Ana SayfaEkolojiEnerjiTermik santraller zehir saçıyor: "Türkiye, AB ve ABD teknolojisinin işgali altında"

Termik santraller zehir saçıyor: “Türkiye, AB ve ABD teknolojisinin işgali altında”

-

İskenderun Çevre Derneği Başkanı Oktay Demirkan, Türkiye’nin AB ve ABD’nin kirli teknolojisinin işgali altında olduğunu söyledi.

DİHA‘ya konuşan Demirhan, “Bir fabrikanın maliyetlerini düşürmek için İskenderun halkının hayatı ve doğası hiçe sayılıyor” şeklinde konuşarak zehir saçan termik santrallerle ilgili uyarıda bulundu. Doğu Akdeniz sahilinde kurulması planlanan 28 termik santralden biri olan İskenderun Körfezi‘ndeki Yazıcı Demir Çelik Fabrikası Atlas Enerji Üretim AŞ’ye ait santral, İskenderun halkına ve doğasına zehir saçıyor. Hükûmetin politikaları ise termik santralleri teşvik edip kuruluşlarına destek vererek doğaya saçılan zehirleri de onaylamış oluyor.

Kömürlü termik santraller kurulurken ÇED sürecinde kümülatif etki değeri dikkate alınmadığı gibi santrallerden çıkarılan küller ile oluşturulan kül dağlarının depolanmasına dair yargı kararları da göz ardı ediliyor. Denizden alınan soğutma suyunun 8 – 12 derece arasında bir sıcaklıkla tekrar denize salınması nedeniyle denizdeki ekolojik dengenin bozulması ve çok sayıda deniz canlısının yok olmasına sebep olunuyor.

Adana’nın Yumurtalık sahiline yapılan termik santralin hemen karşı kıyısında kurulan kömürlü termik santrallerin arasında yapılması planlanan çoğunluğu kömürlü termik santrallerle Doğu Akdeniz sahilinde canlı yaşamın yok edileceğini ifade eden ekolojistler, termik santrallerin yerine yenilenebilir enerji politikalarının hayata geçirilmesini talep ediyor.

Görsel: DİHA
Görsel: DİHA

 

Demirkan, Türkiye’nin AB ve ABD kirli teknolojisinin işgali altında olduğunu belirterek “Onların kendi ülkelerinde kurmadıkları termik santralleri ve nükleer santralleri ülkemizde kuruyorlar. Onların yasaları ve halkın duyarlılığı engel oluyor bunlara. Kursalar da bir veya iki tane kurabiliyorlar. Ancak hükümetimiz yerel kömürlerimizi değerlendiriyoruz adı altında bu santrallerin kurulmasını teşvik veriyor ve ürettikleri enerjileri satın alma garantisi veriyor. Rant çevreleri de bunları fırsata çeviriyor” şeklinde durumu ifade eden ifadeler kullandı. 

Görsel: DİHA
Görsel: DİHA

Kömürlü termik santrallerin kurulmasının yasak olduğu Avrupa ülkelerine karşılık Türkiye’de her geçen gün yeni bir kömürlü termik santral projesinin hayata geçirildiğini vurgulayan Demirkan, “Yerli kömürümüzü değerlendiriyoruz” gerekçesi ile kurulan termik santrallerin yanında yeni kömür madenleri de kurulurken, santrallerde kullanılan kömürün yüzde 65’inin ithal olduğunu söyledi.

