Sirmione, Lambordiya bölgesinin Brescia şehrinde yer alan küçük ve sevimli bir kasabadır. Kuşkusuz Lambordiya bölgesi deyince, akla İtalya’nın en önemli gölleri geliyor. Bunlardan birkaçı ise:

  • İtalya’nın en büyük bir tatlı su gölü Garda
  • İkinci büyük gölü Maggiore
  • Üçüncü büyük gölü Como

Bardolino, Veneto bölgesinin Verona şehrinde yer alan üzüm bağları ile meşhur bir kasabadır. Veneto ise nehirleri ile nam salmış bir bölge konumundadır. Birkaçı ise :

  • İtalya’nın en uzun ve geniş nehri Po
  • İkinci uzun nehri Adige
  • Beşinci en uzun nehri Tagliamento

Sırtını Garda gölü kıyısına vermiş iki turistik kasabaya çeviriyoruz rotamızı. Sirmione ve Bardolino.

  • Sirmione – Bardolino arası 25 dakikadır. O yüzden mutlaka programınıza Bardolino gezisini de ekleyin.

Sirmione’nin tarihi MÖ 1. yüzyılda Verona’dan gelen zengin ailelerin tatil yeri olarak seçmesi ile başladı. MS 4. ve 5. yüzyıllarda ise kent liman savunması ile ön plana çıkmıştır. 13. yüzyıl özellikle Sirmione‘nin tarihi için dönüm noktası olmuştur. Şehrin en bilindik yapısı olan Scaligero kalesi, Verona Krallığının soylu ailesi olan Scaligero izleri taşımaktadır. 14. yüzyıl ve 17. yüzyıl tarihlerinde kasaba, Venedik Cumhuriyetine bağlandı ve akabinde ise 1860’da İtalya Krallığının bir parçası oldu. Özellikle Roma dönemi şairleri, yazarları ve ressamları bu büyülü göl çevresini mesken edindiler.

  • Sirmione termal su kaynakları bakımından zengindir.
  • Dondurması ile meşhurdur.

Sirmione Kalesi: Üç kule ve 47 metre uzunluğundaki ana kuleden oluşan yapı, 13. yüzyıl’da Verona donanmasını korumak için yapılmıştır. Kale yarımadanın girişinde stratejik bir yerde konumlandırılmıştır. Bir hendek ile çevrilmiş olan kalenin sadece bir köprüsü günümüze kadar korunmuştur. Kısacası şehre giriş anahtarı bu kapıdan veriliyor ve günümüze kadar en iyi şekilde korunuyor. Mutlaka 146 basamak çıkarak muhteşem Garda gölünü gözlemleyin.

Giriş Ücreti: 4 Euro

Santa Anna Della Şapeli: Rocca askerleri için inşa edilmiş küçük kilise 13. yüzyıl tarihine dayanmaktadır. Ama en görülesi yeri ise 15. yüzyıldan kalma muhteşem freskleri.

San Pietro  Kilisesi: 8. yüzyıl tarihli yapı, Sirmione’nin en eski kilisesidir. Dikdörtgen planlı kilise adını Mavino’dan alır ki bu isim de İtalyanca “in summas vineas” yani “üzüm bağlarında” anlamına gelir. 12. yüzyılda kilise fresklerle süslenmiş ve 14. yüzyılda ise yenilenmiştir. Savaşta ve vebada ölenlerin anısına bir çan kulesi ve atlar konumlandırılmıştır.

Vittoria Emanuele Sokağı: Sirmione Kalesinin hemen bitişiğinde yer alan uzunca sokakta, öncelikli olarak dondurma dükkanları, hediyelik eşya küçük mağazaları, İtalyan mutfağını tadabileceğiniz şık restoranları ve rengarenk balkon süslemeleri ile gösterişli otelleri görebilir ve fotoğraf çekebilirsiniz.

  • Öğle yemeğinizi Emanuele sokağında yer alan Ai Cigni Restoranda alın. 10-12 Euro karşılığında İtalya’nın lezzetli lazanyalarını ve şaraplarını tadabilirsiniz.
  • Dondurma için ise kuşkusuz doğru adres Gelateria Gino

Konu konaklamaya gelince ne yazık ki Sirmione bana göre termal turizm ve konaklamacılık konusunda sadece isimden ibaret. Eğer illa termal bir otelde kalmak istiyorum diyorsanız, elinizi cebinize atmalısınız. Konaklayacağınız yer ise Terme Grand Otel. Çokta şart değil uygun rakamlı denize ve meydana yakın olsun diyorsanız ise önerebileceğim tek yer Saviola Oteli.

Sirmione’de yapılacak şeyler sınırlı o yüzden rotanızı mutlaka 22 km uzaklıkta olan Bardolino Kasabasına çevirin.

Sirmione’den Bardolino’ya ulaşımı ya feribot ile ya da taksi/otobüs ile gerçekleştirebilirsiniz.

