın Uzak ve Yakın belgeseli ise 2017 Temmuz ayında Vietkong-ABD savaşında şiddetli çatışmaların yaşandığı bölgede, Saygon’daki Savaş Müzesinde yapılan çekimlerle zamanda yolculuğa çıkarıyor.

Ulusal Belgesel Yarışma Dışı Özel Gösterimleri

Tolga Barman’ın Külkent belgeseli 1960’lı yıllarda sanayi bölgesi ilan edilen Aliağa’da 1989 yılında ortaya çıkan termik santral yapılması planları, örgütlenen karşı eylemleri ve 2018 yılında santralin kuruluş sürecini ortaya koyuyor. Nurdan Arca’nın Muazzez Mucizesi 104 Yaşında belgeseli 1935’te Ankara’da yeni kurulan Dil Tarih Tarih Coğrafya Fakültesine 1936’da giren ilk kız öğrencilerden olan Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ’ın hayatını; Aydın Orak’ın Yaşar Kemal Efsanesi belgeseli ise efsane yazar Yaşar Kemal’in doğumundan ölümüne tüm hayatını, kendi ağzından ve hayatına yakın tanıklık etmiş dostlarının anlatımlarıyla anlatıyor. Zeynep Gülru Keçeciler’in Zavar,Çocuk ve Keklik belgeseli Afganistan’ın kuzeyinde Çardeh isimli bir dağ köyünde yaşayan 60’lı yaşlarındaki Zavar ve 9 yaşındaki yeğeni Razak’ın yaşamı üzerinden Afgan geleneklerini yansıtıyor.

Biletler yarışma filmlerinin ve festival seçkilerinin gösterimlerinin yapılacağı Büyülü Fener Sineması Kızılay ile https://www.biletinial.com/ da satışa sunuluyor. Festival programına http://www.filmfestankara.org.tr/tr/http://www.filmfestankara.org.tr/tr/ den ulaşılabilir.

Bilet fiyatları: 11.30 seansları / Kısa ve belgesel filmler (4. salon) 8 TL, öğrenci / öğretmen / 65 yaş üstü 14 TL, tam 17 TL.

Askıda Bilet: TED Askıda Bilet uygulaması festival takipçilerine ücretsiz sinema keyfi yaşatırken, dileyen herkes askıya bilet bırakabilecek.

ULUSAL BELGESEL FİLM YARIŞMASI 20 NİSAN’DA BAŞLIYOR!
Afgan Kömürü, yönetmen: Zeynep Gülru Keçeciler
ULUSAL BELGESEL FİLM YARIŞMASI 20 NİSAN’DA BAŞLIYOR!
Bir Yeşilçam Hikayesi: İhsan Yüce, yönetmen: Özgür Güzelgül
ULUSAL BELGESEL FİLM YARIŞMASI 20 NİSAN’DA BAŞLIYOR!
Bir Zamanlar Ada’da, yönetmen: Çağrı İşbilir
ULUSAL BELGESEL FİLM YARIŞMASI 20 NİSAN’DA BAŞLIYOR!
Fındıktan Sonra, yönetmen: Ercan Kesal
ULUSAL BELGESEL FİLM YARIŞMASI 20 NİSAN’DA BAŞLIYOR!
Müzikli Bir Hikâye, yönetmen: Jale İncekol
ULUSAL BELGESEL FİLM YARIŞMASI 20 NİSAN’DA BAŞLIYOR!
Özgür, yönetmen: Başak Ulusoy
ULUSAL BELGESEL FİLM YARIŞMASI 20 NİSAN’DA BAŞLIYOR!
Samir’in Rüyası, yönetmen: Armağan Pekkaya
ULUSAL BELGESEL FİLM YARIŞMASI 20 NİSAN’DA BAŞLIYOR!
Sirkhane, yönetmen: Tülin Tezel
ULUSAL BELGESEL FİLM YARIŞMASI 20 NİSAN’DA BAŞLIYOR!
Sütçü Diasporasından Hikayeler, yönetmen: Özgür Atlagan, Onur Gökmen, Vera Ryser
ULUSAL BELGESEL FİLM YARIŞMASI 20 NİSAN’DA BAŞLIYOR!
Uzak ve Yakın, yönetmen: Oğuz Makal
Yaşar Kemal Efsanesi, yönetmen:Aydın Orak

Karanlık Madde’nin Olmadığı Bir Galaksi Keşfedildi

0

Yeni duyurulan bu keşifte bahsi geçen galaksi, Samanyolu ile neredeyse aynı büyüklükte ve içinde milyonlarca yıldız barındırıyor.

