Ülkemizde vejetaryenlik artık biliniyor; hayvanlar konusunda bir duyarlılık da oluştu diyebiliriz. Peki ya veganlar? Onlara dair algılar muhtelif, ama “işi abarttıkları”, “aşırıya kaçtıkları” kanıları en yaygın olanları. Hayvan duyarlılığı olanlar arasında üstelik. Bu ankette veganlar kendilerini anlatıyor.

Anketi online olarak veganlıkla ilgili çeşitli gruplarda duyurdum. Bu bir keşif araştırması olduğu için genele uygulanabilecek sonuçlar çıktığını iddia edemem. Anketi hazırlamamdaki asıl amaç, birçoğumuzun merak ettiği üzere, Türkiye’deki veganların vegan olmaya karar vermelerinde en etkili olan aktivizm yöntemleri hakkında, diğer insanlara nasıl ulaşabileceğimiz konusunda ipuçları edinmek adına bir fikir sahibi olmaktı. Herkesin mutlaka sezgisel, kendinden yola çıkarak ya da külliyatı okuyarak edindiği fikirler çerçevesinde daha ikna edici olduğunu düşündüğü aktivizm yöntemleri mevcut. Herkese uygulanabilecek nihai bir yöntem belki de yok. Bu yüzden de hepimizin tecrübesi değerli.

Dünyadaki durum

2011 yılında Oregon Üniversitesi’nden Peter Cheeke ve Texas A&M Üniversitesi’nden Steven Lukefahr, 14 eyalette yaptıkları yüz yüze görüşme usulü bir araştırma ile insanların neden vejetaryen/vegan olduklarını anlamaya çalışmışlar. Vegan olmak için çoğunlukla birden çok neden sayıldığı, fakat herkesin en sıklıkla ve ortak olarak saydığı nedenin sağlık nedenleri olduğu ortaya çıkmış. Katılanların çoğunluğunu 20 yaş üstü kadınlar oluşturuyormuş.

Yine 2016’da İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre ise son 10 yılda Birleşik Krallık’taki vegan sayısının yüzde 350 artarak 521 bine ulaştığı ortaya çıkarken, vegan kadın sayısının erkek sayısının iki katı olduğu sonucuna ulaşılmış. 2013 yılında online yapılan, 8000 kişinin katıldığı bir ankette, veganların çoğunluğunu yine kadınlar oluştururken insanların vegan olmaya karar vermelerinde en etkili nedenin veganizmle ilgili video/film izlemek olduğu sonucu çıkmış (yüzde 42.) Veganların yüzde 45’i önce vejetaryen olup veganlığa aşamalı geçerken, yüzde 27’si direkt vegan olduklarını ifade etmiş. Yüzde 20’si önce vegan beslenmeye başlamış daha sonra diğer sömürü sektörlerini reddetmişler.

2016 yılında Avustralya’da 726 veganın katılımıyla yapılan bir diğer ankette ise, katılımcıların yüzde 80’i kadın, yüzde 80’i 40 yaşın altında, yüzde 80’i etik nedenlerle vegan olmuş ve yüzde 60’ı önce vejetaryen, yüzde 32’si direkt vegan olmuş. Vegan olmalarındaki en etkili nedenler arasında yüzde 37 ile bir arkadaş ya da tanıdıklarından bilgi edinme, yüzde 28 ile internet ve sosyal medyada karşılaştıkları veganizmle ilgili bilgi, yüzde 19 ile veganlıkla ilgili belgeseller yer alıyor. Başkalarını vegan olmak konusunda etkileyenlerin verdikleri cevaplar arasında en etkili yöntem örnek teşkil etmek (sadece vegan olarak), ikincisi de onlara kitap tavsiyeleri vermek, film izletmek, tarifler paylaşmak ve benzeri. İnsanları vegan olmaya teşvik eden en etkili belgeseller ise Earthlings ve Cowspiracy. Fakat Bobbie Macdonald’ın 2015’te bu konuyla ilgili yazdığı bir makalede belgesellerin zaten vegan olmaya temayülü olan insanlar tarafından izlendiğine dair ikna edici, ayrıntılı bir argümanı da mevcut.

