11 Kasım 2018 Pazar günü Kadın Savunma Ağı olarak Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (UNHCR) Ankara’daki binası önünde 25 gündür nöbet tutan Derya’yı ziyaret ettik. Biz giderken hava kararmak üzereydi. Bir süre Derya’nın tam olarak nerede olduğunu bulmaya çalıştık. UNHCR’ın Ankara binasına bakan bir otopark köşesine battaniyelerini sermiş oturuyor, kitap okuyordu. Onunla oturduk ve mülteci olarak yaşadığı süreci, onu buraya getiren şiddet hikâyesini, hala süren psikolojik şiddetin detaylarını konuştuk. Yalnız ve çaresiz değilsin diyerek sırtımızı erkek şiddetine yüzümüzü Derya’ya döndük. Ankara’nın soğuğunda karton bardağımızdaki kahveler bizleri ısıtırken Derya Kadın Savunması’nın sorularını cevapladı.
Seni İran’dan Türkiye’ye getiren olaylar nedir? 

İran’da okuyordum. Lisansı bitirdim. Ardından gizlice bir sene yüksek lisans yaptım. Ağabeyim öğrenince okuduğumu zorla çıkardı. Beni zorla benden yaşça büyük bir adamla evlendirmek istedi. Kabul etmedim ve ağabeyim beni öldürmek istedi. Bunun üzerine İran’dan kaçtım.

İran’dan Türkiye’ye kaçış sürecinde yolda nasıl sıkıntılar yaşadın? 

İki kere geldim Türkiye’ye. Ağabeyim beni öldürmek istedi. Ben kaçtım, İran’ın başka bir şehrine gittim. Kayboldum, korktum. Ağabeyim beni bulacak sandım. İran’da beni bulup öldüreceklerdi. Türkiye’ye geldim. 4-5 gün kaldım. Annem çok üzüldü, ağladı. Bana dedi ki “İran’a dön. Başka bir şehirde gizlice yaşa”. Annem için döndüm. 22 gün İran’da başka bir şehirde kaldım. Ağabeyim yine öğrendi o şehirde olduğumu. Hemen bir bilet aldım ve kaçtım. İran polisi kontrollerde bir şey demedi. Bir mucize gibiydi.

İran’dan Türkiye’ye gelene kadar birçok şey yaşadın. Nereden başladın bu mücadeleye, nasıl yollar denedin? 

İki sene iki aydır Türkiye’deyim. En başta Balıkesir’de yaşadım. Orada yaşamak çok zordu. Ev tuttum, işe gittim. 15-16 saat bir restoranda çalışıyordum. Annemle iletişime geçince abim Balıkesir’de olduğumu öğrendi. Ankara’ya geldim. 1 ay sokakta kaldım. Sonra kadın sığınma evine gittim. 4 ay kadar sığınma evinde kaldım. Bu esnada sığınma evinde bir kızdan şiddet gördüm ve doktor raporu aldım. Zaten hastalanmıştım ve ilaç kullanıyordum. Oradan da çıktım. Bugün tam 25 gün oldu, Birleşmiş Milletler önündeyim. Onlardan beni üçüncü bir ülkeye göndermelerini istedim ancak henüz bir cevap almadım. Üç kere Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne gittim. AKP’ye gittim dilekçe verdim. Şuan da ağabeyim Türkiye’de olduğumu biliyor. Annemi dövüyor öğrenmeye çalışıyor “Derya nerede?” diye. Ağabeyim bana mesaj attı: “Seni öldüreceğim. Senin katlin vaciptir”. Ben çok korkuyorum çünkü can güvenliğim yok. Şuanda sokakta kalıyorum. Durumum çok çok zor. Hava soğuk, banyo yok, lavabo yok ama bunlardan daha önemlisi can güvenliğim yok.

Derya, günlerdir BM Mülteciler Yüksek Komiserliği önündesin. Taleplerin, istediğin nedir? 

