23 Nisan günü, Cumartesi Anneleri aynı yerde olacaklar. 578. haftalarında, yine Galatasaray Meydanı’nda. Yıllardır süren bu nöbette, bu hafta 23 Nisan nedeniyle, gözaltında kaybolan çocuklar anılacak. Bunun yanı sıra, Gözaltında kaybedilen İstanbullu Ermenilerin 101. yılı da hatırlanacak. Ve Cumartesi Anneleri ah’larına, bir ah daha ekleyecek.

Cumartesi Anneleri’nin sessiz çığlığı, Hasan Ocak’ın anısına başlamıştı. 27 Mayıs 1995’te gözaltına alınıp, sonra da işkenceyle öldürülen öğretmen Hasan’ın ailesi ve burada haksızlığı dile getirmek isteyenler, Galatasaray’da bir oturma eylemi yaptı.

Hasan Ocak, 95 yılının 21 Mart akşamı, evine giderken gözaltına alınmıştı. Ailesi onu aramaya başladı ama gözaltına alındığı inkar edildi. Fakat beş gün sonra, Avcılar’da oturan Hasan Ocak’ın bedeni, Beykoz’da ormanlık alanda bulundu. Hasan, gördüğü işkence sebebiyle ölmüştü. Ailesi ise ancak 15 Mayıs günü, bir kimsesizler mezarlığında ona ulaşabildi. Bu eylemden sonra, başka ailelerde eyleme katılmaya başladı.

Eylem, ellerde birkaç dövizle, sessizce oturmaktan ibaretti. Fakat o kadar etkili oldu ki, İnsan Haklarına Derneği’ne 1200’e yakın kayıp başvurusu yapıldı. Tüm bu süreçte, çocuklarına kavuşan ailelerde oldu. Fakat sayıları çok çok azdı. Evladını ararken, hayata gözlerini kapayanlarda oldu. Unutulmaz olanlardan biri de, Berfo Ana oldu. Oğlunun kemiklerine kavuşamayan Berfo Ana, hepimizde acı bir anı bıraktı.

23 Nisan, buluşma için oldukça manidar bir tarih. Çocuk Bayramının kutlandığı bu tarihte Cumartesi Anneleri, bu coğrafyada kaybedilen çocukların hesabını soruyor. 90’lı yıllarda, devlet eliyle pek çok çocuk gözaltına alındı. Pek çoğu İlköğretim çağında olan çocuklar, sorgulandı. İşkence sırasında ise hayata gözleri kapadılar, kapattırıldılar. 12 yaşındaki Davut Altunkaynak, 14 yaşındaki Nedim Akyön, 13 yaşındaki Münir Sarıtaş, 13 yaşındaki Seyhan Doğan bu çocuklardan sadece birkaçı. Kimi çocukların kayıp oluşu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından tescillendi. Bazılarının cansız bedenleri ise tarlalarda bulundu. Devlet hep öldürdü, hep de sustu. Hala da öldürmeye devam ediyor. Geçen yıl 23 Nisan arifesinde toplanan Cumartesi Anneleri, AKP iktidarında 197 çocuğun devlet eliyle öldürüldüğünü söyledi. Bir yıl içerisinde pek çok çocuk daha öldürüldü. Son dönemde yapılan operasyonlarda öldürülen çocukların adını her duyuşumuzda, kalbimiz daha da ağırlaştı. Yine bir 23 Nisan ve yine Cumartesi Anneleri sokakta! Ve söyledikleri yine aynı; “Gözaltında kaybedilen çocukları unutma! Öldürülen çocukları unutma! Hepsi sadece çocuktu, unutma!”

Cgixu-PWwAAnMnu578. hafta, başka bir tarihi utançla yüzleşmek için de oldukça manidar! Cumartesi Anneleri, 24 Nisan 1915’te gözaltına alınan ve bir daha evlerine dönemeyen İstanbullu Ermeni aydınları da anacak, onlarında hesabını soracak.

1915 yılının, 23 Nisan’ı 24’e bağlayan gecesinde, Hrant Dink’in tabiriyle 23,5 Nisan’da, İstanbullu Ermeni aydınlar gözaltına alındı. Bedri Bey’in başında olduğu operasyonda, 220 kişi gözaltına alındı. Emir ise İç İşleri Bakanı Mehmet Talat Bey tarafından verilmişti. Gözaltına alınan kişiler, Sultanahmet’e götürüldü. Şimdi Türk İslam Eserleri Müzesi olan yerde, Merkez Cezaevi vardı. Buradan da, nakiller başladı. Artık 220 kişi, Ankara yolundaydı. Ankara’da insanları iki gruba ayırdılar. Birinci grup Çankırı’ya, ikinci grup ise Ayaş’a götürüldü. Ayaş’a gönderilenlerden bir daha haber alınamadı. Çankırı’ya gönderilenlerin ise büyük bir çoğunluğu, bir daha evine dönemedi. Kayıtlarda firar ettikleri yazılı, arkalarında ise tek bir mezar taşı bile yok.

Gözaltına alınan isimler, Ermeni Cemaatinin önde gelen isimlerinden oluşuyor. Toplum için önemi olan ve bu sebeple tehlikeli bulunan kişilerin adı, “Sakıncalı Ermeni Entelektüeller Listesi” altında toplandı. Bu listede, Ermeni edebiyatının önde gelen isimlerinde Zabel Yesayan da var. Çankırı’ya gönderilen Zabel, bir müddet hastanelerde saklanıyor. Sonra dantelci kılığına girerek, Bulgaristan’a kaçıyor.

Cumartesi Anneleri, Sakıncalı Ermeni Entelektüeller Listesi’nde adı olan ve bir daha ailelerine dönemeyen, Ermeni Aydınlarını da anıyor. Biz de, onlarla birlikte soruyoruz; Adalet Nerede?

"Berfo Ana" olarak aklımıza kazınan Berfo Kırbayır, 33 yıl boyunca gözaltında kaybedilen oğlunu aradı. 106 yaşında oğlundan bihaber hayata gözlerini yumdu. Tek isteği, oğlunun bir mezar taşı olmasıydı ancak bu Berfo Ana'ya çok görüldü. Yıllardır süren mücadelesi ile Cumartesi Anneleri'nin simgesi oldu.
“Berfo Ana” olarak aklımıza kazınan Berfo Kırbayır, 33 yıl boyunca gözaltında kaybedilen oğlunu aradı. 106 yaşında oğlundan bihaber hayata gözlerini yumdu. Tek isteği, oğlunun bir mezar taşı olmasıydı ancak bu Berfo Ana’ya çok görüldü. Yıllardır süren mücadelesi ile Cumartesi Anneleri’nin simgesi oldu.

Başlık ve Berfo Ana görseli: Gülbahar Bozkurt