  • 20 dakikalık feribot yolculuğu ile Bardolino kıyısına ulaşabilirsiniz. (6-9 Euro)
  • Taksi ile 27 dakika içerisinde Bardolino’ya ulaşabilirsiniz.(35-40 Euro)
  • Otobüs ile 1 saat süren yolculukla kasabaya ulaşabilirsiniz.(4 Euro)

Bardolino; Verona şehrinin şirin ve küçük bir kasabasıdır. Kentin tarihi tam bilinmemekle beraber yapılan  bazı araştırmalar sonucunda Paleolitik dönemde bazı kalıntıların olduğu var sayılmaktadır. Kentin bilinen ilk tarihi 9. yüzyılda buraya yerleşen Scaligero ailesi tarafından yaptırılan kalıntılardan anlaşılmaktadır. 15. yüzyılda kasaba Venedik Cumhuriyetine bağlandı. 17. yüzyıl sonlarına doğru Avusturyalılar eline geçen kasaba bağımsızlığını 1866 yılında almıştır.

San Nicola Kilisesi: Mimar Giuliari tarafından 1844 yılında tamamlanan kilise, neoklasik akımın öncülerindendir. Ön yüzeyini oluşturan 4 sütun 1880 yılında bitirilmiştir. Sunağın her iki tarafında diz çökmüş melek figürleri vardır. Vitraylarda ise İsa Mesih’in vaftiz edilişi işlenmiştir. Fresklerde ise İsa’nın Paganizm’e karşı zaferini betimlemektedir. Bu freskleri ve diğer süslemeleri ile meşhur olan kiliseye giriş ücretsizdir.

Dell’Olio D’Oliva Müzesi: Yerel mutfak kültürü hakkında bilgilendirmek istiyorsanız bu müze tam sizlik. Ağırlıklı olarak sirke, zeytinyağı ve sosların tarihini anlatmaya başlayan müzede, yapılış ve tadım süreci de eklenerek muazzam bir deneyim katıyor gelen turistlere. Artı olarak da bu sağlıklı ürünleri temin etmenize de olanak sağlıyorlar. Deneyimlemek de bedava!

Zeni Şarap Müzesi: Kuşkusuz Bardolino deyince aklımıza ilk gelen şeydir üzüm bağları. 1870 yılında Bartolomeo Zeni ile başlıyor şarap mahzenlerinin öyküsü. Garda gölü kıyısında sadece zeytinyağı değil şarap taşımacılığı da yapıyordu bu seçkin aile. Zamanla kendi şaraplarını üretmeye başlayınca Zeni markası bir anda ticaretin kendi ekseninde dönmesini sağladı. Bu küçük tadım merkezi ise şarapların tarihinden yapılışına kadar olan süreci yaşatıyor gelen misafirlerine. Sunum bittikten sonra da tadım sürecine geçiliyor. İlk önerdikleri ise Chiaretto Classico’dur. Tabii ki öncelikleri şarap olsa da sirke ve birkaç sos alternatifi de sunmaktadır. Kısaca fiyatlarına gelirsek;

  • Chiaretto Classico 9-12 Euro
  • Valpolicella Classico 7-9 Euro
  • Soave Classico 6-8 Euro

Mateotti Meydanı: San Nicola Kilisesinden başlayarak göl kıyısına kadar uzanan rengarenk evleri, şarap ve zeytinyağı dükkanları, butik mağazaları ve İtalyan mutfağını sunan eşsiz restoranları ile vakit geçirebileceğiniz bir alan. Cadde sonunda gölün ferahlığını yüzünüzde hissedecek, lüks yatları görünce de biraz moraliniz bozulacak.

  • La Porta Restoranda mutlaka makarna ve ıspanaklı pizza deneyin.
  • Bar Catullo’da Garda gölüne karşı içkinizi yudumlayın.
  • Özellikle Bardolino tatilinizi Şarap festivaline denk getirin. (Eylül Sonu-Ekim Başlangıcı)

Klasik İtalya turundan sıkılanlar ve farklı rotaları keşfetmek için ideal bir program olduğuna inanıyorum. Özellikle bakir doğası, muhteşem göl manzarası, tarihi dokusu ve sunduğu yerel lezzeti ile Sirmione ve Bardolino rotanıza eklemeniz gereken yerlerin başında gelmektedir.

Sağlık turizm ile ilgili iseniz Sirmione oldukça tatminkâr gelecektir. Eğer Gurme turuna merakınız var ise Bardolino’da (özellikle festival dönemi) tatilinizi planlayabilirsiniz.

Yapmadan Dönmeyin:
  • Garda gölünde tekne kiralayın.
  • Bardolino’da şarap festivali için rezerve yaptırın.
  • Bardolino’nun köylerini ziyaret edin.
  • Sirmione’nin kaplıcalarından faydalanın.
  • Sirmione kalesinde gün batımını izleyin.
  • Şarap, zeytinyağı, sirke ve makarna sosları alın.