Türkiye’ye gelince

Vegan ve Vejetaryenler Derneği Türkiye’nin change.org’da Türkiye’deki vegan/vejetaryen sayısını belirlemeye yönelik başlattığı kampanyayı 4 bin kişi imzalamış. Başka anketler yapıldığını hatırlıyorum fakat sonuçlarına ulaşamadım. Tabii ki sayısal veriye ulaşmanın en direkt yolu bu, fakat yukarıda bahsettiğim Birleşik Krallık anketinde de olduğu gibi, birçok ülkede yapılan ankette, vegan sayısı verisine ulaşmak için 10 bin civarı kişiye sorular yöneltilerek, o yüzde genele uygulanıyor. 4 binden fazla olduğumuzu umuyorum. Anketi şuradan imzalayabilirsiniz.

Bizim anket

Gelelim 245 kişinin katıldığı minik anketimize. Sonuçlarını kısaca özetlersek elde ettiğimiz veriler şunlar:

Vegan olma yaşı ortalaması: 26.4

Katılımcıların yaş ortalaması: 29.3

Katılımcıların yüzde 72’si kadın, yüzde 67.2’si üniversite mezunu, yüzde 47’si İstanbul’da, yüzde 13’ü Ankara’da, yüzde 9’u İzmir’de, yüzde 7’si Antalya’da, yüzde 3’ü Kocaeli’de yaşıyor.

Vegan olmaktaki birincil neden yüzde 89’la etik (hayvanlar)

Vegan olanların en çok etkilendiği hayvan kullanım sektörü yüzde 65.6’yla hepsi ve yüzde 27’yle gıda sektörü.

Veganların, veganlığın doğru yaşam biçimi olduğuna karar verirken en çok etkilendiği kaynak yüzde 36’yla hayvanlara yönelik şiddet görüntüleri.

Sağlık nedenleriyle vegan olanların en çok etkilendikleri kaynak vegan beslenmeyle ilgili sosyal medya grupları.

Vegan olurken ve olduktan sonra en çok bilgi alınan kaynak yüzde 49’la kitap/video/belgeseller.

Katılımcıların yüzde 63.4’ü vegan olmadan önce vejetaryen olmuş. Vegan olmadan önce vejetaryen kalma süreleri 4 aydan 20 yıla kadar değişiyor. Vegan olmadan önce vejetaryen kalma ortalama süresi 3 sene.

Veganlıkla ilgili vegan olmadan önce keşke bilseydim dediğiniz bir şey oldu mu? açık uçlu sorusuna en çok verilen cevap, keşke hayvan sömürüsünün boyutlarını, veganlığın mümkün ve kolay olduğunu daha önce bilseydim ve daha önce vegan olsaydım şeklinde.

Veganların veganlarla ilgili vegan olmadan önce ve sonraki izlenimleri sorulduğunda hem olumlu hem olumsuz yönde artış var. Olumlu nedenlerdeki artış sıklıkla veganların ahlaki duruşları ve adaletli olmalarıyla açıklanıyor. Katılımcıların diğer veganlarla ilgili olumsuz izlenimlerinin nedenleri ise çeşitli grupların vegan olmayanlara ve veganlara karşı katılımcıların saldırgan, küçümseyici, egosantrik olarak değerlendirdikleri tutumları olarak belirtilmiş.

Katılımcıların en altta yer alan ucu açık sorulara verdikleri ayrıntılı cevapları okumanızı tavsiye ederim. Cevaplar çok kıymetli tecrübeler ve fikirler içeriyor. Yazı çok uzun olacağı için hepsini ekleyemedim.

Meerkat or suricate (Suricata suricatta) family with young on the lookout at the edge of their burrow. Kgalagadi Desert. Southeast Namibia

Anlatımlı ve karşılaştırmalı sonuçlar

Cinsiyet Kimliği:

Katılanların yüzde 24’ü erkek, yüzde 72’si kadın, katılımcılardan 2’si queer, 2’si androjen, 2’si genderfluid, 1’i transseksüel. 6 kişi cinsiyetini farklı nedenlerle belirtmek istemediğini yazmış (önemli bulmuyorum, kaçıncı yüzyılda yaşıyoruz vb. açıklamalar var). Cinsiyeti (çoktan seçmeli olarak değil, boşluk bırakarak) soru olarak eklememin nedeni, dünyadaki verilerle paralel bir şekilde veganların çoğunluğunun kadın olup olmadığını görmekti. Bu konuyla ilgili birkaç çalışma da mevcut. Kadınlar sadece veganlıkta değil, tüm hayvan hakları hareketlerinde çoğunluktalar. Özcü bir yaklaşım benimsenmediği sürece bu verinin de faydalı bir şekilde kullanılabileceğini düşünüyorum.

