“If Italy were Mona Lisa then Florence would be her smile.”1 demiş anonim. Kuşkusuz Floransa’yı en naif şekilde tanımlayan bir vecize…

Floransa, Kuzey Apenninler ve Arno Nehri ile çevrilmiş Avrupa’nın en önemli ticaret ve kültür merkezidir. Kuruluşu İ.Ö 59 yılına dayanan kent, 15. yüzyıla yani muhteşem Medici ailesine kadar birçok kez akınlara uğramış ve veba salgını ile baş etmek zorunda kalmıştır.

15. yüzyıl dönemi Floransa’nın dönüm noktası oldu. “Arti” yani zanaatkarlar olarak bilinen loncaların kurulması ile üç büyük statü; tüccar birlikleri, bankacı birlikleri ve kürk tüccar birlikleri Floransa’yı şaha kaldıracak hamleler yapmaya başladı. Ama bir aile var ki bugünkü bankacılık sisteminin temelini oluşturan ve Rönesans çağının başlamasına vesile olan Mediciler

Floransa’nın bu denli sanat ve mimari kenti olmasını Cosimo ve Lorenzo Medici ailesine borçluyuz. Michelangelo ile Leonardo da Vinci gibi büyük sanatçıların yetişmesine vesile olan ve birçok UNESCO Kültür Miras Listesi‘nde yer alan görkemli saray, kilise ve müzeleri yaptıran ailenin hakimiyeti tam 300 yıl sürdü. 15. yüzyılda başlayan Floransa’nın durdurulamayan gelişimi günümüze kadar devam etmiş ve rüştünü ispatlayarak Avrupa’nın en önemli ticaret, sanat ve moda kenti olmuştur.

Floransa için mutlaka iki gün ayırmanız gerekmektedir. Ne yazık ki Türkiye’den buraya direkt uçuş yok. Klasik İtalya turu yaparak Venedik’ten sonra burayı ziyaret edebilir ya da tren ile Roma’dan 90 dakikalık bir yolculuk yaparak ulaşım sağlayabilirsiniz. Şehir içi ulaşımınızı ise tabanvay, tramvay ve otobüs kullanarak temin edebilirsiniz.

  • Şehrin Kalbi Signoria Meydanı (Piazza della Signoria)
  • Tarihi merkezi Duomo Meydanı (Piazza del Duomo)
  • Alışveriş caddesi Via de Tornabuoni
Cellini’nin Perseus heykeli.

Turumuza Signoria Meydanı ve çevresindeki mimari öğeleri inceleyerek başlıyoruz. Meydanda 1565 tarihinde yapılan Neptün Çeşmesi, at üstünde Grandük Cosimos heykeli, Sabin kadınların kaçırılma heykeli, Cellini’nin Perseus’u ve Michelangelo’nun ünlü Davut heykeli bulunmakta.

Vecchio Sarayı

Signoria Meydanı’ndaki en eski yapılarından biri. Mimar Cambio tarafından 13. yüzyılda tamamlanan saray, önce Floransa Cumhuriyeti Yürütme Konseyi tarafından kullanılmış daha sonra ise Medici ailesinin hem ikamet ettiği hem de idari işlerinin yürütüldüğü yapı olarak kullanımına devam edilmiş. Medici ailesinin yeni sarayları olan Pitti’ye geçmesi ile 1872 yılından bu yana Belediye Sarayı olarak kullanılmıştır.

Vecchio Sarayı.

Yapının önünde bizi Michelangelo’nun Davut heykelinin kopyası ve Bandinelli’nin Herakles ve Cacus heykeli karşılıyor. Şuan hala saray olarak kullanılsa da büyük bir kısmı müze. Beş yüz salonu Leonardo da Vinci ve Michelangelo’ya emanet. Tavan freskleri ise Vasari’nin ellerine borçlu. Şehir manzarası izlemek için 233 basamaklı Arnolfo Kulesi’ne çıkmanızı tavsiye ederim.

Giriş Ücreti: Müze – 10 Euro Kule ve Müze – 14 Euro

Herkül ve Cacus.