Daha önce de karanlık maddeden yoksun galaksilerin var olduğu söylenmiş ancak yapılan araştırmalar sonucunda her galakside oranı değişmekle birlikte karanlık madde olduğu açıklanmıştı. Karanlık madde, hiçbir bilimsel deney ile görünür kılınamayan bir madde türü ancak diğer maddeler üzerindeki kütle çekimsel etkisi sayesinde tespit edilebiliyor.

Yeni keşfedilen ve ‘NGC1052-DF2’ olarak anılan galakside ise henüz karanlık madde izine rastlanmadı. Ekibin başında bulunan Pieter van Dokkum, bulunan yeni galaksilerin çok çeşitli özelliklere sahip olduğunu, kimileri bolca karanlık madde barındırırken kimisinde ise bu örnekte olduğu gibi karanlık madde izine rastlanmadığını açıkladı.

Eğer bir şey, çok yoğun bir çekim gücüne sahipse, etrafındaki cisimlerin etrafında belirli bir hız ile dönmesini sağlar. Ancak kimi galaksilerin etrafında, gözlemlenebilen güçten daha fazla hızla dönen cisimler gözlemleniyor. Bilim insanları ise bunun sebebinin görünemeyen ancak bir çekim kuvveti uygulayan karanlık madde sebebi ile olduğunu söylüyor.

Yeni keşfedilen NGC1052-DF2 galaksisinin etrafında ise dönen hiçbir şey yok. Bu da galakside karanlık madde olmadığının işareti kabul ediliyor. Galaksiyi keşfeden aynı ekip, Dragonfly 44 isimli bir galaksi daha keşfetmişlerdi, görünüm olarak neredeyse NGC1052-DF2 ile aynı olan Dragonfly 44’ün ise %99u karanlık maddelerden meydana geliyor. Bu iki yeni galaksinin arasındaki bu zıtlık ve karanlık maddenin ölçümlerine dair verdikleri elle tutulur oranlar sayesinde karanlık maddenin varlığı ve galaksilerin nasıl oluşmaya başladığına dair önemli verilerin ortaya çıkacağı düşünülüyor.

Ancak araştırma ekibinin başındaki Pieter van Dokkum, araştırmalarına devam edeceklerini, amaçlarının ise karanlık madde içermeyen başka galaksiler olup olmadığını keşfetmek olduğunu söylüyor. Çünkü galaksilerin oluşumuna dair daha detaylı bilgiler edinmek için öncelikle örnekleri çoğaltmak gerekiyor. Hawaii’deki Gemini Gözlemevi’nde devam eden çalışmalarda Hubble teleskopunun yanında, Dragonfly Telephoto Array isimli özel bir teleskop da kullanılıyor ve bu yeni galaksi bu teleskop ile keşfedildi.

Kaynak | gizmodo.com | Alıntıwebtekno.com |

C. M. Kösemen – Respite / Fasıla – İklim Sanat Projesi

İklim Sanat Projesi, genç sürrealist ressam ve araştırmacı C. M. Kösemen’in yeni sergisi RESPITE / Fasıla’yı sunar.

Ankara doğumlu Kösemen, doğduğu evden birkaç sokak ötede, İklim Sanat Projesi’nin yeni mekanında hazırladığı bu sergi ile geçmişe dönerek günümüzün tahmin edilmesi zor yaşam düzenine bir “fasıla” veriyor.

Diğer sergilerine kıyasla deneysel bir yaklaşım içeren RESPITE / Fasıla, sanatçının büyük boy tuval çalışmalarının yanı sıra, ufak boyutlu fotoğraf ve dijital baskı çalışmalarını da Ankaralı sanat meraklılarının huzuruna çıkarıyor.

Tarih: 26 Nisan – 23 Mayıs 2018

Sanatçı hakkında:

C. M. Kösemen 1984 Ankara doğumludur. 2002-2003 yıllarında Cornell Üniversitesi, New York, ABD’de eğitim hayatına başlamış, zooloji ve sinema dersleri almıştır. Ardından 2007 yıllında Sabancı Üniversitesi’nde Güzel Sanatlar ve Görsel İletişim Tasarımı Bölümü’nü (VACD) bitirmiştir. 2007-2008 yılları arasında da Goldsmiths College, İngiltere’de Medya Araştırmaları Bölümü’nde “Bilim Okur Yazalığı ve Internet” konulu tezi ile yüksek lisansını tamamlamıştır.

