Paris İklim Zirvesi için toplanan bürokratlar, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör temsilcileri pek de tarihi olmayan “tarihi” bir adım attı: Küresel ısınma 1,5 veya 2 derece ile sınırlandırılacak.

2020 ve 2030 arasındaki dönemi kapsayacak olan Paris Anlaşması’na göre zirveye katılan 200’e yakın ülke oy çokluğuyla sera gazı emisyonunun azaltmayı veya tamamen karbonsuz, sürdürülebilir enerji kaynaklarına geçmeyi kabul etti. Bununla birlikte küresel ısınmanın 4 derece, en iyi ihtimalle 3 derecenin altına çekilmesi planlanıyor.

Anlaşma umut verici olsa da kamuoyu tarafından gerçeklikten uzak bulunuyor. Özellikle de 1997’de önemli bir dönüm noktası olarak görülen Kyoto Protokolü‘nün yetersiz kalması ve başarısızlıkla sonuçlanmasının etkisi büyük.

paris_iklim_zirvesi
Pek çok bilim insanı anlaşmayı olumlu karşılasa da küresel ısınmanın en iyi ihtimalle 1,5 derecede tutma sözünü gerçekçi bulmuyor. Bu konu üzerine en güçlü eleştiri iklim bilimci James Hansen‘dan geldi: “Verilen sözlerin hiçbir değeri yok. Fosil yakıtlar en ucuz yakıt türü olarak kalmaya devam ettikçe kullanılmaya devam edecek.”

East Anglia Üniversitesi’nden akademisyen Corinne Le Quere ise “Emisyonu azaltma sözü veren ülkelerin neredeyse tamamı bu sözü yerine getirmede yetersiz” yorumunda bulundu.

Anlaşmayı kabul edilen ülkelerden beş yılda bir ilklim değişikliği raporu istenecek ve böylece gelişme kaydedilip kaydedilmediği değerlendirilecek. Yeterli bulunmayan ülkelere cezai yaptırım uygulanabilecek. Bunun yanında, tıpkı Kanada’nın Kyoto Protokolü’nden çekilmesi gibi katılımcı ülkelerin her an anlaşmayı feshetme yetkisi saklı tutuluyor.

eiffel-tower

Ya şimdi ya hiç

Küresel ısınmayı 2 derecede sınırlandıracak kadar zamanımız kalmadı. İngiltere’deki Tyndall İklim Değişikliği Araştırma Merkezi’nden Kevin Anderson‘e göre varılan anlaşma sadece “küçük bir pencereden” bakmamızı sağlıyor ve “2020’ye kadar beklersek her şey için çok geç olabilir.”

En iyi ihtimal olarak düşünülen ısınmayı 1,5 derecede tutma sözü için ise Leeds Üniversitesi’nden Piers Forsters şöyle diyor: “Yenilenebilir enerjiye, nükleer güce, hidrolik kırılmaya, karbonsuz ulaşıma, enerji verimliliğini arttırmaya ihtiyacımız var. Değişimi evlerimize kadar taşımalı ve hatta uluslararası hava ulaşımı dahi hazırlanacak raporlara önümüzdeki yıllarda dahil edilmeli.”

COP21 Fransa 2

Paris’teki anlaşma da başarısızlıkla sonuçlanırsa önümüzdeki birkaç yıl içinde deniz seviyesinin 5 metreye kadar yükseldiği, çöllerin ve sel felaketlerinin arttığı ve aşırı kuraklıkların birçok bölgeyi kasıp kavurduğu çok farklı bir dünya bizleri bekliyor olacak.

Zirve boyunca Paris, birçok çevreci örgütün protestolarına sahne oldu. Anlaşmanın ardından Greenpeace yetkilileri önemli bir gelişmeye neden olacağına inanmadığı açıkladı. Ekososyalist internet sitesi Climate&Capitalism’de yayınlanan bir başka yazıda ise yenilenebilir enerji kaynaklarına geçmek yerine “zengin ülkelerin sera gazı emisyonunu biraz azaltırken gelişmekte olan ülkelerin emisyonlarını arttıracağı” ifade ediliyor.

Kaynak: New Scientist, Climate And Capitalism