Loggia Dei Lanzai

Signoria Meydanı’nın hemen köşesinde Uffizi Müzesi’nin bitişiğinde yer alan üstü kapalı sütunlu yapıdır. Yapı 1376-1382 yıllarında Benci di Cione ve Simone di Francesco Talenti tarafından yapılmıştır. Yapının çatısı bir süre sonra Medici ailesinin alandaki törenleri daha rahat izleyebilmesi için değiştirildi. Bu ücretsiz açık hava müzesindeki heykelleri kısaca incelemek istersek;

  1. Düşmana gözdağı vermek için yapılmış kesik bir Medusa başı tutan Perseus
  2. Roma mitolojisindeki Sabin kadınların Romalı erkekler tarafından kaçırılma hikayesi
  3. Herkül ve Nessus heykeli
  4. Polyxena’nın kaçırılma hikayesi
Uffizi Müzesi.

Uffizi Müzesi

Dünyanın en eski ve gösterişli müzelerinden biri. Yapının tarihi 1560 yılına dayanmaktadır. Medici ailesi Vasari’den hükmet ofisleri, darphane ve zanaatkarlar için atölye yapmasını istemiştir. O günden bu güne yapı İtalya ve Avrupa’nın en ünlü koleksiyonlarını sergilemektedir. Vecchio Sarayı’nın hemen yanı başında konumlanan müze için uzun kuyrukları göze almanız gerek. Çünkü Giotto’nun Tahta Çıkan Madonna’sı, Boticelli’nin Bahar Alegorisi ve Venüs’ün Doğuşu tabloları görülmeye değer.

Giriş Ücreti: 18 Euro

Signoria Meydanı çevresinde İtalyan mutfağını deneyimleyebileceğiniz mekân David Ristorante.

Signoria’dan Duomo’ya yürüyerek 5 dakika içerisinde ulaşabilirsiniz.

Santa Maria del Fiore.

Duomo ya da Santa Maria del Fiore Katedrali

Cambio’nun isteği üzerine 1296 yılında inşaatına başlatılan katedral Katolikler için yapılmıştır. Yapı planı Latin haç şeklinde olup Gotik mimarinin en güzel örneğini yansıtır. 1412’lerde daha tamamlanmadan Santa Maria del Fiore’ye adanır ve 1436 yılında ise halkın ibadetini gerçekleştirmesi için açılmıştır. Her ne kadar katedralin yapımına öncülük eden Cambio olsa da muhteşem kubbesi ile tasarımı taçlandıran Brunelleschi’dir. Brunelleschi’nin muazzam kubbesi hala bir sır. Bu en büyük ve ünlü katedralin kubbesine 463 basamakla çıkılıyor. Katedral ayrıca Vasari’nin Last Judgement freskine de ev sahipliği yapmaktadır.

Giriş ücreti: Ücretsiz

Campanile ya da Giotto’nun Çan Kulesi

Katedralden bağımsız duran kule 1355 yılında tamamlanmıştır. 87 metre uzunluğundaki kulenin dizaynı kuşkusuz Giotto’ya ait ama ölümü ne yazık ki kulenin bitişine tanıklık ettiremedi. Nefes kesen şehir panoraması için 414 basamağı göze almanız gerekmektedir.

Museo Dell’Opera del Duomo

13. yüzyıl tarihlerinde Duomo Katedrali müzesi olan yapı, Donatello’nun muazzam heykellerinin orijinallerine ve Michelangelo’nun bitmemiş Pieta’sına ev sahipliği yapmaktadır. Bu müze tam 720 yıllık tarihin 750 sanat eserlerini yansıtıyor.

Giriş Ücreti: 15 Euro

Aziz Giovanni Vaftizhanesi

Duomo Meydanı avlusundaki görkemli bronz kapılarının sahibidir Giovanni Vaftizhanesi. 1128 yılında tamamlanan yapı kuşkusuz Floransa’nın en eskilerinden. Eserin mimarları Andrea Pisano ve Lorenzo Ghiberti önce bir bazilika olarak tasarlansa da daha sonra Medici ailesinin, Dante’nin ve Katoliklerin vaftiz edildiği yer olarak kalmış. Burayı özel kılan unsur ise bronz rölyef kapılarındaki tasvirleridir. Bu kapılar, Michelangelo tarafından ‘Cennet Kapıları’ olarak adlandırılmıştır. 12. yüzyıldan kalma mozaikleri ve İncil’den kesitler yansıtan panel kapıları ile mutlaka ziyaret etmeniz gereken bir yapı.

