Yazın nerede kamp atalım, nereleri yürüyelim diye düşünürken ortaya çıkan Likya Yolunda yaşadıklarımı paylaşmak için hazırladım bu yazıyı. Ortalıkta birçok bilgi karışıklığı var, ne yedik ne içtik, nerelerde kaldık, yazın bu işler nasıl oluyor/olacak derseniz buyurunuz hikayeye.

Fethiye’den başlayan yol Antalya’da bitiyor. 1992 yılında çalışmalarına başlanılan Likya yolu 1999 yılında Kate Clow tarafından hizmete açılmış. Türkiye‘nin ilk uzun mesafeli yürüyüş rotası olarak da biliniyor. Likya yolunu her yıl yaklaşık 30 bin kişi yürüyormuş, zaten yol üzerinde açık olan işletmeleri bizi görünce bayağı bir şaşırıyorlardı, “Bu sıcakta Likya” diye başlıyordu cümleler. Genelde yabancıların ağırlıkta olduğu bu rotayı son yıllarda bizimkiler de keşfetmiş. Yürüyüş mevsimi sonbahar ve ilkbahar aylar. Yazın birkaç yürüyüşçü ile karşılaştık yolda. Kaş – Adrasan arasında planladığımız yürüyüşümüz yaklaşık 110 kilometreydi ve bir hafta sürdü.

Bölüm bölüm tam bir yolculuk rehberine girip sıkmadan birkaç püf nokta ile devam etmek istiyorum. Zaten gün gün neler yapılacağı yazılan listeler de mevcut. İlk önce Likya Yolu kitabı almanızı tavsiye ederim. Günlük rotaların yiyecek ve su hakkında bilgilendirme yapıyor. Yazın yürüyüş yapacaksanız su çok önemli bir konu. Günlük rotanızda hiç su alacağınız bir yer olmayabiliyor ve siz 18 km sıcakta yürümek durumda kalabiliyorsunuz. Yazın günde en az 3.5 litre su tüketiyorsunuz ki o bile yetmiyor. Yanınıza soda alın derim, terlemekten dolayı çok fazla tuz kaybediyorsunuz. Ayrıca günün sonunda fark edeceksiniz ki, terlemekten vücudunuz idrar bile üretmemiş. Su ve yiyecek ihtiyacınızı bir önceki yerleşim yerinden yaptığınız için sizin için ekstradan 5 kg demek bu. Çantanız 15 kg olduğunda, yol boyunca 20kg çanta taşımak epey zor. Yolculuk keyif olmaktan çıkabiliyor. Manyetik alanı toparlamak için sık sık dinlenmek durumda kalıyorsunuz.

http://turistdegilgezgin.com

Arpenaz 3 F&B çadır ile gitmiştik ve sırf bir saat daha uyumak için çadırın üzerindeki örtüyü taşımak zorunda olduğumu fark ettim. Sizde de varsa bu çadır taşımayın derim. Üzerindeki örtüsü 1.2kilogram ağırlığında ve sabah 6’da değil de 7’de uyanıyorsunuz sıcaktan. Taşıyacağım diyorsanız siz bilirsiniz tabii ki. Eğer Myra’dan sonra dağlara çıkmak istemiyorsanız uyku tulumuna da gerek yok çünkü kendileri 0.8 kilo. Kıyafet olarak ben uzun kollu ile yürüyüş yaptım, vücudu sıcaktan korumak için, güneş kremi denilen kavramla aramız iyi değil. İlk gün kısa kollu ile dolaşınca bayağı bir yandı, Ufak Dere’de dinlenme sırasında bulduğum Aloe veralardan sürdüm ve bir günde kol kendine geldi. Konu sadece güneşten korunmak değil, solar pleksus artan vücut sıcaklığını dengeleyemediği için çok fazla enerji kaybediyor ve manyetik alanınız 2-3 saat içinde ciddi biçimde boşalıyor.

İstanbul’dan yanıma 5-6 paket kuruyemiş aldım ve çok azını yiyebildim çünkü 100 gramı 600 kalori gibi olsa da doyurmuyor ve bir saat sonra acıkıyorsunuz. Olay barbunya/kuru fasülye gibi konservelerde. Sabah sıcak çorba da iyi geliyor başlangıç için. Çabuk çorba ekstra sağlıksız olsa da yaban ellerinde prodigy’nin fire starter etkisi yapacak başka bir şey yok.

Yol sizin tüm amaçlarınıza hizmet ediyor. Manzarası harika, ufak bir Hobbit yolculuğuna ya da arketipsel kahramanın yolcuğuna dönüştürebilirsiniz. Bu olası, zaten yazın yolda kimse yok. Ortalık fena halde sessiz ve sakin. Doğa, sizi dua haline getiriyor eğer adımlarınızı sakin ve dengeli atarsanız. Yolda fazla kirlilik yoktu, yanınıza çöp poşeti yine de alın. Çoban Plajında çöpler bir yere toplanmış o birazcık sıkıntılı, sahil güvenliği ya da belediyenin çöp gemisinin gelip alması gerekiyor. Karadan başka bir ulaşım yok plaja.

Yolda müzik dinleyebilirsiniz bazı anlarda sizi içeriye alabiliyor. Telefonların şarjları problem. Yolu takip edecek işaretlemeler olsa da arada sapıyorsunuz ve birkaç rotada kaybolma ihtimaliniz var. En güzel GPS kullanmak, wikiloc diye bir uygulama var, daha önceden yürüyüşçülerin rotalarını takip ediyorsunuz. İnternet varken offline haritayı indir, başlat daha sonra telefonu uçak moduna al ve yürü. Hassasiyeti oldukça fazla 1-2 metre çıkınca hemen alarm veriyor ve sen rotaya geri dönüyorsun. Program yıllık 26tl, güzel özelliklerinden birisi de, ki bunu Andreke kampingteki bir yürüyüşçü arkadaşımız söylemişti, bulunduğun alandaki rotaları da görebiliyorsun. Birisine tıkla ve rotayı takip et dedikten sonra iş bitti.

Yürüyüş sırasında geçtiğiniz yerleşimler yardımsever. Yörük Ramazan’a selamlar olsun buradan. Purple Housetaki ciks abimiz selam almayınca en son 3 km daha yürüyüp bize mekanında kabul etti. Çadır parası da almadı “Allahın toprağından ben nasıl para alayım” diyordu. Değişik bir sistem kurmuş Yörük, yeni yardımcısıyla birlikte çeviriyorlar mekanı.

Doğa, dönüştürücü etkisiyle alabildiğine açık halde. Yoga, meditasyon ve tai chi gibi çalışmalar için şahane mekanlar var. Bedeni daha hızlı toparlıyorsunuz. Yazın yanıp geldiğim bu rotadan daha da bahsedilecek çok şey var. İlk akışta gelenler bunlar.