Evimize ya da işimize giderken, bir kafede otururken ya da hızla akan bu şehirde sadece nefes almak için durduğumuz o anda karşılaştığımız bazen merak ettiği, bazen aç olduğu, bazen de sadece sevilmek istediği için bize yaklaşan; şehrimizi, sokağımızı ve hatta evimizi paylaştığımız kedilerin bu şehri nasıl gördüğünü hiç merak ettiniz mi?

kedi-belgeseli-115. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivalinde izleyenlerle buluşan “Kedi” belgeselinin yönetmeni Ceyda Torun, oyuncularıysa hepimizin çok yakından tanıdığı minik dostlarımız: Kediler. Bu belgesel, İstanbul’un her köşesinde karşımıza çıkıp türlü türlü yollarla bizleri kendilerine hayran bırakan kedilerimizin hayatını konu alıyor ve eşsiz çekim teknikleriyle bizlere İstanbul’da kedi olmanın ne demek olduğunu gösteriyor.

Ceyda Torun, bir röportajında eşi Charlie Wuppermann ile birlikte kurduğu yapım şirketi (Termite Films) için bir belgesel film çekmeyi düşündüklerini ve İstanbul’un kedilerini Afrika’nın aslanları gibi çekip çekemeyeceklerini merak ettiklerini söylüyor. 2014 Nisan ve Mayıs aylarında haftada altı gün, günde 16 saatlik bir çalışma programıyla elde edilen yüz seksen saatlik çekimin montajlanmasıyla, içimizi ısıtan bu belgesel doğuyor. “Çok yoğun hayatlar yaşıyoruz. Fakat sokakta gördüğümüz bir kedi sayesinde, kendimize ayırmadığımız bir dakikayı, kediyi severken kendimize ayırabiliyoruz. Aslında sokak kedileri, İstanbul’da yaşayan insanların, yoğun hayatlarından bir dakika dahi olsa sıyrılmalarını sağlıyor,” diyor Torun.

kedi-belgeseli-2Kedi insan ilişkisi çok eskilere dayanıyor

Kedi” için İstanbul ve kedi temalı araştırmalar yapan ekip, İstanbul Üniversitesi’nde Zoolog olan Prof. Dr. Vedat Önar’la görüştüğünde, İstanbul’un asıl fatihi ve sahibinin kediler olduğuna işaret eden ilginç bilgiler elde etmiş. Marmaray kazısı sırasında çıkarılan bütün hayvan kemiklerini toplayarak kendisine küçük bir müze yaratan Vedat Önar, Torun ve ekibine 3500 yıllık bir kedi iskeleti göstermiş. Bu kedinin iskeletinde gördükleri bir kırığın, yalnızca insan yardımıyla onarılabilecek bir kırık olduğunu söylüyor ve ekliyor Torun: “İstanbul’da üç bin beş yüz sene öncesine uzanan insan – kedi ilişkisinin olması, bizi çok heyecanlandırdı. Anladık ki İstanbul’da kedilerle insanların arasındaki ilişki yeni değil, hatta çok ama çok eskilere dayanıyor.”

kedi-belgeseli-3İstanbul’un tarih boyunca önemli bir liman şehri olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda, gemilerdeki farelerin hakkından gelen kedilerin, dünyanın dört bir yanından gelen gemilerle birlikte bu şehre misafir oldukları çıkarımını yapmak zor olmayacaktır. Osmanlı İmparatorluğu şehirdeki ilk kanalizasyon sistemini kurduğunda, kemirgenleri uzak tutan bu kediler bundan böyle şehirde misafir değillerdi; artık şehrin sakinleri olmuşlardı. Belgesel, İstanbul’un iki ayaklı sakinleri ile dört ayaklı sakinleri arasındaki ilişkiyi ele alırken, kedilerin tarih boyunca bu şehrin insanları için neden önemli olduğunu da araştırıyor.

Dünyaya açılan ve 2017 yılında Amerika’da izleyicilerle buluşacak olan Kedi belgeseli, sizleri bazen sırnaşık bazen suratsız olan dostlarımızın İstanbul’daki yaşamına davet ediyor.

Kaynak: Diken, Bigumigu, Hürriyet, Film Hafızası, CityLab, Variery, Kedi Film