Giriş Ücreti: 10 Euro

Signoria ve Duomo meydanlarını bitirdiyseniz geriye pek de zorluk çekeceğiniz bir kısım kalmıyor. Bu güzergâhlardan sonra Ponte Vecchio yani Eski Köprü’yü ziyaret edin.

Ponte Vecchio

Arno Nehri üzerine kurulmuş en eski ve sükseli köprü. 3 kemer üstüne kurulu köprünün tarihi 13. yüzyıla dayanmaktadır. Bu köprü birçok savaş, tahribat ve ölümlere tanık olsa da hala dimdik ayakta durmaktadır.

Vecchio Köprüsü.

Bir zamanlar bu köprüde et satışı yapılıyormuş ama soylu Dükümüz Cosimo kokudan rahatsız olunca yerini mücevher satıcılarına tahsis etmiş. Şuan hala aynı gelenek sürdürülmektedir. Ayrıca köprünün ortasında İtalya’nın en ünlü kuyumcusu Cellini’nin de büstü bulunmakta.

Vecchio Köprüsü.

Vasari Koridoru

Cosimo Medici’nin isteği üzerine güvenlik amacıyla yapılmıştır. Palazzo Vecchio ile Uffizi Galerisi’ni birbirine bağlayan köprü niteliğindedir. Vasari tarafından yapılan koridorun uzunluğu 1.5 kilometredir. Büyük Dük ailesinin halka karışmadan ve herhangi bir suikaste uğramadan Pitti Sarayı’na varması için yapılan yapı hala görkemini koruyor.

Galeria Della Accademia

Eğer programınıza bir müze daha eklemek istiyor ve Michelangelo’nun eserlerine doyamıyorsanız burası tam size göre. 1784 yılından bu yana hizmet veren daha kompakt ve sınıflandırılmış özellikte olup Michelangelo’nun orijinal Davut heykeline ev sahipliği yapan müze.

Giriş Ücreti: 12 Euro

Davut heykeli.
  • İlla bir müze tercihiniz olacak ise bu hakkınızı Uffizi’den yana kullanın ve mutlaka online bilet alın. Yoksa 3-4 saat kuyrukta beklemek zorunda kalırsınız.
  • Eğer müze ve saray ziyaretleriniz bitti ise mutlaka İtalyan moda devlerini unutmayın!
  • Alışveriş için kapalı bir alana gitmenize gerek yok. Tornabuoni ve Vigna Nuova caddeleri ünlü markaların açık hava müzesi niteliğinde.
  • Eğer az da olsa zamanınız var ise ve ünlü markaları yarı yarıya alma niyetindeyseniz 45 dakika uzaklıktaki The Mall‘e uğrayın.

Açıkçası Floransa hayallerimin daha ötesinde bir kent oldu. Bu kadar güzelliği bir arada beklemiyordum. Bir kere tarihinin önünde eğilmek gerek. Mimari yapıları, meydanları, tarihi dokuları ve gastronomi kültürleri ile Floransa bir daha ziyaret etmek isteyeceğiniz bir kent.

Özellikle meydanların birbirine yakın ve merkezi olması ulaşımınızı oldukça kolaylaştırıyor. Hemen hemen hiç taksi veya tramvay kullanmadım. Her yeri sanki daha önce gitmiş veya yaşamış gibi kolaylıkla bulabiliyorsunuz. Rönesans hakkında tek fikriniz olmasa bile Rönesans’ın akımına kapılıyorsunuz. Çok mu tarihten sıkıldınız, burası bir moda cenneti. Mesela çoğumuz Gucci’nin ilk kaliteli ürünler mağazasını burada açtığından haberdar değiliz. Hatta hiç heykel ve resim müzesine ilginiz yoksa Gucci Müzesi‘ni ziyaret edebilirsiniz. Medici ailesi ve Rönesans’a şükranlarımızı borçluyuz.

Yapmadan Dönmeyin

  • Pinokyo temalı ürünlere göz gezdirin.
  • Resim ve heykel galerilerini ziyaret edin. (Özellikle Uffizi Galerisi)
  • İtalyan mutfağının hası makarna, sos ve zeytinyağı alın.
  • Michelangelo tepesine çıkın ve bolca fotoğraf çektirin.
Dipnot

1 “Eğer İtalya Mona Lisa olsaydı, Floransa onun gülüşü olurdu.”