Eğitim:

Katılanların yüzde 67’si üniversite mezunu, yüzde 16’sı yüksek lisans, yüzde 12.5’i lise mezunu. Ben olsam bu soruya seçkinci olduğu gerekçesiyle muhalefet ederdim ama buna itiraz olmamış. Veganların vegan olma yaşlarıyla da birleştirildiğinde, veganizme maruz kalınan sosyal ortamların sınırlarının tekrar belirlenmesi, sosyal medyanın daha etkin kullanılması, kapsayıcı bir dil kullanılması gibi çözümler farklı eğitim düzeyindeki insanlara hitap edilmesini kolaylaştırabilir.

Yaş:

Katılımcıların yaş ortalaması: 29.3

50 yaş üstü 9 kişi (yüzde 3.7), 40-50 yaş arası 16 kişi (yüzde 6.7), 30-40 yaş arası 72 kişi (yüzde 30), 20-30 yaş arası 119 kişi (yüzde 51), 15-20 yaş arası 21 kişi (yüzde 8.8).

Katılımcıların vegan oldukları yaş ortalaması: 26.4

20 yaşından önce vegan olanlar 56 kişi (yüzde 23), 20-30 yaş arasında vegan olanlar 106 kişi (yüzde 47), 30-40 yaş arasında vegan olanlar 56 kişi (yüzde 23), 40-50 yaş arasında vegan olanlar 13 kişi (yüzde 5), 50-60 yaş arasında vegan olanlar 6 kişi (yüzde 2.5).

Nerede Yaşıyorlar?

Katılımcıların 115’i (yüzde 47) İstanbul’da, 33’ü (yüzde 13) Ankara’da, 24’ü (yüzde 9) İzmir’de, 19’u (üzde 7) Antalya’da, 8’i (yüzde 3) Kocaeli’de, 6’sı yurtdışında, 5’i Bursa’da, 5’i Muğla’da, 4’ü Eskişehir’de, 2’si Konya’da, 2’si Aydın’da, 2’si Denizli’de, 2’si Samsun’da, 2’si Mersin’de, 2’si Manisa’da, 1’i Rize’de, 1’i Tekirdağ’da, 1’i Edirne’de, 1’i Balıkesir’de, 1’i Yalova’da, 1’i Kayseri’de, 1’i Zonguldak’ta, 1’i Trabzon’da, 1’i İskenderun’da, 1’i Karabük’te, 1’i Sakarya, 1’i Adana’da yaşıyor.

Vegan olmanızdaki birincil neden nedir?

Yukarıda bahsettiğim anketlerde vegan olma nedenlerinin birden çok alana, birbirine daha yakın yüzdelerde yayıldığını görüyoruz. Bizim minik anketimizde durum hiç öyle değil. Etik (hayvanlar) nedenlerle vegan olanların ezici bir üstünlüğü var.

218 (yüzde 89.0): Hayvanlar (etik)

5 (yüzde 2.0): Din/Spiritüel Gelişim

3 (yüzde 1.2): Ekolojik/Çevre

(yüzde 0.0): Kilo Kontrolü/Fitness

1 (yüzde 0.4): Aile/arkadaş baskısı/etkisi

9 (yüzde 3.7): Sağlık (Bitkisel Beslenmenin Yararları)

9 (yüzde 3.7): Diğer (siyasi; hayvan özgürlüğü; insanın kendisi dışındaki-insan ve diğer hayvanlar-hissedebilir canlılar üzerindeki otoritesinin reddi; vicdan; hayvanların bir eşya, duygusuz ve hissiz birer varlık gibi kullanılmaları ve bunun çevreye etkileri)

Ankete katılanların yüzde 63.4’ü (154 kişi) önce vejetaryen olmuş, yüzde 36.6’si (89) ise doğrudan vegan olmuş. Bu veriyi, demek ki insanların çoğunluğu önce vejetaryen olmalı diye değerlendirmek doğru olmayabilir. Çünkü bunun için öncelikle vejetaryen olanların yüzde kaçının vegan olduğunu bilmemiz gerek. Ayrıca, 2014’te Humane Research Council’in yaptığı bir araştırmaya göre vejetaryenlerin karnizme dönme ihtimali veganlardan daha yüksek.

Hayvanların hangi şekilde kullanımı sizi en çok etkiledi?

