2000 yılının başında, Madonna, “Kızlar kot pantolonlar giyiyor ve saçlarını kısa kestiriyorlar, t-shirtler ve botlar giyiyorlar, çünkü erkek olmakta bir sorun yok. Ama bir erkek için kız gibi görünmek aşağılanmaktır. Çünkü kız olmanın küçültücü olduğunu düşünüyorsun.’’ dediği ”What It Feels Like For A Girl” şarkısında, geçmişten gelip hala peşimizi bırakmayan, toplumun kadınlık ve erkeklik kalıplarına, çok eski zamanlardan göz kırpmış. Çünkü bizler şu an bir kadının erkek gibi giyinmesine maskülenlik derken, bir erkeğin kadın gibi giyinmesine şaşırtıcı ve cinsiyetçi bir şekilde, küçük düşürücü gözlerle bakıyoruz. Cinsiyet eşitliğini bırakın, bütün cinsel kimliklerin eşitliği diye haykırdığımız bir dönemde, artık cinsiyetsizliğin özgürlüğünü keşfetmemizin vakti gelmedi mi?

Peki ya moda? Yıl 2018, modaevleri ve tasarımcılar artık bir marka olmanın dışında, koleksiyonlarıyla adeta bir dışa yakarış derdinde. Artık cinsiyetsiz giyim var. Kadın ve erkek tasarım figürlerinin birbirine karıştığı bu dönemde, cinsiyet akışkanlığı denen, bireyin kendini bir cinsiyete ait hissetmeme durumuna verilen isim, en çok da modayı ele geçirmiş durumda. Cinsiyet akışkanlığı dediğimiz bu kavram, bireyin cinsel yöneliminden çok, cinsel kimliğiyle alakalı. Bunun model seçimlerine de yansıması, daha erkeksi ve basmakalıp mükemmellik figürlerinden uzak kadınlar, daha feminen hatlı erkeklerle, bu akımı sürdürüyor. Moda artık cinsiyet kalıbından çıkmaya çalışıyor. Toplumun bize dayattığı cinsiyet normlarından çıkıp, devrimsel bir şekilde ezberleri yok eden bu akım, daha birçok şeye ilham verecek. Aynı zamanda, kendini cinsiyet olarak akışkan tanımlayan ünlüler, içinde bulundukları kampanyalar ve modaevleri bu akıma daha da açıklık getiriyor.

1-Harry Styles-Gucci

Gucci’nin zamansız tasarımcısı Alessandro Michele, tabuları yıkarak yeni bir devrim yarattı. Koleksiyonun en büyük ikonu da tartışmasız ünlü şarkıcı Harry Styles. Kendisi, cinsiyet sorunlarında bir o kadar hassas olmasıyla birlikte, bunu kendi tarzına da yansıtıyor. Gerek günlük stilindeki dar pantolonları, payetli, çiçekli gömlekleri ve yeri geldiğinde omuzlarına kadar uzattığı saçları, ojeleri ve makyajıyla, aynı zamanda, sahnede asla vazgeçemediği floral takımlarıyla, feminen ve eklektik bir cinsiyetsiz moda akımının en büyük sembolü haline geldi.

2-Lily-Rose Depp

Bugünlerde Chanel’in podyumlarında sık sık gördüğümüz, dönemin ‘’it girl’’lerinden olan, Johnny Depp ve Vanessa Paradis’in 19 yaşındaki kızı Lily Rose Depp kalıplaşmış cinsiyet kalıplarına karşı çıkan, Self Evident Truths projesine katkı vermişti, kendisi her zaman, cinsiyetinin akışkan olduğunu ve modada kalıplara uymadığını dile getiriyor.

3-Acne Studios

Frasse Johansson, Acne Studios’un kreatif direktörü Jonny Johansson’ın 15 yaşındaki oğlu. Geçtiğimiz yıllarda Sonbahar/Kış 2015 kampanyasının başrolü Frasse, kadın koleksiyonunu tanıtmıştı ve böylelikle Acne Studios’da cinsiyetsiz moda akımının öncüsü olmuştu.

4-Miley Cyrus

‘’Bütün hayatım cinsiyetimi anlayamamakla geçti. Her zaman ‘’biseksüel’’ kelimesinden nefret ettim, çünkü bu bile beni bir kutunun içine koyuyor. Kendimi bir erkek veya kadın olarak tanımlamıyorum, partnerimin de kendisini erkek veya kadın olarak tanımlamasına ihtiyacım yok” diyerek, kendini cinsiyet akışkanlığıyla ifade eden Miley Cyrus, aynı zaman da LGBTİ topluluğunun cesaret hikayelerini anlatan proje, #instapride‘ın yaratıcısı.

5-Ruby Rose

Orange Is the New Black dizisi oyuncularından Ruby Rose’da kendini cinsiyet olarak akışkan tanımlayanlardan. Yeri geldiğinde fazlasıyla maskülen, bazen de feminen moda tavrıyla fazlasıyla yenilikçi.

6-David Bowie

Moda dünyasının hala en büyük ilham kaynaklarından biri olan David Bowie, cinsiyetsiz modanın ilk öncülerindendi, çünkü o, hiçbir zaman kendine cinsiyet kalıplarına dayalı bir stil yaratmadı.

7-Lady Diana & Audrey Hepburn

Ne kadar cinsel yönelimlerinin akışkan olduğunu ifade etmeseler de, zamansız ve cinsiyetsiz stilleriyle günümüzde de iz bırakan Lady Diana ve Audrey Hepburn, takım elbiseleri içinde çok önceden bu akıma etki yaratmışlar.

Bu kadar farklılığın olduğu bir evrende, cinsiyet gibi derin bir kavramı, tek bir kalıba sokup buna göre yaşamak bizi de bir fanusun içine sokuyor. Cinsiyetsiz oyuncaklar, tuvaletler gibi yeniliklerle, bu kavramları sorguladığımız bir dönemde, modada bize mesaj veriyor. Üstelik çağımızda, moda artık toplumun bakış açısını geliştiren bir araç ve bu dönemde tasarımcıların bize dediği şey “Ne isen onun gibi görün!” Caitlyn Jenner’ın da dediği gibi “Biz, hepimiz birbirimizden farklıyız ve bu kötü değil. Bu iyi bir şey.”  Şimdi cinsiyet akışkanlığını keşfedip, nasıl hissedersen öyle olduğun gibi, nasıl istersen de öyle görünmenin vakti gelmedi mi?

Fotoğraflar: 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7

başlık görseli