“Osman Hasan and the Tombstone Photographs of the Dönmes”, “All Yesterdays – Speculative Views of Dinosaurs and Other Prehistoric Animals” gibi kitapların yazarı olan Kösemen, reklam ajansları ve müzelere editörlük desteği vermekte, ayrıca kendi kitap ve resim projelerini devam ettirmektedir.

www.cmkosemen.com
instagram.com/cmkosemen
[email protected]

Sergi ziyaret ve açılış bilgileri

26 Nisan – 23 Mayıs 2018
Açılış kokteyli: 26 Nisan Perşembe,
Saat: 19.00-21.00
www.iklimsanatprojesi.com

29. Ankara Uluslararası Film Festivali Açılış Töreni 19 Nisan Perşembe!

0

Türkiye’nin en köklü festivallerinden olan Ankara Uluslararası Film Festivali, MEB Şura Salonunda yapılacak görkemli açılış töreniyle Kültür ve Turizm Bakanlığının katkılarıyla 19 Nisan’da başlıyor. 2018 yılı Onur Ödülleri’nin sahiplerini bulacağı ve Türkiye sinemasının tanınmış simalarının katılımıyla gerçekleşecek olan törenin sunuculuğunu Ünsal Ünlü ve Özge Uzun üstlenecek.

Aziz Nesin Emek Ödülünü sinemamızda hem başrollerde hem de yan rollerde ortaya koyduğu oyun gücüyle sanat yaşamına pek çok film ve ödül sığdıran Menderes Samancılar’a rol arkadaşı oyuncu Tuba Ünsal, Sanat Çınarı Ödülünü çok yönlü ve üretken sanatçı Rüştü Asyalı’ya oyuncu Bennu Yıldırımlar, Kitle İletişim Ödülünü Türkiye’de akademik alanda bilimsel ve hakemli ilk sinema dergisi olan sinecine Sinema Araştırmaları Dergisi’ne yapımcı Elif Dağdeviren takdim edecek.

Tören Lüksemburg’da CCRN Kültür Merkezi, Paris’de Chez Papa Jazz Club, Sırbistan’da Nisville Jazz Festival’de konserler gerçekleştiren Emin Fındıkoğlu Quartet konseri ile devam edecek. Piyanoda caz üstadı Emin Fındıkoğlu, vokalde Meltem Ünel, kontrbasta Esra Kayıkçı ve davulda Monika Bulanda’nın yer aldığı dörtlü gerek caz gerekse cazın türevi olan müziklerden özenle oluşturulmuş renkli bir repertuarı seslendiriyor.

Dünya ve Türkiye sinemasının dikkat çekici filmlerinin bir araya geldiği zengin bir programla sinemaseverlerle buluşacak olan Ankara Uluslararası Film Festivali, 29 Nisan tarihine kadar film gösterimleri, yarışmalar, atölyeler ve özel etkinliklerle devam edecek.

Biletler yarışma filmlerinin ve festival seçkilerinin gösterimlerinin yapılacağı Büyülü Fener Sineması Kızılay ile https://www.biletinial.com/ da satışa sunuluyor. Festival programına http://www.filmfestankara.org.tr/tr/ den ulaşılabilir.

Biletler fiyatları: 11.30 seansları / Kısa ve belgesel filmler (4. salon) 8 TL, öğrenci / öğretmen / 65 yaş üstü 14 TL, tam 17 TL.
Askıda Bilet: TED Askıda Bilet uygulaması festival takipçilerine ücretsiz sinema keyfi yaşatırken, dileyen herkes askıya bilet bırakabilecek.

 

 

 

Bu sene 7’ncisi gerçekleşen Pembe Hayat KuirFest 21-22 Nisan tarihlerinde Denizli’ye geliyor!

