Kadınların büyük emeğinin tanınmasının ve kutlanmasının zamanı.

Dünyanın herhangi bir yerinde insan hakları uğruna savaşmak için hayatını riske atan bir kadın var.

Haksızlığa karşı koyabilir, cinsel sağlık ve haklarını talep edebilir, çevre için savaşabilir, eğitim hakkını güvenceye alabilir, aile içi şiddetle veya cinsiyet eşitliği için mücadele edebilir.

Bu kadın insan hakları savunucuları üstesinden geldikleri olaylar kadar çeşitliler ancak bir ortak nokta onları birleştiriyor: Güçsüzleri korumak ve toplumu düzeltmek için kendilerini tehlikeye atıyorlar.

Uluslararası Af Örgütü, tüm dünyada aktivistlerin yüzleştiği şok edici tehditleri açıkça ortaya koyan yeni bir rapor yayınladı. Geçtiğimiz 20 yılda mücadeleci emekleri sonucu öldürülen ya da zorla kaybolan kadınların durumlarına ışık tutuyor.

Bu devam edemez. Kadınların büyük emeğinin tanınmasının ve kutlanmasının zamanı – kritik bir şekilde bu insanların güvenli çalışma ortamlarının ve saldırılardan korunmanın keyfini çıkarmalarının zamanı.

Kadın insan hakları savunucuları, ister kişisel ister organizasyonlara ya da akımlara bağlı olsun, insan haklarını korumak için mücadelenin ön cephesindeler. Birlikte bu cesur aktivistler değişim için bir makineler – bariz bir biçimde, onlar olmadan kadınların insan hakları gelişimi gerçekleşemez.

Birleşmiş Milletler tarihi bir karar olan Kadın İnsan Hakları Savunucularını Koruma Kararı’nı 2013’te kabul etti. Uluslararası topluluk kendini onları desteklemeye ve onların toplumdaki vazgeçilmez rollerini tanımaya adadı. Ama başarıları için alkışlanmak ve tanınmak yerine insan hakları savunucuları gittikçe tehdit edildi, saldırıya uğradı. “Suçlu”, “terörist” ya da “geleneksel değerlere bir tehdit” olarak tasvir edildi. En kötü durumlarda hapsedildiler ve öldürüldüler.

Kadın insan hakları savunucuları, haksızlıklara meydan okudukları ve toplumlarındaki geleneksel toplumsal cinsiyet rolleriyle klişeleri yıktıkları için saldırıya uğradı. Honduras’daki bir yerli ve çevre hakları savunucusu olan Berta Cáceres, örneğin, geçen yıl mart ayında bir hidroelektrik projesine karşı çıktığı için tehdit edilerek öldürüldü. Kızı Bertha Zuñiga bu yıl temmuz ayında, Honduras’ın Popüler ve Yerli Organizasyonları Sivil Konseyi lideri olarak atandıktan haftalar sonra, silahlı bir saldırıdan kurtuldu. Daha önce annesi aynı organizasyona liderlik etmişti. Adalet hâlâ yerini bulmadı.

Ancak kadın insan hakları savunucuları sadece kendileri oldukları için de saldırıya uğruyorlar veya öldürülüyorlar. Aura Lolita Chavez, Guatemala’daki yerli bir insan hakları savunucusu, haziran ayında silahlı erkekler tarafından ölüm ve cinsel saldırıyla tehdit edildi.

Şöyle söyledi:

“Beni tehdit ettiklerinde, beni öldüreceklerini söylüyorlar ama öldürmeden önce bana tecavüz edecekler. Bunları erkek meslektaşlarıma söylemiyorlar. Bu tehditler sadece yerli kadınlara özel.”

Bazı kadın insan hakları savunucuları yaşadıkları yer yüzünden tehdit altında – yaygın suçlular tarafından sarılmış silahlı bir çatışmaya yakalanabilirler veya kendi hükümetleri tarafından maruz bırakıldıkları şiddetli kısıtlamalar altında çalışıyor olabilirler. Suriye’de, örneğin, kadın insan hakları aktivistleri çatışma başladığından beri yaygın olarak tacize maruz kalıyor. Aralık 2013’te ünlü Suriyeli avukat Razan Zaitouneh ve üç farklı aktivist silahlı bir grup adam tarafından, kendi ofislerinden kaçırıldı. O zamandan beri görülmediler.

Bunlar sadece birkaç örnek. Üzücü bir şekilde, çok çok daha fazlası var. Cinayetler, mecburi ortadan kaybolmalar ve tacizin diğer tüm çeşitleri diğer kadın insan hakları savunucularında, arkadaşlarında, ailelerinde ve genel olarak toplumda bir dalgalanma etkisi yaratıyor.

Ve tamamen moral bozucu olan şey, bu saldırıların çoğunun ülkeler kendi insan hakları zorunluluklarını ciddiye almış olsa önlenebilecek olması.

Suçlar araştırılmadığında ve cezalandırılmadığında ürpertici bir mesaj yollanmış oluyor. Bu birçok kadın hakları savunucusunu hayatları için ya da doğru olan şey adına mücadele etmek için fazla korkmuş bir halde bırakıyor. İşte bu yüzden hükümetlerin raporumuza kulak vermesine ihtiyacımız var. Açıkça kadın aktivistlerin insan haklarının gelişimindeki yerini kabul etmeliler. Yeteri kadar desteklendiklerini garanti ederek gelecekteki saldırıları önlemek adına adım atmalılar.

Birleşik Krallık gibi ülkelerin oynayacak büyük bir rolü var. Saldırıların boyutu global olarak göz önünde tutulacak olursa Uluslararası Af Örgütü, Birleşmiş Krallık hükümetinin yurtdışı ve global insan hakları savunucularını nasıl destekleyeceğine dair kararlı ve stratejik bir plan geliştirmesini istiyor. Bu plan bakanlık liderliğinde olmalı ve bu plana doğru dürüst bir fon bulunmalı.

Yükselen popülizmin, aşırı tutuculuğun, adaletsizliğin ve kadınların insan haklarına karşı bir ters tepki karşısında kadın insan hakları savunucularının seslerinin, toplulukların ve akımların temsil ettikleri şeyin her zaman olduğundan daha fazla önemi var.

Kaynak: Huffington post.
Kapak Fotoğrafının Kaynağı: Global justice ecology.
İlk Fotoğrafın Kaynağı: Life Gate.
Son fotoğrafın kaynağı: Marcha.