160 (yüzde 65.6): Hepsi eşit derecede etkiledi

66 (yüzde 27.0): Gıda olarak

8 (yüzde 3.3): Deneylerde

4 (yüzde 1.6): Eğlence sektöründe

4 (yüzde 1.6): Giyim sanayisinde

1 (0.4): Ulaşımda

1 (yüzde 0.4): Tarımda

Eğer vegan yaşamı hayvanlar ve etik nedenlerle seçtiyseniz veganlığın doğru yaşam biçimi olduğuna karar verirken en çok hangisinden etkilendiniz? Lütfen önem derecesine göre sıralayınız. (En önemli faktör seçim sırasına göre)

1. Yüzde 36: Hayvanlara yönelik şiddet görüntüleri (kesim vb.)

2. Yüzde 16: Bir sektördeki hayvan kullanımını gördükten sonra tüm sömürü şekilleriyle bağlantısını kurabilmek

3. Yüzde 15: Tanıdığım bir hayvandan yola çıkarak tüm hayvanlarla empati kurmak

4. Yüzde 14: Veganlarla bire bir etkileşimde bulunmak

5. Yüzde 7: Vegan aktivizm belgeselleri izlemek

6. Yüzde 6: Vegan aktivizm konuşmaları dinlemek

7. Yüzde 5: Sosyal medya ve internette karşılaştığım veganlıkla ilgili bilgilendirici yazılar

Eğer vegan beslenmeyi sağlık nedenleriyle seçtiyseniz, (yani hayvansal gıda tüketmiyorsanız) veganlığın doğru yaşam biçimi olduğuna karar verirken en çok hangisinden etkilendiniz? Sağlık nedenleriyle seçmediyseniz bu soruyu geçin.

1. Vegan beslenmeyle ilgili sosyal medya grupları

2. Doktorumun tavsiyesi

3. Veganlarla bire bir etkileşimde bulunmak

4. Vegan beslenmeyi savunan doktor/bilim insanı/araştırmacıların sosyal medya/yazılı medyada karşılaştığım video/yazıları

Vegan olurken/olduğunuzda en çok kimlerden bilgi aldınız?

119 (yüzde 49.0): Kitap/video/belgesellerden

75 (yüzde 30.9): İnternette tanımadığım kişilerden

34 (yüzde 14.0): Bire bir tanıdıklarımdan

15 (yüzde 6.2): Bilgi almadım

Vegan olmadan önce veganlar hakkındaki düşünceniz ne yöndeydi?

121 (yüzde 50.0): Olumlu

98 (yüzde 40.5): Nötr

23 (yüzde 9.5): Olumsuz

Vegan olduktan sonra veganlar hakkındaki düşünceniz ne yönde?

148 (yüzde 60.9): Olumlu

29 (yüzde 11.9): Olumsuz

66 (yüzde 27.2): Nötr

Açık uçlu sorulara verilen cevaplardan seçmeler 

Vegan olmadan önce veganlar üzerine olumlu ve olumsuz izlenimler:

Veganlar da vegan olmadan önce veganları aşırı-marjinal-fanatik bulduklarını ifade ediyorlar ve başta bunun zor olduğunu düşünüyorlar genellikle. Beslenme alışkanlıklarından, damak zevkinden vazgeçemeyeceklerini düşünmüşler o zamanlar. Veganlara zoru başarmış insanlar olarak saygı duymuşlar, takdir etmişler çoğunlukla veganları ama özellikle sosyal medyadaki saldırgan tavırlarından rahatsız olduklarını da ifade edenler var epeyce.

Veganlarla ilgili izlenimlerin olumlu anlamda da olumsuz anlamda da arttığı görülüyor. Neden önemli? Ortak bir dil geliştirebilmek, ortak etkinlikler organize edebilmek, asgaride buluşabilmek ve insanların vegan olurken veganları model olarak alması nedeniyle. Çünkü bunların bir kısmı şu anda vegan olmayan insanların da bizim hakkımızdaki izlenimlerini teşkil ediyor. Evet kişilere değil ideolojiye odaklanmaları gerek ama çalışmalara göre, o iş öyle yürümüyor. Aşağıda, olumsuz yönde artışın düşüklüğüne rağmen, yoğun olarak, veganların diğer veganlara yönelik ciddi ve samimi eleştirileri de yer alıyor.

Anket cevapları birbirinden ilginç olmakla birlikte yazının uzunluğunu düşünerek, gruplandırıp seçtiklerime yer veriyorum. Geri kalanını ayrıca yayınlayacağız.