0

1. senesinden bu yana her sene festivalin unutulmaz filmlerini pek çok şehre taşıyan KuirFest’in bu seneki yeni durağı Denizli. İki gün boyunca sürecek festivalde, başrolünde eşcinsel bir karakterin yer alması bakımından Finlandiya sinemasında ilklere imza atan, Leevi’nin babasının göl evini onarıma gittikten sonra gelişen olayları anlatan Sazlıkta Bir An; gelenek, aşk, kimlik gibi temaları izleyicide tartışmaya açan Kayısı Bahçeleri ve Keyifler Gıcır Kısa Seçkisi izleyicilerle buluşmaya hazırlanıyor.

Film gösterimlerinin yanı sıra, Bağbaşı Yaylası’nda gerçekleştirilecek Queer Piknik ve Baran Ergenç ile Beden Atölyesi, festivale eşlik eden etkinliklerden.

Program detayları için:
http://www.pembehayatkuirfest.org
www.facebook.com/PembeHayatKuirFest

*Tüm gösterimler İngilizce ve Farsça altyazılıdır.
* Queer Piknik ve Beden Atölyesi için 10.00’da ASAM binası önünden, 10.15’te Forum Çamlık AVM önünden servis kalkacaktır.
* Beden Atölyesi’ne katılacaklar yanlarında rahat kıyafetler ve mat ya da yer örtüsü getirmeleri gerekmektedir.

Kino 2018: Alman Filmleri seçkisi Ankara’da

0

Kino 2018: Alman Filmleri Türkiye’de programı, 29. Ankara Uluslararası Film Festivali kapsamında, 19-29 Nisan tarihleri arasında Ankaralı sinemaseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Kino 2018 gösterimleri 20 Nisan akşamı 19.00 seansında Büyülü Fener Sineması’nda gösterilecek “Quiberon’da 3 Gün” filmiyle başlayacak.

Goethe-Institut ve German Films‘in beraber düzenledikleri Kino 2018: Alman Filmleri Türkiye‘de başlıklı film gösterimleri, Büyülü Fener Sineması’nda 19-29 Nisan tarihleri arasında Ankaralı sinemaseverlerle buluşacak. Nisan ayında 37. İstanbul Film Festivali çerçevesinde başlayan, ardından 27. Ankara Uluslararası Film Festivali’ndeki gösterimlerle devam edecek olan Kino 2018, dikkat çekici filmlerle ve festival konuklarıyla Ankara’da olacak.

Senenin en iyi Alman filmleri Ankara’da: “Quiberon’da 3 Gün”, “Transit”, “Çirkin Kral’ın Efsanesi” ve daha birçok film…

20 Nisan akşamı Ankara programının açılışını yapacak olan Emily Atef’in yeni filmi “Quiberon’da 3 Gün”, 1981 yılında Stern dergisinde yayımlanan efsane bir röportajın oluşum sürecini konu alıyor. Bu yıl Berlinale’nin yarışmalı bölümünde gösterilen film ünlü oyuncu Romy Schneider’in kariyerinin son döneminden üç güne odaklanıyor. 

“Quiberon’da 3 Gün” filmi dışında Kino 2018 seçkisinde farklı bir sinema efsanesini merkeze alan bir diğer film ise Hüseyin Tabak’ın yönettiği “Çirkin Kral’ın Efsanesi” isimli belgeseli. İlk gösterimi geçen yıl Toronto Uluslararası Film Festivali’nde gerçekleşen belgesel Yılmaz Güney’in sinemasını ve sanatçının sonraki kuşaklar üzerindeki etkisini ele alıyor. Yönetmen Hüseyin Tabak 22 Nisan saat 14.00’da yapılacak filmin gösterimine katılacak ve film sonrası sinemaseverlerin sorularını yanıtlayacak.

Türkiye’de ilk kez Kino 2018 programında gösterilecek olan, Thomas Stuber’in yeni filmi “Perakende Aşk” seçkide dikkat çeken bir diğer yapım. Sıradan insanların gündelik hayatında geçen ama kendine özgü sürprizlerle seyircileri şaşırtan ve mizah duygusuyla kendine bağlayan film Franz Rogowski ve Sandra Hüller’in dikkat çekici oyunculuk performanslarıyla çok konuşuluyor.

Son yıllarda tüm dünyayı yakından ilgilendiren konuların başında gelen mülteci sorunu, Kino 2018 seçkisinde de öne çıkıyor. Christian Petzold yeni filmi “Transit”te Anna Seghers’in 1944 tarihli romanını sinemaya uyarlarken, günümüzün sorunlarına tarih üzerinden özgün bir bakış sunuyor. Wolfgang Fischer’in büyük bölümü açık denizde geçen filmi “Styx” ise Batı’yı ve hayatı tehlikedeki mültecileri tüm dış etkenlerden soyutlayarak karşılaştırıyor.