Görsel: DİHA
Görsel: DİHA

Yumurtalık’tan İskenderun’a kadar yapılmak istenen termik santrallerin tamamında aynı risk olduğunun altını çizen Demirkan, yerli kömür kullanıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını da ifade etti. Demirkan, “İthal edilen kömür daha uzun süreli ve verimli yanıyor. Türkiye kömür madenlerinden çıkarılan kömürün büyük çoğunluğu termik santrallerde istenilen verimi sağlayabilecek kalitede değil. Bu yüzden de ithal kömür kullanmayı tercih ediyorlar. Maliyetleri düşürmek için de deniz kenarlarına kurulmasını tercih ediyorlar” dedi.

termik-4

İskenderun Körfezi’nin Türkiye’nin en kirli üçüncü bölgesi olduğunu söyleyen Demirkan, Erzin ve Dörtyol’da yapılması planlanan santraller ile birlikte Erzin’den İskenderun’a kadar her adımda zehir solunacağının altını çizdi. Ayrıca İskenderun’da termik santrale ihtiyaç olmadığına dikkat çekerek, rüzgâr enerjisinin hem sanayi hem de kent için yeterli olduğuna işaret eden Demirkan şu sözleri sarf etti: Hurdadan demir elde etmek için ‘ARK’ teknolojisi kullanılıyor. Bu teknoloji Avrupa’dan getirildi. Ancak Avrupa’da artık kullanılmamaya başlandıktan sonra getirildi. Çok fazla elektrik tüketen bir teknoloji. Mevcut fabrika İskenderun’un tamamından daha fazla elektrik harcıyor. Termik santralin kurulmasının tek sebebi fabrikanın elektrik maliyetini düşürmek. Onların maliyetleri düşerken, İskenderun halkı ve doğasına da zehir yayıyorlar. Yavaş yavaş ölüme gönderiyorlar.”

Demirkan, Türkiye’de insan ve doğanın yanlış politikaların bedelini ödedikten ve her şey için artık çok geç olduğu zaman rüzgâr ve güneş enerjisine başvuracağına işaret etti. Umuyoruz ki, Türkiye Demirhan’ın dediği gibi her şey için geç olmadan önce bir adım atar ve fosil yakıt kullanımından artık vazgeçer.

Kaynak: DİHA

SON YAZILAR

Cephede enerji hasadı: Mimariyi canlı bir organizmaya dönüştürme manifestosu

Modern mimaride akıllı bina kavramı dijitalleşme ile anılırken, Hamburg’daki BIQ House bu zekayı biyolojiden alıyor. Dünyanın ilk biyoreaktif cepheli yapısı, cam panellerin içinde yaşayan mikro-alglerle hem enerji üretiyor hem de binaya dinamik bir gölge sağlıyor. Statik beton bloklardan, yaşayan organizmalara geçişin hikayesi.

Doğa kendi evini inşa ediyor: Karbon negatif bir yapı bloğu olarak “Kenevir Betonu”

İngiltere'deki Flat House, kenevir tarlasından doğan duvarlarıyla mimaride devrim yaratıyor. Karbon negatif, prefabrik ve nefes alan kenevir betonu (hempcrete) teknolojisini inceledik.

Yeni çağın şafağında!

Artık yeni çağın şafağındayız. Faşizmin tanımı bellidir. Birine istemediği ya da farkında olmadığı bir şeyi ona sormadan yapmak ya da onu buna zorlamaktır. Faşizm faşizmdir; ister hayvana ister...

Enerji tasarruflu pencereler ekolojik düşünen ev sahipleri için neden akıllıca bir seçimdir?

Y kuşağı konut piyasasına girmeye başladıkça sürdürülebilir, çevre dostu olan evlere talep de katlanarak artıyor. Ulusal Emlak Komisyoncuları Birliği tarafından hazırlanan son bir raporda, ev...
Gamzegül Kızılcık
Gamzegül Kızılcık
Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu. Kadın hakları mücadelesi, çocuk hakları ve LGBTİ hakları konularına ilgili. Doğal hayatın korunması konusuna meyledişi ve Gaia Dergi ile yollarının kesişimi sonucunda da; direnişçi bir kadın, gazeteci.

ÇOK OKUNANLAR

95,278BeğenenlerBeğen
17,593TakipçilerTakip Et
22,156TakipçilerTakip Et
243AboneAbone Ol