  • Hissettiklerini yaşam biçime dökebilen insanlar olarak onlara saygı duyuyordum zira ben hareketlerimi hislerime bir türlü uyduramıyordum. Danalara üzülüyordum ama sucuk yiyordum, filan. Ayrıca vegan olmadan önce veganlığın çok daha zor olduğunu sanıyordum, bu sebeple de veganlara “zoru başarmış insanlar” olarak bakıyordum. 
  • Çok ekstrem olduklarını düşünüyordum 🙂 Şimdi gülüyorum. İneğin memesinden fışkıran sütü içip tavuğun poposundaki yumurtayı yerken, veganların ekstrem olduğunu düşünmem epey ekstremmiş 🙂 
  • Yapılması gerekeni yaptıklarını düşünüyor, özeniyor ama alışkanlıklarımdan vazgeçemiyor, türlü bahaneler üretip cesaret edemiyordum. 
  • İtici ve aşırı olduklarını düşünüyordum. 
  • Sütsüz, yumurtasız, yoğurtsuz yaşanamayacağını düşünüyor, veganlara “deli” gözüyle bakıyordum 🙂  Şimdi aç da kalsam da veganım 🙂
  • Vejetaryen olduğum süre boyunca, sosyal medyada, özellikle vegan istanbul gibi her yerde öne çıkan, abolisyonist gruplarda denk geldiğim yargılayıcı, kendi öznel fikirlerini dayatan agresif veganlar maalesef veganlığı uzun süre araştırmamama neden oldu. Farklı facebook gruplarında, yabancı gruplarda, reddit vs gibi ortamlarda yeni insanlarla tanıştıkça veganlığa daha çok inanarak motive oldum ve denemeye karar verdim. Veganlığın önünde gerçekten en büyük engellerden birini de, bu otoriter bir şekilde veganlığın felsefesi ötesinde kişisel fikirlerini dayatan sevimsiz insanlar oluşturuyor maalesef.
  • Sömürüye katliama karşı bir şey yaptıkları için. Süt ve yumurta üretiminde neler yapıldığını biraz öğrenmeye başlayınca veganlığa geçmeye başladım ben de.
  • Et yememeyi bir noktaya kadar anlayabiliyordum ama veganlık da neydi? Sadece otla beslendikleri söylenen marjinal insanlardı. Cahillik fena şey. Yoook daha neler yumurta peynir yenmez miiiii hele yoğurt. Etik sebepleri kavrayacak olgunluğa erişmeden önceki bakış açısı bu oluyor. İnsanların bilgilenmesini sağlamak ve vicdanlara hitap edebilmek gerekiyor bu aşamada.
  • Hâlâ aynı fikirdeyim. Doğru ile gerçek her zaman aynı olmuyor ve veganların gerçeklerden bihaber çıkışlarla öne çıktığını düşünüyorum. Naveganlara karşı çoğunlukla suçlayıcı, yanlış, gerçeklikten kopuk yaklaşımlarda bulunuyorlar. Bu çok itici.
  • Yetiştiğimiz kültüre karşı irade göstererek, hem çok büyük bir fedakarlık hem de gezegenin geleceği için çok önemli bir şey yaptıklarını düşünüyordum.

Vegan olduktan sonra veganlar üzerine izlenimler ve nedenleri:

  • Duygu kontrolü konusunda sorun yaşayan, sadece hayvanlara empati yapabilen veya konuyu egosantrik bir şekilde algılayıp herkesin kendisiyle aynı noktada olmamasına öfke duyan çok vegan var. İyi niyetli olduklarını ama insanları hiç anlamadıklarını düşünüyorum. 
  • Her topluluk arasında olduğu gibi vegan, vejeteryan, şu bu… bütün grupların arasında küçük küçük klanlar oluşuyor. Herkes ana fikri kaçırıyor. Diğer canlılar söz konusu iken, ben bunu şöyle yaparım, hayır ben daha iyisini yaparımlarla dolu küçük insanın kibrinin armağanı ego savaşları baş gösteriyor. Kendi düşüncesine sahip olana saygı duymuyor hele ki kazanabileceği kişilere kaşı daha da acımasız oluyor…
  • Dünyayı veganların kurtarabileceğine inanıyorum. Sadece hayvansal ürünler tüketmemekten geçmiyor, veganlık bir felsefe, sömürünün her türlüsüne karşı bir duruş, bir devrim.
  • Veganların içinde haz etmediğim çok insan var. Vegan olmak kategorik olarak bir insanı iyi yapmıyor. Hepsi kritik düşünen sorgulayıcı insanlar da değil bence. Ama bunun dışında birçok veganla birçok konuda uzlaşıyoruz. İçlerindeki empati ve iyilik muazzam. Olayları önyargısız değerlendirebilme kritik yapma becerileri yerinde. En önemlisi karnist bir dünyaya başkaldırmışlar.
  • Bazı gruplar hakkındaki fikirlerim halen gayet olumsuz. Hatta veganlığın ne kadar kolay olduğunu ve ne kadar güzel insanlarla dolu olduğunu gördükçe, bu kişilere maalesef iyice kızıyorum. O grupları takip eden sayısız arkadaşım, belki veganlığa ilgi duyabilecekken uzaklaştılar.
  • Bu dünyada hissedebilir tüm türler için hakiki anlamda adil olabilmenin mümkün ve kolay olduğunu gösteren canlı birer örnek oldukları için.
  • Çünkü özellikle abolisyonist veganların bazıları yüzünden naveganlar veganlıktan tiksinmiş durumda. O insanları aramıza katmak varken, üstlerine gitmek çok yanlış. Kimse doğar doğmaz vegan değildi, zamanla olduk. Paylaşım herkese yapmalıyız ama bilgilendirme işlemini dileyenlere yapmalıyız. Önüne geleni darlamak olmamalı mevzumuz.
  • Vegan olmak yalnızca türcülük karşıtı bir duruş. Savaş ve sömürü içinde, ırkçı, dinci, liderlere tapınma hali olan, cinsiyetçi, homofobik, doğanın katledildiği bir dünyada yaşıyoruz. Bunlar aklıma gelen en temel olanlar, daha sayılabilir. Vegan olmak dışında bunlara karşı da duruş sergilenmeli ve/veya eylemsellik haline geçilmeli. Yoksa bir ineğe karşı ayırımcılık yapılmazken; kürt, kadına veya trans bir bireye yapılıyor olması canlıların haklarına saygı temelinde olan vegan olmak ile çelişir.Navegan bireylere “katil”, “tecavüzcü” vb. itham ve imalarda bulunmak yerine mesele sakince anlatılmalı. Bir zamanlar kendimizin de navegan olduğu unutulmamalı. Vegan olduktan sonra özel bir mertebede olunduğu gibi bir kibre düşülmemeli.
  • Veganların daha hassas ve daha eşitlikçi olduklarını gördüğüm için düşüncelerim olumlu yönde gelişti.
  • Veganlara özel bir durum değil ama asabi, alaycı, sürekli birbirinin açığını arayan, tartışmayı bilmeyip kavga eden çokça vegan var. Bu negatiflikten uzak kalabilmek için birçok vegan gruptan çıktım.

Lütfen eklemek istediğiniz herhangi bir şey varsa yazınız:

  • Ben çok az süt kullanan, peynir yemeyen, etten tiksinen biriydim. 5 sene önce bir arkadaşım vegan olacağını söyleyince baya zormuş deyip geçmiştim. Çok da bilgi vermemişti. Sonuçta her şeyin içinde yumurta var ve çalışma hayatında ayırmak zor olabilirdi. Medyada da (kapitalizm sayesinde) bilgi çok yoktu. Eğer Gary Yourofsky’yi o zaman izlemiş olsaydım çoktan vegan olurdum. Kızım vegan olduğunda 1 buçuk yaşındaydı. Umarım hayatı boyunca vegan olarak kalır. Sanırım daha fazla duyurulması gerekiyor… 
  • Hayvan zulmü benim için tek başına veganizme geçiste etkili olamadı. Bilmiyordum yalanına sığınmayı iki yüzlülük olarak görüyorum, özellikle Türkiye’de yetişmiş 30 yaş üstü nesil için. Civcivimi tavuk olunca kestiler ve o gün çok ağlasam da başka tavukları da yıllarca yedim. Az çok kurban kesimi gördüm, kurban derisi gördüm, tezgahta debelenen balık gördüm. Koyun, kuzu etini ağzıma sokmadım ama aklım gayet ineğin ya da yengecin de öldürülürken benzer acılar çekebileceği bağlantısını kurabilecek kapasitedeydi. Birincil sebebim keşke hayvanların yaşam hakkı olsaydı. Bunun icin maalesef çok geç kaldım. Bununla da yaşamam lazım.
  • Veganlığı duyduktan ve olduktan sonra vejetaryenler de itici ve iradesiz gelmeye başladılar. Çünkü etten uzak durmak çok basit bir şey ve süt ürünlerinin yapımında hayvanlar daha uzun süre acı çekiyorlar.
  • Veganlığın bir felsefesi var vegan olup da milliyetçi, cinsiyetçi, halk düşmanı olan kapitalizme destek veren kişilerin vs bazı bağlantıları kuramadıklarını düşünüyorum.
  • “İncitme hiçbir karıncayı; yem taşır / Canı vardır, can dediğin tatlıdır” diyen Firdevsî ve bu inceliği taşıyan insanlar nasıl tam tersi davranabilir, şaşmalı. Sâdık Hidâyet’in 1926’da yazdığı “ölüm” denemesinde şu sözü manidardır: “Hunharlar ve cellatlar sadece öldüklerinde bırakıyorlar zulmü”. Hunhar’ın anlamı zalimdir. Eti “Hunharca yemek” nedir, düşünelim. İnsan kendine zarar veren veya zarar verme potansiyeli olan insanlara ve diğer canlılara karşı meşru müdafaa yapması gerekir. Şiddetin meşru olduğu tek alanın meşru müdafaa olduğunu düşünüyorum.
  • Veganlık üzerine hayatımın yarısında düşündüm. Ama daha yeni cesaretimi toplayabildim. Vejetaryenlik ise asla yapmayacağım bir şeydi. Bana göre vegan arkadaşlarımla da vejetaryen arkadaşlarımla da konuşurken hep bunu savundum. Evet veganları anlıyorum çok haklılar ve büyük bir mücadele içindeler ama vejetaryenlik bana göre ikiyüzlülük. Yani hayvanı katı halde değil sıvı halde tüketince oluyor mu? Bence olmuyor. O yüzden kendime güvenip, empati kurmayı başarana kadar çok zaman geçti. Ama nihayet o kırılımı yaşadım. Kendi adıma çok mutluyum.

Vegan olduktan sonra veganlık hakkında keşke daha önceden bilseydim dediğiniz bir şey oldu mu?

  • Vejetaryen de olmadan önce “tüm hayvanların yaşama hakkı” gibi yazılar okuduğumda “sadece kendi kedi/köpeğimizi değil sahipsizleri de” diye anlayıp ne kadar dar bir perspektiften bakıyormuşum. Her Pazar bütün gün sahipsiz köpeklerle ilgili çalışmalar yapıp akşam aynı ekip (hayvan kurtardığını sanan ekip) olarak kebapçıya giderdik, ııgghhhh. 
  • 4,5 yıl oldu vegan yaşam biçimini kabul edeli, her gün geçmişimden utanıyorum, keşke daha erken fark edebilseydim.
  • Keşke beni vegan bir aile yetiştirseymiş ya da keşke 20 sene önce vegan olsaymışım. Onca hayvanın canına kıymaz ve bedenimi leş yuvasına çevirmezdim.
  • Çoğu insan gibi, ineklerin süt vermesini, elma ağacının elma vermesi gibi sanıyordum. İnek süt verirdi, hem de insana… Hamile kaldığını, doğurduğunu, yavrusundan ayrıldığını vs. hiç bilmiyordum. Belki bilseydim daha önce empati kurardım.
  • Veganlığın imkansız bir yol ya da elitist bir tavır olmadığını bilmek isterdim.
  • Keşke daha önceden vegan olsaydım dediğim çok oldu. Nasıl bir hayvana ait olan bir şeyi bana aitmiş gibi kullanabildiğimi yani sömürebildiğimi nasıl akıl edememişim dediğim çok oldu (bunu akıl etmek için video izlemeye gerek yok). Et yemek dışında da hayvanların nasıl sömürüldüğüyle ilgili daha çok bilgi edinmiş oldum. Hayvancılığın doğaya etkisini de çok bilmiyordum. Hayvansal ürünlerin sağlığa etkisini de pek bilmiyordum.
  • Eskiden neredeyse tamamen hayvansal kaynaklı beslenen bir kişi olarak, bu kadar kolay, hiç zorlanmadan vegan olacağımı ve veganlığın bana böylesine iyi geleceğini keşke daha önceden bilseydim.
  • Süt endüstrisini daha önce öğrenseydim belki daha erken vegan olurdum. Süt endüstrisini bilmeden önce veganlığı ilk duyduğumda tamamen merakla “yenecek ne kalıyo” diye de düşünmüştüm, sebebini öğrendikten sonra yiyecek ne kalacağını beni durduracak kadar umursamadım.
  • Yumurta, süt ürünleri ve balın da hayvan sömürüsü olduğunun farkında değildim.
  • Daha çok idrak edebilseydim, gözümün önündekileri görüp bağlantıları kurabilseydim diyorum. Mesela ineklerin de bizim gibi sadece bebekleri içsin diye süt ürettiklerini kavramak neden bu kadar uzun sürdü? Bebeklerin sütünü çaldığımızı ve üstelik bu çok fazla proteinli sütün bize hiçbir faydası olmadığı gibi günümüz hastalıklarının baş müsebbibi olması da cabası. Hele tavukların normalde yılda sadece 15-20 yumurta verebildikleri gerçeği.
  • Böyle doğmak isterdim, hatta bizden öncekilerin de. Maalesef bu mümkün değildi, evrimsel olarak olamazdı. “İnsanlık” dediğimiz kavramın içi yavaş yavaş doluyor.
  • Daha önce vegan gıdalara ulaşmanın çok zor olduğunu düşünürdüm, keşke bu kadar kolay olduğunu bilseydim ve yıllar önce vegan olsaydım. Tek pişmanlığım vegan olmayı öteleyip, vicdanımla bunca sene boşu boşuna savaşmış olmak