Nils Mohl’un aynı adlı romanından sinemaya uyarlanan, İlker Çatak’ın ilk uzun metrajlı filmi “Bir Zamanlar Kızılderili Ülkesinde” Kino 2018 seçkisinde gösterilecek diğer filmler arasında yer alıyor. Almanya’da vizyona girdiğinde olumlu eleştiriler alan, bazı sinema yazarlarının Quentin Tarantino’nun filmlerine ve Trainspotting‘e benzettiği “Bir Zamanlar Kızılderili Ülkesinde” 17 yaşındaki Mauser’in Hamburg’un banliyölerindeki aşk, heyecan ve müzik dolu maceralarını konu alıyor.

Kino 2018 programında seyirci ile buluşacak, Valeska Grisebach’ın ilk gösterimi geçen yıl Cannes’da gerçekleşen filmi “Western”, yabancı işçi kavramıyla ilgili bildiğimiz kalıpları ters yüz ediyor ve yabancı pozisyonuna Almanları koyuyor. Pek çok uluslararası festivalde gösterilen ve ödüller kazanan film geçtiğimiz yılın en çok ses getiren Alman filmlerinden birisiydi.

Kino 2018 programında son dönem Alman sinemasının başarılı ve iddialı filmlerinden oluşan bir seçki yer alıyor. İlk gösterimi geçen yıl Toronto Uluslararası Film Festivali’nde gerçekleşen Robert Schwentke’nin savaş filmi “Yüzbaşı” ve Kanadalı müzisyen Jason Charles Beck ya da daha bilinen sahne adıyla Chilly Gonzales’in hayatının ve müziğinin anlatıldığı “Çeneni Kapa ve Piyano Çal” belgeseli seçkide yer alan filmler arasında bulunuyor.

Kino 2018 Ankara gösterimleri, 29. Ankara Uluslararası Film Festivali kapsamında, Büyülü Fener Sineması’nda gerçekleşecek. Bütün filmler orijinal dilinde Türkçe altyazılı gösterilecek.

Gösterimlerle ilgili güncel bilgiler için şu adresleri ziyaret edebilirsiniz:

www.kinotr.org

facebook.com/KinotrAlmanFilmleriTurkiyede

www.twitter.com/kino2018tr

www.instagram.com/kino2018tr

Çizim meraklılarının yeni ve ücretsiz alternatifi: “Krita”

0
Dijital çizim ve illüstrasyon tasarımları için kullanılan onlarca program var ancak birçoğu ücretli ve eğer çizim ve tasarım işinden para kazanmıyorsanız, ücretli programlar kullanmak çok da mantıklı değil. Krita ise bu durumlar için oldukça başarılı bir alternatif.

Dijital çizimler ve tasarımlar, resim ve fotoğraf sanatı dijitalleşmeye başladığından beri oldukça yaygın. Tasarımcılar ve illüstratörler birçok farklı program kullanıyor. Ücretli ve ücretsiz onlarca program var ancak hem kullanışlı hem ücretsiz programlar bulmak biraz zor olabiliyor. Krita, tam olarak bu ihtiyacı gideren oldukça başarılı bir grafik tasarım ve çizim programı. Krita yalnızca çizim ve grafik tasarım konusunda değil, fotoğraf düzenleme ve animasyon konusunda da oldukça başarılı ve yeterli bulunuyor.

Krita’nın çizim özellikleri

Krita, çizim ekranında sunduğu araçlar, renk çeşitliliği ve rahat kullanımı ile dijital çizim konusunda büyük kolaylık sunuyor. Özellikle resim yapan ve dijital ortamda da aynı hissi ve aynı teknik özellikleri yakalamak isteyenler için tasarlanan Krita, kullanıcılara kendi araçlarını ve yöntemlerini oluşturabilecekleri bir ekran sunar. Sağladığı renk geçiş seçenekleri ve derinlik yaratma özellikleri de Krita’yı bu konuda oldukça kullanışlı kılıyor.