Tek bir isteğim var. Başka bir ülkeye gitmek. Beni üçüncü bir ülkeye göndermelerini istiyorum. Benim can güvenliğim yok. Yerimi söylemediği için annem de ağabeyimden şiddet görüyor. Türkiye iyi bir yer. Ancak benim için iyi, güvenli değil. Hangi ülke olduğu önemli değil. Ben üçüncü bir ülkeye en hızlı, en kısa zamanda gitmek istiyorum.

İki yıldır Türkiye’desin. Bu süreçte yaşadığın sıkıntılardan bahseder misin bize? 

İlk Türkiye’ye geldiğimde param yoktu. Birleşmiş Milletler beni Balıkesir’e gönderdi. ASAM beni bir ailenin yanına gönderdi. Çünkü yerim yok, param yok. O aile benden bir şeyler talep etti. Evimizde kalıyorsun karşılığını vermelisin dediler. Bir takım tekliflerde bulundular. Ben de evi terk ettim. Çok ucuz ve bakımsız bir eve taşınmak zorunda kaldım. Sobalı bir evdi. Mahalle güvenli olmayan bir mahalleydi. Eşyam yoktu, parasızdım. Bronşit ardından astım oldum. Doktor ilaç yazdı. Param yetmediği için düzenli alamadım. Bir buçuk sene böyle geçti. Sonra ağabeyim orada olduğumu öğrendi. Sonra ben Ankara’ya geldim. Çalıştım patron paramı vermedi, evden çıkarıldım. Bir ay sokakta kaldım. En sonunda sığınma evine gittim. Gittiğimde zaten çok stresli ve hastaydım. Orada kalırken ağabeyimden tehditler devam etti. Annem sürekli şiddet görüyordu. Psikolojim bozulmuştu. Her şey çok zor geliyordu. Ağabeyimin geleceği zaman hiç belli olmuyordu. Sürekli bir belirsizlik içinde kaldım. Doktor ilacımın dozajını sürekli arttırdı. Doktor dedi ki; “Ortamını değiştirmedikten sonra bu ilaçların sana etkisi olmaz”. Konuştum şuan ilaç kullanmıyorum. Elbette hala stresliyim, korkuyorum.

25 gündür BM önündesin. Burada yaşadığın sıkıntılar oluyor mu? 

Ben Türk insanlarından çok muhabbet gördüm. Ancak çok yalnızım ve kötü düşünen insanlar da var. “Yalnız başına bir kızın burada ne işi var?”, “Niye İran’dan kaçtı? Ailesinden niye kaçtı?”, “Belki kötü bir şey yaptı ailesi onu arıyor” gibi şeyler düşünüyorlar. Bazen kötü laflar duyuyorum. Mesela telefonumu şarj etmek istiyorum. Ya da lavaboya gideceğim. Bana kötü şekilde bakıyorlar, hakaret ediyorlar. Bu durumlarda gururum kırılıyor, şahsiyetim yaralanıyor. Ancak kendime umut olmalıyım. Bundan daha kötü şeyler yaşama ihtimalim var. Can güvenliğim yok.

Türkiyeli ve İranlı kadınlara söylemek istediklerin var mı? 

Şuana kadar ben çok düşündüm ne istiyorum diye. Benim konuşmalarımı kim duyuyor bilmiyorum. Belki Türk kadınlar, belki İranlı kadınlar, belki tüm dünyadan insanlar. Onlardan rica ediyorum bana destek verin. Beni yalnız bırakmayın. Çünkü yalnızken bir insan çok zor yaşıyor. Kendimi yalnız hissediyorum, çoğu zaman ağlıyorum. Ancak kendime umut oluyorum. Hayat zor ama bekle diyorum kendime. Biliyorum bu zorluklar geçecek. Yüzümdeki üzüntüyü göstermeyeceğim. Kimler bunu duyuyor? Kadınlardan rica ediyorum bana destek olsunlar.