Şıklarda yer almayan ya da eklenmek istenen vegan olma nedenleri:

  • Kedi-köpekle ilgili çalışmalar yaparken ve hayvan deneyleriyle ilgili videolar çekip insanlara neden “cruelty-free” ürünler kullanmaları gerektiğini anlatırken navegan olduğum için aslında bol cruelty’ye yol açan bir hayatım olduğunu fark etmek. 
  • Evet, Gary’nin okulda yaptığı bir konferansı izledim youtube’dan. O gece vegan olmaya karar verdik ailecek. Bebeğimiz de dahil veganız ve çok mutluyuz.
  • Hayvanların birbirleriyle ya da insanlarla empati kuruyor olduğunu görmek. Üzüntü, neşe, umutsuzluk gibi insanlarda da olan duyguları onlarda da görmek. Sevilmek ihtiyaçlarını görmek. Doğanın efendisi değil diğer canlılarla birlikte yaşayan bir canlı olduğumu bilmek.
  • Kedi ve köpeklerle yıllardır birlikte yaşıyorum, sokak hayvanlarının refahı için çalıştım. Sanırım acılarını gördüğüm zamanlar, tüm canlılara karşı beni daha da hassaslaştırdı. Sadece hayvanlar değil, bir ağaç kesildiğinde, bir dere kuruduğunda da benzer hislere sahip oldum.
  • Başka canlılara acı vermek ruhsal tekamülle bağdaşmamalı.
  • Politik nedenler. Anarşist bir bireyim. Sömürüye karşıyken türümün dışındaki bir canlının sömürülmesi ilkelerime karşı gelmeye başladı. Endüstriyel ve kapital boyutu zaten bambaşkaydı.
  • İhtiyacım olanı bitkisel olarak bulabiliyorsam neden bir hayvana zarar vereyim düşüncesi.
  • Beslenme ve diyet uzmanıyım. Politik nedenlerle vegan yaşamı tercih ettim. Ancak mesleğim gereği sağlık boyutu ile de çok ilgileniyorum. Aktivizmi mesleğim aracılığıyla da gerçekleştiriyorum.
  • İzlediğim bir filmde insanları canlı canlı keserek tabaklarına koyup çatal bıçak kullanarak çiğ çiğ yediklerini gördükten sonra bugüne kadar farkında olmadığım tüm acıların farkına vardım ve o gün benim için her şey yeniden başladı.
  • Kuzenim vegan olma sebebimdir. Bana hakaret etmeden, beni aşağılamadan her soruma ve karşı argümanıma cevap verdi. Bana yaşanan gerçekleri anlatıp, kendimi düşünmem için fırsat tanıdı. Bana sorular sorarak düşünmeme sebep oldu. Sözleriyle baskı kurmak yerine, davranışlarıyla örnek oldu.
  • Her alanda ayırımcılığın karşısında durmaya çalıştım. Kadınlara, lgbtilere, siyahilere, Kürtlere, işçilere, Alevilere dönük ayrımcılığa en güçlü tepkiyi verirken; başka bir canlıyı sömürmek samimiyetsiz geldi. Çelişkiyi gidermek için vegan oldum.

Başlık Görseli: Özgür İşgören

Hazırlayan: Cansu Özge Özmen