Grafik tasarımı

Eğer afiş, kapak tasarımı ya da logo gibi çalışmalar yapıyorsanız, Krita bunlar için de oldukça uygun. Programın grafik tasarım araçları ve özellikleri, çizim konusunda olduğu kadar gelişmiş olmasa da, özellikle başlangıç seviyesindeki tasarımcılar için yeterli. Sürüm güncellemeleri ile sürekli olarak geliştirilen uygulama, gelecekte grafik tasarım konusunda da gelişeceğe benziyor.

Fotoğraf düzenleme

Krita aslında bir fotoğraf düzenleme uygulaması değil ancak menüde temel anlamda kullanabilecek birçok seçenek var. Renk düzenleme, kırpma, filtre ekleme ve ölçü düzenleme gibi basit fotoğrafçılık işlemlerini Krita üzerinden yapmak mümkün.

Video ve animasyon düzenleme

Kritanın arayüzünde, video ve animasyon düzenlemeleri yapabileceğiniz bir menü de mevcut. GIF hazırlamak ya da animasyon tasarımları yapmak için kullanabileceğiniz bazı basit özelliklerin yer aldığı bu menü, temel düzeyde çalışmalar için oldukça kullanışlı.

Krita gibi ücretsiz ve başarılı programlar mevcut. Hatta daha başarılı olan GIMP gibi programlar da var ancak Krita’nın kullanımı benzer uygulamalara göre daha kolay ve arayüzü çok daha kullanışlı bulunuyor. Özellikle başlangıç seviyesindeki kullanıcıların kendilerini geliştirmeleri için başarılı bir program olan Krita’nın masaüstü versiyonlarına buradan ulaşabilirsiniz.

Alıntı: webtekno.com

Zülal Kalkandelen imzalı “Vegan Devrimi ve Hayvan Özgürlüğü” Kül Neşriyat etiketiyle bu ay yayınlanıyor!

0
Gün gelecek, insanlar için adaleti savunanlar, hayvanlar için de adalet isteyecek. Gün gelecek, her duyarlı canlının yaşam hakkı olduğunu herkes kabul edecek. İşte o gün dünya daha yaşanılabilir bir gezegen olacak!” – Zülâl Kalkandelen

Gazeteci, yazar, hayvan özgürlüğü aktivisti Zülâl Kalkandelen’in yeni kitabı Vegan Devrimi ve Hayvan Özgürlüğü, Kült Neşriyat etiketiyle yayınlanıyor.

Kalkandelen, Türkçe’de alanında hazırlanmış en kapsamlı telif çalışma olma niteliğini taşıyan kitapta, konuya ilişkin kabul görmüş dar kanâatler üzerine metinlerarası bir eleştiri kuruyor. Feminizm, çevrecilik ve Marksizm’in hayvan hakları açısından eleştirilerine yer verilen kitap, tüm duyarlı canlılar için yaşam hakkını ve hayvan özgürlüğünü savunan veganizmin insanlığın evrimindeki önemine vurgu yapıyor. Yaşadığımız gezegende insan, hayvan ve yeryüzünün özgürlüğünün ancak bir arada gerçekleşebileceğinin altını çizen yazar, veganizmin gelişimini tarihsel süreçte ele alarak açıklıyor.

Vegan Devrimi ve Hayvan Özgürlüğü adlı kitapta, uluslararası alanda tanınmış veganlar ve hayvan özgürlüğü aktivistleriyle röportajlara da yer veriliyor. Müzisyen Moby ile veganlık ve yaşam hakkı; müzisyen ve yazar John Robb ile veganlık ve punk ilişkisi; Kuzey Amerika Hayvan Özgürlüğü cephesinin kurucularından Dr. Jerry Vlasak ile ALF’yi ve doğrudan aksiyon; avangart noise müzisyeni Keiji Haino ile veganlıkla ilişkilendirdiği Japon “Ma” konsepti, ABD’nin ilk vegan başkan adayı Clifton Roberts ile hayvan hakları mücadelesinin siyasetteki yeri hakkında yapılan röportajlar, farklı bakış açılarını yansıtan bir çeşitlilik içeriyor.

Kitabın başlığını taşıyan söyleşi, Türkiye’nin ilk vegan festivali olma özelliği taşıyan ve bu yıl 2’ncisi düzenlenecek Didim Vegfest’te 22 Nisan Pazar 16:30’da, ilk imza günü ise yine festival kapsamında; aynı gün 18:00’da yapılacak.

