Yeni vizyona giren Bohemian Rhapsody, Queen grubuna, müziklerine, klişelere meydan okuyan ve kuralları yıkarak dünyanın en sevilen sanatçılarından biri haline gelen Freddy Mercury’e saygı duruşu niteliği taşıyor.

Queen’ın böyle aşamalardan geçip sahne aldığını kendi adıma bilmezdim ve en ilginç yanlarından biri de Freddy’nin ailesinin dini yaşam tarzları içinden çıkıp kendini böyle ifade edebilmesi ilham verici. Filmde Freddy’nin cinsel terciğine ve fetiş kavramlara yer verilse de abimiz biseksüel olduğu için iki tarafın nimetlerinden de faydalanıyor. Hayatının sonlarına doğru birlikte olduğu patnerini Jim Hutton da filmin ortalarında görmeye başlıyoruz.

Sanatçı yalnızlığını ve boşluğunu filmde bulmak mümkün. Alkol ve ihtişamın hemen yanında gelen anlamsızlık, aile fikriyle yeniden birleştirilmiş durumda. Freddy grubunu ve ilk aşkını ailesi olarak görüyor ve tekrardan oraya dönmek için biraz dibe vurmasını bekliyoruz. Arzuların geçici dünyası içinde fetiş yaşam tarzı da sanırım bu yüzden vurgulanmış. Eğer hayatı/zamanı sana verilenleri belli bir amaç dışında yaşıyorsan bir şekilde sıkıntılar baş gösteriyor. Kişi bedeninin/egosunun ihtiyaçları peşinde koşarken gerçek ihtiyacın bambaşka olabilir. Mutluluk ve mutsuzluk sarkacının etkisinden çıkmak için gerekli olan hareketi ve dönüşümü filmde görmek mümkün.

Film, kült haline gelmiş şarkıları ve zamanındaki yapımcıların, olmaz diyerek karşı çıktığı ve Freddy’nin sesiyle grubun aniden yükselişine, Mercury’nin yaşam tarzının kontrolden çıkması ile çıkan iç çatışmaya ve yaşamını tehdit eden hastalığına rağmen Mercury’nin rock müzik tarihinin en büyük performanslarından birinde gruba liderlik ettiği Live Aid konserinin arifesinde muzaffer birleşme sürecine yayılıyor.

Bu süreçte de, her zaman bir aile gibi olan ve günümüzde dışlanmışlara, hayalperestlere ve müzikseverlere ilham vermeye devam eden bir grubun mirasını süslüyor. Hala vizyondayken kaçırmayın derim.

| imdb.com | daha detaylı bilgi için beyazperde.com |