Kanser tedavisinde, kalıtımsal özelliklerin bilinmesi tedaviyi kolaylaştırıyor

0

Kanser tedavisi bildiğiniz üzere sancılı süreçleri de devamında getiriyor. Ancak konu hakkında çalışmalarda bulunan araştırmacılar, kanser hastalarının genetiklerinin bilinmesi halinde tedavinin daha kolaylaşacağını belirttiler.

Kanser, çağımızın en zor hastalıklarından biri olarak kabul ediliyor ve tedavisi uzun süreçler gerektiriyor. Ancak konu üzerinde yapılan sürekli çalışmalar, genetik testinin kanser tedavisini kolaylaştıracağı ortaya koydu. Kişinin genetiği hakkında daha fazla bilgi edinilmesi sonucu, kanserin miras alınan genler sebebiyle ortaya çıktığı belirtildi.

Bu bağlamda ileri evre prostat kanseri gibi bir durumla karşılaşan hastaların yaklaşık %10’unda kanserle ilişkili olan ve hastalığın tedavisinde yararlı olabilecek bir mutasyon bulundu. Yani, miras alınan DNA’nın test edilmesi daha yaygın bir hale gelebilirdi. Aslına bakarsanız bu farklı bir durumu da doğurabilir. Örneğin kanser tedavisi gören bir hastanın genetiği için ailesi incelenirse ve aile bireylerinde bu genlere rastlanırsa, kişi koruyucu cerrahi prosedürleri gibi şeyleri düşünmek zorunda kalabilirdi. Bu noktada genellikle genetik danışmanlık için aileye başvurulmalıdır.

Hal böyle olunca aileniz ne kadar kalabalık ise riskin ve değişen genlerin de bulunması o derece kolaylaşır. Örneğin 14 kişilik bir aileniz var ise risk istatistiksel olarak anlaşılabilir. Kansere hangi mutasyonların sebep olduğunu bilmek, ailenizin de bu hastalığa yakalanma riskini azaltma açısından önemli bir parça olacaktır. Peki siz konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Sizce de bu yöntem kanser riskine ve tedavisine çare olabilir mi?

Alıntı | webtekno.com |

Mars’ta çoğalmanın yolları aranıyor: Uzaya gönderilen spermler döllenecek mi?

0

Uzun bir süredir Mars’ta yaşam olup olmadığını araştıran bilim insanları yeni bir adım atmaya hazırlanıyor. Bu bağlamda uzaya sperm gönderecek olan ekip, uzayda çoğalmanın imkân ve koşullarını araştıracak.

ABD Ulusal Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA), uzayda döllenmenin mümkünlüğünü ve koşullarını araştırmak için uzaya ilk kez dondurulmuş boğa spermi örnekleri göndereceğini açıkladı. Nisan ayında başlayan ve Silikon Vadisi’nde bulunan NASA Ames Araştırma Merkezi tarafından yönetilen proje ise Micro-11 ismini taşıyor.

Yerçekimsiz ortamın sperm üzerindeki etkilerinin anlaşılması için yapılan proje kapsamında, insan benzeri olan boğa sperm örnekleri kullanılacak. Konu ile açıklama yapan Nasa, “Uzun süreli uzay yolculuğunun insanın üreme sağlığını nasıl etkilediğini henüz bilmiyoruz ve bu araştırma, üremenin düşük yerçekimi koşullarındaki potansiyel yaşama yeteneğini anlama noktasında ilk adım olacak” ifadelerinde bulundu.

Tahmin edersiniz ki, gönderilen sperm türleri sürekli olarak takip edilecek. Araştırmacılar bu bağlamda, spermin uzaydaki hareketlerini incelemek için bir de video kaydı kullanacak. Deneyin ardından dünyaya geri dönecek olan sperm örneği, yeryüzünde bulunan sperm örnekleri ile karşılaştırılarak aradaki farklılıklar belirlenecek.

Bilim dünyasının böyle bir deneye imza atmasındaki en büyük neden uzayda kolonileşme süreç ve aşamalarının bilinmek istenmesidir. Bu noktada daha önce boğa ve deniz kestanesi spermi ille yapılan deneyler, spermin mikro yerçekiminde aktive edilebildiğini ancak bundan sonraki basamakların ya daha yavaş gerçekleştiğini ya da hiç gerçekleşmediğini ortaya koymuştu. Peki sizce bu sefer sonuç nasıl olacak?

Alıntı | webtekno.com | Kapak Görseli